Salgınlar

0
886

Yeni tip koronavirüsün sebep olduğu salgın ortaya çıktığından beri etkilerini daha iyi anlamak, karşılaştırma yapmak ve neler olabileceğini öngörmek adına dünya üzerinde bugüne kadar yaşanan tarihteki önemli salgınları sizin için özetledik. Keyifli okumalar dileriz…

Salgın nedir

Salgın belli bir insan popülasyonunda, belli bir periyotta, yeni vakalar gibi görülen ancak önceki tecrübelere göre beklenenden fazla etki gösteren hastalıktır. Bir salgın lokal olarak bir bölgede (epidemik) etkili olabilir veya daha genel olarak hatta dünya çapında (pandemik) olabilir.

Sabit seviyede oluşan ve popülasyonda görece olarak yüksek derecede seyreden alışılagelmiş hastalıklar ise endemik olarak adlandırılır. Endemik hastalığa bir örnek sıtmadır. Afrikanın bazı bölgelerinde (örneğin, Liberya) halkın büyük çoğunluğunun hayatlarının bazı dönemlerinde sıtmaya yakalanmaları beklenir.

17. yüzyıla kadar salgın hastalıkların tümüne veba deniliyordu. Veba salgınları tarihte önemli bir yere sahipti. Bunda vebanın geçmiş dönemlerdeki olumsuz yaşam koşulları nedeniyle kolayca yayılmasının payı vardır.

Vebaya neden olan Yersinia pestis bakterisi

Tarihin En Büyük Salgınlar

Dünya tarihinde birçok defa salgınlar yaşanmış, milyonlarca insanın ölümüyle neticelenmiştir. Biz de geçmişten günümüze en büyük 10 salgını inceledik.

1- Jüstinyen Veba Salgını (541-542)

Jüstinyen veba salgını ilk olarak Mısır ‘da görülmüş, Doğu Roma İmparatorluğu’na Mısır dan gelmiştir. Yapılan tahminler Mısır’daki limandan gelen gemilerle birlikte veba taşıyan farelerin de ülkeye geldiği yönündedir. Fakat yapılan son araştırmalarla vebanın Avrupa’ya gelen Hunlar ve İskitler gibi topluluklar tarafından yayıldığı, farelerin yanı sıra sulara atılan at ölülerinden vebanın yaygınlaştığı ortaya çıkmıştır. Orta Asya’daki kayıpların ölüm nedenleri incelenmiş, Doğu Roma’daki ölümlerle aynı bulgulara rastlanmıştır.
Bu salgın başkent Konstantinopolis’i, Sasani İmparatorluğu’nu, Akdeniz etrafında bulunan liman şehirlerini ve Anadolu’yu büyük ölçüde etkilemiştir. 2013’te araştırmacılar, salgının nedeninin Kara Ölüm’ün (1347-1351) sorumlusu ile aynı bakteri olan Yersinia pestis olduğunu doğruladılar. Jüstinyen Veba Salgını’nın suşunun  atasıyla yakından ilişkili olan eski ve modern Yersinia pestis suşları, Kırgızistan, Kazakistan ve Çin sınırlarında, Tanrı Dağları’nda bulundu ve bu da Jüstinyen Veba Salgını’nın kökenini o bölge veya yakınını düşündürtmektedir.
Salgının başlangıcı Bizans İmparatoru I. Justinianus zamanında gerçekleştiği için salgın Jüstinyen Vebası olarak adlandırılmıştır.
İmparator, salgın karşısında hızlıca önlemler almaya başlamıştır. Öncelikle şehre giriş çıkışları yasaklamıştır. Bir nevi karantina uygulamıştır. Şehrin kapıları bizzat vali tarafından kontrol edilmiştir. Sıkı güvenlik önlemleri alınmasına rağmen farelere bir çözüm bulunamadığı için salgının önüne geçilememiştir. Farelerin tüyleri arasına gizlenen ve bir milimetreden küçük Xenopsylla denen uçucu bir böcek, midesinde Pasteurella pestie denen ölümcül veba bakterisi taşımaktadır. Bu böcekler uçarak çevrede bulunan diğer farelerin tüyleri arasına yerleşip hızla üremektedirler. Sonra farelerin tüyleri arasından kalkarak doğrudan insan vücudunun herhangi bir noktasına konup ısırmak suretiyle veba mikrobunu aktarmaktadırlar. Etki süresi ortalama iki gün olan veba bakterisi en geç üçüncü gün içinde insanı öldürmekteydi. Başlangıçta birkaç yüz ile sınırlı olan veba ölümleri bir anda binlere ulaşmıştır. O kadar çok ölümler olmuştur ki insanları gömecek yer bulunamamıştır. Çare olarak ölüler denize atılmıştır. Salgın süresince tahminlere göre Bizans’ın merkezi İstanbul’da günde 16.000 insan hayatını kaybetmiştir.
Dünya çapında vebadan ölen insan sayısı ilk salgında 25 milyon dolaylarındadır. Devam eden süreçte ise bu rakamın 50 milyon ila 100 milyon arasında olduğu söylenmektedir. O zamanın koşullarında dünya nüfusu göz önünde bulundurulursa rakamın büyüklüğü daha net anlaşılacaktır.
500 yılları civarında dünya nüfusu yaklaşık 190 milyon iken, 600 yılı civarında 185 milyondur; bunda şüphesiz ki bu salgının büyük etkisi bulunmaktadır.
Jüstinyen Veba Salgını o yıllar içerisinde bitmemiştir. Bu hastalık iki yüz yıl boyunca can almaya devam etmiştir. 541 yılında başlayan ve VIII. yüzyılın ortalarına kadar aralıklarla süren veba, Arap yarımadasına kadar yayılmıştır.
İnsanların, hastalık bulaşan bireylerden kaçınmak dışında bu hastalıkla nasıl savaşılabileceğine dair bir fikirleri yoktu. Salgının kontrol altına alınabilmesi ancak karantina ile olabilmiştir. Halk evlere kapandıktan sonra hastalığın yayılma hızı azalmıştır.
Vebanın sona ermesiyle pandemiden canlı kurtulanlar üzerine en iyi tahmin iyi bir bağışıklığa sahip olduklarıdır.

2- Kara Veba (1346 – 1350)

Kara Veba olarak da bilinen Kara Ölüm, insanlık tarihinde kaydedilen en ölümcül salgındır. O dönemde bu salgına “Büyük Ölüm” dense de, daha sonraki yıllarda “Kara Ölüm” olarak tanımlanmıştır. Bunun sebebi de, bu hastalık sonucunda deri altı kanamalar yüzünden derinin siyaha dönmesidir.
Yersinia pestis bakterisinin neden olduğu bir hastalıktır. Yersinia pestis enfeksiyonu en yaygın olarak bubonik vebaya neden olur, ancak septisemik veya pnömonik vebalara da neden olabilir. Bu salgında kasıklarda şişmeler (bubolar) meydana gelmekteydi. 19. yüzyılda Asya’da görülen veba hastalığında aynı belirti gözlemlendiği için 20. yy. başlarındaki araştırmacılar Kara Ölüm’ün Yersinia pestis adlı bakterinin yol açtığı, sıçan  (Rattus rattus) yardımıyla ve pireler tarafından taşınan aynı hastalık olduğuna hükmetmişlerdir. Ancak, bubolar başka hastalıkların da belirtisi olabildiği için Kara Ölüm’ün bir veba salgını olduğu kesinlik kazanmamıştır.

15 Ocak 2018’de yayımlanan habere göre, Oslo ve Ferrara Üniversitelerinin yapmış olduğu çalışmalar sonucunda salgının hayvan değil insan kaynaklı olduğu ortaya çıkmıştır. Yersinia Pestis isimli bakterinin bir “insan parazit modeli” olduğu anlaşıldı. Prof. Nils Stenseth “Fareler tarafından bulaştırılan bakteri bu denli hızlı yayılamaz. Sonuç oldukça açık: Hastalığı yayan ve bulaştıran insan vücudundaki bitlerdi” dedi.

Veba yalnızca 14.yüzyılda Avrasya ve Kuzey Afrika’da 75 ila 200 milyon kadar insanın ölümüne yol açmıştır.

Başlarda Çin ve Orta Asya’da görülen salgın, 1347’de Kırım’da bir Ceneviz ticaret merkezini kuşatan Moğol ordusunun vebalı cesetleri mancınıkla kentin içine atmasıyla Avrupa’ya taşınmıştır.

Kara Vebanın etkileri 1700’lü yıllara kadar devam etmiştir. Benzer salgın hastalıkların Avrupa’ya her yeni nesille geri döndüğü düşünülmektedir; Bunların arasında 1629-1631 yıllarında gerçekleşen İtalya salgını, Büyük Londra Salgını (1665-1666), Büyük Viyana Salgını (1679), Büyük Marsiya Salgını (1720-1722) ve son olarak da 1771 Moskova Salgını bulunur. Salgının tanımı üzerine birçok tartışma mevcuttur ancak Avrupa’da 19. yüzyılda ortadan kalkmıştır.

Kara Ölüm, İkinci Veba Salgınının ilk felaket salgın dalgası” olduğu söylenmekte. İkinci Veba Salgınından sonraki birkaç salgın daha az yıkıcıydı fakat her nüksettiğinde yine de nüfusun %10 ila 20’sini öldürmeye devam etti.

Tıp ve sağlık tarihinde vebaya karşı birçok önemli gelişme meydana geldi: tahlillerin yeniden doğuşu, kan dolaşımının keşfi, halk sağlığı ölçümlerinin gelişimi bunlardan bazıları. İkinci Veba Salgını, 19. yüzyılın içlerine kadar Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya’yı vurmaya devam ederken, Batı Avrupa’da niçin sona erdiği henüz net değil.

1665 yılı Londra Büyük Vebası İngiltere’de son önemli salgındı ve ayrıca 17. yüzyıl sonrasında İspanyol ve Alman topraklarında da kayboldu.

1720-1721’de Fransa Marsilya’daki veba, Batı Avrupa’da patlak veren son büyük veba salgınıydı.

Gerçek olan şu ki, Kara Ölümün Avrupa’da ortadan kalkma süreci olan yaklaşık dört yüzyıl boyunca doktorlar bu korkunç hastalığı açıklamak, kontrol altına almak ve tedavi etmek için yorulmadan çalışmıştır.

3- Beşinci Kolera Pandemisi (1879 – 1881)

Kolera hastalığı insanlık tarihinde çok defa ortaya çıkmış, milyonları etkilemiş bir hastalık. Beşinci Kolera Pandemisi denilen salgında 981.899 kişi hayatını kaybetti. Hindistan ve Almanya’yı etkisi altına almıştır.

4- Rus Gribi (1889-1890)

Yine griple karşı karşıyayız. Bu sefer Rus gribi olarak ortaya çıkan hatalık Hong Kong’daki gibi 1 milyon insanı öldürdü. Bu sayıya sadece 1 yılda ulaştı.

5- Modern Veba (1894-1903)

Veba günümüzde azalsa da bir zamanlar insanoğlunun korkulu rüyasıydı. Üçüncü defa ortaya ilk olarak Çin’in Yunnan bölgesinde 1850’lerde ortaya çıkmış, 1894’te Hong Kong’a sıçramasının ardından tüm dünyaya yayılmıştır. 10 milyon insan ölmüştür.

6- Altıncı Kolera Pandemisi (1899-1923)

Kolera hastalığı dediğimiz gibi çok fazla insan hayatını kaybetti. Hindistan’da ortaya çıkmış, daha sonra Ortadoğu, Kuzey Afirka, Doğu Avrupa ve Rusya’ya yayılmıştır. 1 buçuk milyon kişinin hayatına mal olmuştu.

7- İspanyol Gribi (1918-1920)

İspanyol gribi ya da İspanyol nezlesi olarak adlandırılan salgın, H1N1 virüsünün ölümcül bir alt türünün yol açtığı grip salgınıdır. 500 Milyondan fazla kişiye bulaşması sonucu 18 ay içinde 50 milyon civarında insanın ölümüne sebep olmuştur. Salgın ılımlı ilk dalga, şiddetli ikinci dalga ve artçı üçüncü dalga olmak üzere üç dalga halinde seyretmiştir. İspanyol Gribinin bir özelliği, zayıf, yaşlı ve çocuklardan çok, sağlıklı genç erişkinleri etkilemiş olmasıdır.

Pandemiye adını veren İspanyollar dışında, Fransa, İngiltere ve İtalya gibi Avrupa ülkeleri de İspanyol gribi pandemisi esnasında ağır darbe almışlardır. Her yaştan kişiyi tutma eğiliminde olan İspanyol gribi, çocuklar ve yaşlılar gibi uç yaş grubundaki kişilerde daha ağır seyretmesi nedeniyle çok ağır sonuçlar doğurmuş bir salgındır.

Yıllar sonra açılan bazı toplu mezarlardan alınan örnekler sonucunda domuz gribine sebep olan H1N1 virüsünden (birkaç ufak farklılık haricinde aynı) kaynaklandığı anlaşılan hastalık, İngilizceden tercümeden dolayı “İspanyol Gribi” olarak anılmaya başlanmıştır. Salgın İspanya’da başlamamasına rağmen İspanyol nezlesi olarak adlandırılmasının sebebi ise İspanya’nın, I. Dünya Savaşı’nda yer almamış olması ve askeri sansür nedeniyle diğer Avrupa devletlerinde salgından söz edilmezken İspanyol basınının salgın konusunu ilk kez gündeme getirmiş olmasıdır.

8- Asya Gribi (1957-1958)

Asya gribi 2 milyon insanı öldürürken tarihin en büyük salgınlarından birine imza atıyordu.

9- Hong Kong Gribi (1968-1969)

Grip deyip geçmeyin, normal hali bile her gün binlerce insanın hayatına mal olabiliyor. Hong Kong gribi ise 1 milyon insanın hayatını ellerinden aldı.

COVID-19 Aşısı Uygulanacak Kişilerin Grup Sıralaması

 

 

Eskişehir'de dünyaya geldim. İlk, orta ve lise öğrenimimi Eskişehir'de tamamladım. Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde Ebelik bölümünden mezun oldum. Ardından Akdeniz Üniversitesi'nde Pedagojik Formasyon eğitimimi tamamladım. Yaklaşık 7 yıl Hemşirelik mesleğini icra ettikten sonra, branş öğretmeni olarak çalışmaya devam ettim. İki çocuk annesi olunca, mesleğime ara verdim. Okumayı ve bisiklete binmeyi seviyorum. Gezmekten,yeni yerler görmekten, doğayla iç içe olmaktan büyük keyif alıyorum...
Facebook Yorumları

Yorum yap

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz