Bu İçerik Sadece Aboneler İçindir
Mantarlar, doğada yaygın olarak bulunan ve binlerce yıldır insanlar tarafından besin kaynağı olarak tüketilen fungal organizmaların meyve gövdeleridir. Günümüzde yüksek protein içeriği, düşük yağ oranı ve zengin besin değerleri nedeniyle hem ticari üretimi yapılmakta hem de doğadan toplanarak tüketilmektedir. Ancak yenilebilir ve zehirli türlerin morfolojik olarak birbirine benzemesi, özellikle yabani mantar toplayıcılığı yapan bireylerde ciddi zehirlenmelere yol açabilmektedir.
Mantar zehirlenmeleri dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Olguların büyük bölümü yanlış mantar tanımlanması sonucu ortaya çıkarken, daha nadir olarak halüsinojenik etkilerden yararlanma amacıyla bilinçli tüketim, kazara çocukluk çağı maruziyetleri veya intihar girişimleri nedeniyle de görülebilmektedir. Klinik tablo; basit gastrointestinal yakınmalardan akut karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, nöbetler, kardiyovasküler instabilite ve çoklu organ yetmezliğine kadar geniş bir yelpazede seyredebilir.

Mantar toksinleri oldukça heterojen bir yapıya sahiptir. Günümüzde çok sayıda mantar toksini tanımlanmış olup bunların neden olduğu çeşitli klinik zehirlenme sendromları tarif edilmiştir. Zehirlenmenin şiddeti; tüketilen mantar türüne, içerdiği toksine, alınan miktara, hastanın yaşına ve eşlik eden komorbiditelere bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Özellikle amatoksin içeren Amanita türleri, dünya genelinde mantar kaynaklı ölümlerin büyük çoğunluğundan sorumludur.
Mantar zehirlenmelerinde en önemli prognostik belirleyicilerden biri, mantarın tüketilmesi ile semptomların başlaması arasında geçen süredir. İlk 6 saat içerisinde ortaya çıkan semptomlar çoğunlukla gastrointestinal veya nörotoksik sendromlarla ilişkili olup genellikle daha iyi prognoza sahiptir. Buna karşılık semptomların 6 saatten sonra başlaması, hepatotoksik veya nefrotoksik mantar zehirlenmelerini düşündürmeli ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir tablo olarak değerlendirilmelidir.
Acil serviste mantar zehirlenmesine yaklaşım; ayrıntılı anamnez alınması, tüketilen mantarın mümkünse tanımlanması, semptom başlangıç zamanının belirlenmesi, uygun laboratuvar değerlendirmelerinin yapılması ve toksik sendromun erken tanınmasını gerektirir. Özellikle karaciğer ve böbrek hasarı riski taşıyan hastalarda erken dönemde başlanacak destek tedavileri ve uygun merkezlere zamanında sevk, mortaliteyi azaltan en önemli unsurlardır.
Mantar zehirlenmeleri nadir görülmesine rağmen hızlı kötüleşebilme potansiyeline sahip çevresel aciller arasında yer almaktadır. Bu nedenle acil hekimlerinin mantar toksinlerini, klinik sendromları ve güncel tedavi yaklaşımlarını iyi bilmesi; erken tanı, uygun tedavi ve başarılı hasta yönetimi açısından kritik önem taşımaktadır.
Etiyoloji
Mantar zehirlenmeleri, toksik özellik taşıyan mantar türlerinin tüketilmesi sonucunda ortaya çıkan ve klinik bulguları tüketilen mantarın içerdiği toksine göre değişen zehirlenme tablolarıdır. Günümüzde binlerce mantar türü tanımlanmış olmasına rağmen bunların yalnızca bir kısmı insanlarda toksisite oluşturmaktadır. Zehirlenmelerin büyük bölümü, yenilebilir mantarlarla zehirli türlerin morfolojik benzerlikleri nedeniyle yanlış tanımlanması sonucu meydana gelmektedir. Daha nadir olarak çocukluk çağında kazara tüketim, halüsinojenik amaçlı kullanım ve intihar girişimleri de etiyolojide yer almaktadır.
Mantar zehirlenmelerinin klinik özelliklerini belirleyen temel unsur, mantarın içerdiği toksindir. Birçok mantar türü tek bir toksin içerirken bazı türler birden fazla toksik bileşik barındırabilmektedir. Bu nedenle aynı mantar türü farklı organ sistemlerini etkileyen karma klinik tablolara yol açabilmektedir.
Mantar zehirlenmelerinde en sık sorumlu tutulan toksin grupları şunlardır:
- Amatoksinler: Özellikle Amanita phalloides, Amanita virosa ve Galerina türlerinde bulunur. RNA polimeraz II inhibisyonu sonucu hepatosit nekrozu gelişir ve akut karaciğer yetmezliğine neden olabilir.

- Fallotoksinler: Amanita türlerinde bulunan siklopeptid yapılı toksinlerdir. Gastrointestinal toksisiteye katkıda bulunurlar ancak sistemik etkileri sınırlıdır.

- Muskarin: Inocybe ve Clitocybe türlerinde bulunur. Parasempatik sinir sistemi üzerinden etkili olarak kolinerjik sendroma yol açar.

- İbotenik asit ve muskimol: Amanita muscaria ve Amanita pantherina türlerinde bulunur. Santral sinir sistemi etkileriyle ajitasyon, deliryum, halüsinasyon ve bilinç değişikliklerine neden olabilir.

- Psilosibin ve psilosin: Psilocybe türlerinde bulunan halüsinojenik bileşiklerdir. Algı bozuklukları, öfori ve psikiyatrik belirtiler oluştururlar.

- Gyromitrin: Gyromitra türlerinde bulunur. Hidrazin türevlerine dönüşerek nöbet, hepatotoksisite ve metabolik bozukluklara yol açabilir.

- Orellanin: Cortinarius türlerinde bulunan nefrotoksik bir toksindir. Günler veya haftalar sonra ortaya çıkabilen akut böbrek hasarı ile ilişkilidir.

- Allenik norlösin (Amanita smithiana toksini): Gecikmiş başlangıçlı nefrotoksisiteye neden olabilir.

- Koprin: Coprinopsis atramentaria türünde bulunur. Alkol ile birlikte tüketildiğinde disülfiram benzeri reaksiyon oluşturur.

- Gastrointestinal irritan toksinler: Çok sayıda mantar türünde bulunabilir ve bulantı, kusma, karın ağrısı ve diyare ile seyreden erken başlangıçlı gastrointestinal sendromlara neden olur.
Mantar zehirlenmelerinde etiyolojik değerlendirme sırasında tüketilen mantarın türü, mantarın hazırlanma şekli, tüketim miktarı, semptomların başlama zamanı ve aynı mantarı tüketen diğer kişilerde benzer belirtilerin bulunup bulunmadığı sorgulanmalıdır. Özellikle semptomların mantar tüketiminden sonraki ilk 6 saat içinde veya 6 saatten sonra başlaması, olası toksin gruplarının belirlenmesinde ve klinik risk sınıflandırmasında önemli yol göstericidir.
Epidemiyoloji
Mantar zehirlenmeleri dünya genelinde görülen önemli çevresel zehirlenmeler arasında yer almakla birlikte gerçek insidansın bildirilen vakalardan daha yüksek olduğu düşünülmektedir. Günümüzde tanımlanmış binlerce mantar türü bulunmasına rağmen bunların yaklaşık 100 kadarının insanlar için toksik özellik taşıdığı bilinmektedir. Ancak yeni türlerin ve yeni toksinlerin tanımlanmasıyla bu sayı sürekli güncellenmektedir.
Mantar zehirlenmelerinin görülme sıklığı; coğrafi bölge, iklim koşulları, mevsimsel özellikler, kültürel alışkanlıklar ve yabani mantar tüketim oranlarına göre değişiklik göstermektedir. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yağışların artmasıyla birlikte yabani mantarların çoğalması, zehirlenme vakalarında belirgin artışa neden olmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri Zehir Kontrol Merkezleri verilerine göre her yıl yaklaşık 6.000 mantar maruziyeti bildirilmektedir. Bu vakaların yarısından fazlasını 6 yaş altındaki çocuklar oluşturmaktadır. Çocukluk çağındaki olguların büyük bölümü ev veya bahçe çevresinde bulunan mantarların kazara tüketilmesi sonucu meydana gelmekte ve genellikle düşük miktarda maruziyet nedeniyle ciddi toksisite gelişmemektedir.
Erişkinlerde görülen ağır mantar zehirlenmelerinin en önemli nedeni, doğadan toplanan yabani mantarların yenilebilir türlerle karıştırılmasıdır. Özellikle amatör mantar toplayıcıları tarafından tüketilen yabani mantarlar, ölümcül seyredebilen amatoksin ve diğer organ toksik mantar zehirlenmelerinin büyük kısmından sorumludur. Bu nedenle ciddi zehirlenmeler ve mantar ilişkili ölümler çoğunlukla erişkin yaş grubunda görülmektedir.
Mantar zehirlenmelerinin büyük çoğunluğu bulantı, kusma, karın ağrısı ve diyare gibi kendini sınırlayan gastrointestinal semptomlarla seyretmektedir. Bununla birlikte hepatotoksik, nefrotoksik, nörotoksik veya kardiyotoksik mantar türlerinin tüketilmesi durumunda akut karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, nörolojik komplikasyonlar ve ölüm gelişebilmektedir. Dünya genelinde mantar kaynaklı ölümlerin yaklaşık %90–95’inden amatoksin içeren Amanita türleri sorumludur.
Ülkemizde mantar zehirlenmeleri özellikle Karadeniz, Marmara ve İç Anadolu bölgelerinde daha sık bildirilmekte olup, olguların önemli bir kısmı ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda yabani mantar toplama alışkanlığının sürmesi ve göç hareketleri nedeniyle amatoksin içeren mantar zehirlenmelerinde artış bildirilmektedir. Bu durum mantar zehirlenmelerinin güncelliğini koruyan bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir.
Patofizyoloji
Mantar zehirlenmelerinde ortaya çıkan klinik tablo, tüketilen mantar türüne ve içerdiği toksinin özelliklerine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Mantar toksinleri gastrointestinal sistem, karaciğer, böbrekler, santral sinir sistemi, kardiyovasküler sistem ve hematolojik sistem üzerinde farklı mekanizmalarla etki göstererek çok çeşitli klinik sendromlara neden olabilir. Toksinin yapısı, alınan doz ve semptomların başlangıç zamanı hastalığın seyri ve prognozu üzerinde belirleyici rol oynar.
Akut Gastroenterit Sendromu
Mantar zehirlenmelerinin en sık görülen formudur. Genellikle Chlorophyllum, Entoloma, Russula ve Boletus türleri gibi gastrointestinal irritan toksinler içeren mantarların tüketilmesi sonucunda gelişir. Toksinlerin gastrointestinal mukozada oluşturduğu lokal irritasyon sonucu bulantı, kusma, karın ağrısı ve diyare ortaya çıkar. Semptomlar çoğunlukla mantar tüketiminden sonraki ilk 1–3 saat içerisinde başlar ve genellikle kendini sınırlayan bir seyir gösterir.

Halüsinojenik Sendrom
Psilosibin ve psilosin içeren Psilocybe, Panaeolus, Conocybe ve Gymnopilus türleri tarafından oluşturulur. Bu toksinler santral sinir sisteminde serotonin (5-HT) reseptörleri üzerinde agonist veya parsiyel agonist etki göstererek algı bozuklukları, görsel ve işitsel halüsinasyonlar, öfori, anksiyete ve bilinç değişikliklerine neden olur. Klinik bulgular genellikle tüketimden 30 dakika ila 2 saat sonra ortaya çıkar ve 4–12 saat sürebilir.

Kolinerjik Sendrom
Başta Clitocybe ve Inocybe türleri olmak üzere muskarin içeren mantarların tüketimi sonucunda gelişir. Muskarin, muskarinik asetilkolin reseptörlerini uyararak parasempatik sistem aktivitesini artırır. Sonuç olarak salivasyon, lakrimasyon, terleme, bronkospazm, bronkore, abdominal kramplar, diyare, miyozis ve bradikardi gibi kolinerjik bulgular ortaya çıkar. Semptomlar genellikle ilk 30 dakika içerisinde başlar ve çoğu vakada birkaç saat içinde geriler.

Disülfiram Benzeri Sendrom
Coprinopsis atramentaria (eski adıyla Coprinus atramentarius) gibi koprin içeren mantarların tüketilmesinden sonra alkol alınmasıyla ortaya çıkar. Koprinin metabolitleri aldehit dehidrogenaz enzimini inhibe ederek asetaldehit birikimine neden olur. Bunun sonucunda yüzde kızarma, baş ağrısı, bulantı, kusma, taşikardi, çarpıntı ve nadiren hipotansiyon gelişebilir. Reaksiyon mantar tüketiminden saatler veya günler sonra alınan alkol ile tetiklenebilir.

Hepatotoksik Sendrom
Mantar zehirlenmelerine bağlı ölümlerin büyük çoğunluğundan sorumlu olan amatoksinler özellikle Amanita, Galerina ve Lepiota türlerinde bulunur. Amatoksinler hücre çekirdeğinde RNA polimeraz II enzimini inhibe ederek protein sentezini durdurur ve hücre ölümüne yol açar. Karaciğer, yüksek metabolik aktivitesi nedeniyle en fazla etkilenen organdır.
Amatoksin zehirlenmesi karakteristik olarak üç fazda ilerler:
- Gastrointestinal Faz (6–24 saat): Şiddetli bulantı, kusma, karın ağrısı ve diyare görülür.
- Latent Faz (24–48 saat): Klinik belirtilerde geçici düzelme meydana gelir ancak hepatoselüler hasar ilerlemeye devam eder.
- Organ Yetmezliği Fazı (48–96 saat): Akut karaciğer yetmezliği, koagülopati, hipoglisemi, hepatik ensefalopati ve çoklu organ yetmezliği gelişebilir.
Ağır vakalarda ölüm gelişebilir veya karaciğer nakli gerekebilir.

Nefrotoksik Sendrom
Cortinarius türlerinde bulunan orellanin ve bazı Amanita türlerinde bulunan allenik norlösin böbrek hasarına neden olabilir. Orellanin serbest radikal oluşumu ve tübüler hücre hasarı yoluyla ilerleyici interstisyel nefrit oluşturur. Klinik bulguların ortaya çıkması günler hatta haftalar sürebilir. Allenik norlösin içeren Amanita smithiana zehirlenmelerinde ise başlangıçta gastrointestinal semptomlar görülür, ardından 12–24 saat içerisinde akut böbrek hasarı gelişebilir. Çoğu hasta destek tedavisiyle iyileşirken bazı olgularda geçici hemodiyaliz gereksinimi ortaya çıkabilir.

Nöbet Sendromu
Gyromitra türlerinde bulunan gyromitrin metabolize olarak monometilhidrazine dönüşür. Bu metabolit piridoksin (B6 vitamini) tüketimine neden olarak gama-aminobütirik asit (GABA) sentezini azaltır. Sonuçta nöbetler, ajitasyon, bilinç değişiklikleri ve ciddi nörotoksisite gelişebilir. Bu nöbetler klasik antiepileptik tedavilere dirençli olabileceğinden piridoksin tedavisi gerekebilir.

Diğer Toksik Sendromlar
Mantar toksinleri çok çeşitli klinik tablolara neden olabilir. Bildirilen diğer etkiler arasında baş ağrısı, vertigo, somnolans, çarpıntı, kardiyak disritmiler, rabdomiyoliz, methemoglobinemi, hemolitik anemi, eritromelalji, dermatit ve kas krampları yer almaktadır. Bu nedenle mantar zehirlenmelerinde klinik değerlendirme yalnızca gastrointestinal belirtilerle sınırlı kalmamalı, çoklu organ tutulumları açısından da dikkatli olunmalıdır.
Mantar zehirlenmelerinin patofizyolojisinin anlaşılması, klinik sendromların erken tanınmasını ve hedefe yönelik tedavi stratejilerinin uygulanmasını sağlayarak mortalite ve morbiditenin azaltılmasında kritik öneme sahiptir.

Klinik Bulgular
Mantar zehirlenmelerinde klinik tablo, tüketilen mantar türüne, içerdiği toksine, alınan miktara ve semptomların ortaya çıkış süresine bağlı olarak oldukça değişkenlik göstermektedir. Hastaların büyük bir kısmında gastrointestinal semptomlar ön planda iken, bazı toksinler karaciğer, böbrek, sinir sistemi ve kardiyovasküler sistem üzerinde ciddi hasara yol açabilmektedir. Bu nedenle mantar zehirlenmelerinde ayrıntılı öykü ve sistematik fizik muayene büyük önem taşır.
Öykü
Mantar zehirlenmesinden şüphelenilen hastalarda aşağıdaki bilgiler sorgulanmalıdır:
- Tüketilen mantarın görünümü (renk, boyut, şekil, şapka yapısı, lamel özellikleri)
- Mantarın nereden ve hangi mevsimde toplandığı
- Tüketilen miktar
- Çiğ veya pişirilmiş olarak tüketilip tüketilmediği
- Mantar ile birlikte alkol kullanımı olup olmadığı
- Mantar tüketimi ile semptomların başlangıcı arasında geçen süre
- Aynı mantarı tüketen başka kişilerde benzer şikayetlerin bulunup bulunmadığı
- Hastanın kullandığı ilaçlar ve mevcut komorbid hastalıkları
Semptomların başlangıç zamanı tanısal açıdan kritik öneme sahiptir. İlk 6 saat içinde gelişen belirtiler genellikle gastrointestinal irritanlar, muskarin veya psilosibin içeren mantarlarla ilişkiliyken; 6 saatten sonra ortaya çıkan bulgular hepatotoksik veya nefrotoksik mantar zehirlenmelerini düşündürmelidir.
Fizik Muayene
Fizik muayene bulguları spesifik değildir ve zehirlenme sendromuna göre değişkenlik gösterebilir. Hastalar sistematik olarak değerlendirilmeli ve özellikle aşağıdaki bulgular araştırılmalıdır:

Gastrointestinal Bulgular
En sık görülen klinik tablodur.
- Bulantı
- Kusma
- Karın ağrısı
- Diyare
- Karın krampları
- Dehidratasyon bulguları
Şiddetli kusma ve diyareye bağlı olarak hipotansiyon, taşikardi ve elektrolit bozuklukları gelişebilir.
Kolinerjik Bulgular
Muskarin içeren mantarların tüketimi sonrası ortaya çıkar.
- Aşırı terleme
- Hipersalivasyon
- Lakrimasyon
- Miyozis
- Bulanık görme
- Bronkospazm
- Bronkore
- Bradikardi
- Hipotansiyon
- İdrar ve dışkı inkontinansı
Nörolojik Bulgular
Nörotoksik mantar zehirlenmelerinde görülebilir.
- Baş dönmesi
- Ataksi
- Konfüzyon
- Ajitasyon
- Deliryum
- Halüsinasyonlar
- Uyku hali
- Bilinç değişikliği
- Nöbet
- Koma
Hepatotoksisite Bulguları
Özellikle amatoksin içeren mantarlarda görülür.
- Sağ üst kadran hassasiyeti
- Hepatomegali
- Sarılık
- Koagülopati bulguları
- Hepatik ensefalopati
- Hipoglisemi
İlk dönemde yalnızca gastrointestinal semptomlar bulunabileceğinden karaciğer fonksiyon testleri yakın takip edilmelidir.
Nefrotoksisite Bulguları
- Oligüri veya anüri
- Yan ağrısı
- Periferik ödem
- Hipertansiyon
- Üremik semptomlar
Bazı nefrotoksik mantarlarda böbrek hasarı günler hatta haftalar sonra ortaya çıkabilir.
Alerjik ve Sistemik Reaksiyonlar
Nadir olmakla birlikte bazı hastalarda:
- Ürtiker
- Yaygın döküntü
- Anjiyoödem
- Bronkospazm
- Anafilaksi
gelişebilir.
Mantar zehirlenmelerinde klinik değerlendirme sırasında yalnızca mevcut semptomlara odaklanılmamalı, gecikmiş organ toksisitesi gelişebileceği unutulmamalıdır. Özellikle karaciğer ve böbrek yetmezliği açısından risk taşıyan hastalar yakın gözlem altında tutulmalı ve seri laboratuvar değerlendirmeleri yapılmalıdır.
Tanısal Değerlendirme
Mantar zehirlenmelerinde tanısal yaklaşım; tüketilen mantarın türü, semptomların başlangıç zamanı, klinik sendrom ve organ tutulumuna göre planlanmalıdır. Hafif semptomlarla başvuran ve düşük riskli olduğu düşünülen hastalarda yalnızca gözlem yeterli olabilirken, organ toksisitesi şüphesi bulunan olgularda kapsamlı laboratuvar incelemeleri gereklidir.
Tanısal değerlendirmedeki temel amaç; hepatotoksisite, nefrotoksisite, nörotoksisite ve diğer sistemik komplikasyonların erken dönemde saptanmasıdır.

Temel Laboratuvar İncelemeleri
Biyokimya ve Elektrolitler
Tüm semptomatik hastalarda değerlendirilmelidir.
- Serum glukozu
- Sodyum (Na⁺)
- Potasyum (K⁺)
- Klor (Cl⁻)
- Bikarbonat (HCO₃⁻)
- Üre
- Kreatinin
Özellikle kusma ve diyareye bağlı gelişen sıvı-elektrolit bozuklukları ile akut böbrek hasarının değerlendirilmesinde önemlidir.
Tam Kan Sayımı
- Lökositoz veya enfeksiyon bulguları
- Hemokonsantrasyon
- Trombosit sayısı
- Hemolitik süreçlerin değerlendirilmesi
için yapılmalıdır.
Karaciğer Fonksiyon Testleri
Amatoksin zehirlenmesi başta olmak üzere hepatotoksik mantar maruziyetlerinde kritik öneme sahiptir.
- AST
- ALT
- GGT
- ALP
- Total ve direkt bilirubin
- Albumin
Karaciğer hasarı başlangıçta asemptomatik olabileceğinden seri ölçümler gerekebilir.
Koagülasyon Testleri
Karaciğer yetmezliğinin erken göstergeleridir.
- PT
- INR
- aPTT
- Fibrinojen
Özellikle amatoksin zehirlenmelerinde prognoz açısından önem taşır.
Böbrek Fonksiyonlarının Değerlendirilmesi
- Serum kreatinin
- Üre
- İdrar çıkışı takibi
- Tam idrar tetkiki
Nefrotoksik mantar tüketen hastalarda günler hatta haftalar boyunca takip gerekebilir.
Kreatin Kinaz (CK)
Rabdomiyoliz riski bulunan hastalarda değerlendirilmelidir.
Özellikle:
- Russula subnigricans
- Tricholoma equestre
ilişkili miyotoksik sendromlarda CK düzeyleri ciddi şekilde yükselebilir.
Kan Gazı Analizi
- Metabolik asidoz
- Hipoksemi
- Laktat yüksekliği
varlığını değerlendirmek amacıyla yapılır.
Elektrokardiyografi (EKG)
- Bradikardi
- Taşikardi
- İletim bozuklukları
- Aritmiler
açısından değerlendirme sağlar.
Görüntüleme Yöntemleri
Rutin olarak gerekli değildir ancak:
- Bilinç değişikliği
- Travma öyküsü
- Nöbet
- Karaciğer veya böbrek komplikasyonları
varlığında endikasyona göre kullanılabilir.
Gözlem ve Takip
Asemptomatik ve düşük riskli hastalarda belirli bir süre acil serviste gözlem yeterli olabilir. Ancak aşağıdaki durumlarda hastalar mutlaka yakın takip edilmelidir:
- Semptom başlangıcının 6 saatten sonra olması
- Şiddetli gastrointestinal kayıp
- Karaciğer enzim yüksekliği
- INR artışı
- Kreatinin yüksekliği
- Bilinç değişikliği
- Nöbet
- Hemodinamik instabilite
Özellikle amatoksin zehirlenmelerinde ilk laboratuvar sonuçları normal olsa bile gecikmiş hepatotoksisite gelişebileceği unutulmamalı ve seri laboratuvar izlemi yapılmalıdır.
Tedavi ve Yönetim
Mantar zehirlenmelerinde tedavinin temelini erken tanı, uygun destek tedavisi, toksik sendromun tanınması ve komplikasyonların önlenmesi oluşturur. Çoğu olguda spesifik antidot bulunmadığından tedavi öncelikle destekleyici ve semptomatiktir. Bununla birlikte bazı mantar toksinleri için hedefe yönelik tedavi seçenekleri mevcuttur.
İlk Yaklaşım
Tüm hastalarda öncelikle ABCDE yaklaşımı uygulanmalıdır.
- Havayolu güvenliğinin sağlanması
- Solunum ve oksijenizasyonun değerlendirilmesi
- Dolaşımın stabilize edilmesi
- Nörolojik durumun değerlendirilmesi
- Sıvı-elektrolit dengesinin düzeltilmesi
Hemodinamik instabilite, bilinç değişikliği, nöbet veya organ yetmezliği bulguları bulunan hastalar yoğun bakım şartlarında takip edilmelidir.
Gastrointestinal Dekontaminasyon
Aktif Kömür
Erken dönemde başvuran hastalarda gastrointestinal dekontaminasyon amacıyla uygulanabilir.
- Erişkin: 50–100 g oral veya nazogastrik tüp ile
- Çocuk: 1 g/kg
Özellikle amatoksin zehirlenmelerinde enterohepatik dolaşıma giren toksinlerin uzaklaştırılması amacıyla çoklu doz aktif kömür uygulanması düşünülebilir.
Destek Tedavisi
Sıvı ve Elektrolit Tedavisi
Bulantı, kusma ve diyare nedeniyle gelişen sıvı kayıpları agresif şekilde yerine konulmalıdır.
- İzotonik kristalloidler
- Elektrolit replasmanı
- İdrar çıkışı takibi
Antiemetik Tedavi
Şiddetli bulantı ve kusması olan hastalarda:
- Ondansetron
- Metoklopramid
tercih edilebilir.
Benzodiazepinler
Ajitasyon, anksiyete, halüsinasyon veya nöbet gelişen hastalarda kullanılabilir.
- Diazepam
- Midazolam
- Lorazepam
Kolinerjik Sendrom Tedavisi
Muskarin içeren mantarların neden olduğu kolinerjik toksisite durumunda atropin uygulanmalıdır.
Atropin
Erişkin:
- 0,5–2 mg IV
- Klinik yanıta göre tekrarlanabilir
Çocuk:
- 0,01–0,05 mg/kg IV
Atropin tedavisi bronkore, bronkospazm ve bradikardi düzelene kadar sürdürülmelidir.
Gyromitrin Zehirlenmesi
Gyromitra türlerine bağlı gelişen nörotoksisite ve nöbetlerde piridoksin tedavisi uygulanmalıdır.
Piridoksin (Vitamin B6)
- 25 mg/kg IV
- Yaklaşık 30 dakika içinde infüzyon şeklinde uygulanır
Piridoksin, GABA sentezini yeniden sağlayarak nöbet kontrolüne yardımcı olur.
Benzodiazepinler
Dirençli nöbetlerde ek tedavi olarak kullanılabilir.
Metilen Mavisi
Methemoglobinemi gelişen olgularda:
- 1–2 mg/kg IV
- %1’lik çözeltiden 0,1–0,2 mL/kg
- 1–2 dakika içerisinde uygulanır
Amatoksin Zehirlenmesi
Amatoksin içeren Amanita, Lepiota ve Galerina türleri mantar zehirlenmelerine bağlı ölümlerin büyük çoğunluğundan sorumludur. Tedavi mümkün olan en erken dönemde başlanmalıdır.
N-Asetilsistein (NAC)
Glutatyon depolarını yenileyerek hepatoprotektif etki gösterir.
Yükleme dozu:
- 150 mg/kg IV
İdame tedavisi:
- 50 mg/kg IV / 4 saat
Gerekli durumlarda standart asetaminofen protokolüne benzer şekilde devam edilebilir.
Silibinin
Amatoksinin hepatositlere girişini engeller ve serbest radikal temizleyici etki gösterir.
Yükleme dozu:
- 5 mg/kg IV (1 saat)
İdame dozu:
- 20 mg/kg/gün IV
Karaciğer fonksiyon testleri düzelene kadar sürdürülür.
Penisilin G
Yüksek dozlarda amatoksinin hepatik alımını azaltabilir.
- 300.000–1.000.000 Ü/kg/gün IV infüzyon
Merkez deneyimine göre NAC ve silibinin ile birlikte kullanılabilir.
Karaciğer Nakli Endikasyonları
Amatoksin zehirlenmesine bağlı gelişen akut karaciğer yetmezliğinde aşağıdaki bulgular yüksek mortalite göstergesidir ve hastalar acilen karaciğer nakli yapabilen merkezlere sevk edilmelidir:

- Evre 3 veya üzeri hepatik ensefalopati
- Serum bilirubin >4,6 mg/dL
- PT >100 saniye
- Taze donmuş plazmaya rağmen düzelmeyen koagülopati
- Faktör V <%10
- Serum kreatinin >1,4 mg/dL
- Hipoglisemi
- Derin metabolik asidoz
- Hemorajik şok
- Çocuk hastalarda ağır hepatit bulguları
Konsültasyon ve Sevk
Mantar zehirlenmesi düşünülen tüm hastalarda erken dönemde:
- Ulusal Zehir Danışma Merkezi (UZEM – 114)
- Tıbbi toksikoloji uzmanı
- Gastroenteroloji
- Nefroloji
- Yoğun bakım
- Karaciğer nakil merkezi
ile iletişime geçilmelidir.
Mantar zehirlenmelerinde erken tanı, yakın laboratuvar izlemi ve uygun destek tedavisi mortaliteyi belirleyen en önemli faktörlerdir. Özellikle semptom başlangıcı 6 saatten sonra olan hastalar ciddi toksisite açısından yüksek riskli kabul edilmeli ve hastane yatışı planlanmalıdır.
Ayırıcı Tanı
- Gastroenterit
- Gıda Kaynaklı Toksinler ve Besin Zehirlenmeleri
- Akut Viral Hepatit
- Parasetamol (Asetaminofen) Toksisitesi
- İskemik Hepatit
- Alkolik Hepatit
- İzoniazid Toksisitesi
- Organofosfat Zehirlenmesi
- Karbamat Zehirlenmesi
- Akut Karaciğer Yetmezliği
- Akut Böbrek Yetmezliği
- Kolinerjik Sendromun Diğer Nedenleri
- Halüsinojen Madde İntoksikasyonları
- Toksik Bitki Zehirlenmeleri
- Sepsis ve Septik Şok
- Metabolik Ensefalopatiler
- Rabdomiyoliz Nedenleri
- Methemoglobinemi Nedenleri
- İlaç ve Kimyasal Zehirlenmeleri
- Sistemik Alerjik Reaksiyonlar ve Anafilaksi
- Akut Psikoz ve Psikiyatrik Hastalıklar
- Santral Sinir Sistemi Enfeksiyonları
- Nöbet Bozuklukları ve Status Epileptikus
- Akut Mezenterik İskemi
- Akut Pankreatit
- Toksik Hepatitler
- Hemolitik Sendromlar
- Çoklu Organ Yetmezliği Sendromları (MODS)
Yatış ve Taburculuk Kriterleri
Mantar zehirlenmelerinde yatış veya taburculuk kararı; tüketilen mantarın türü, toksik potansiyeli, semptomların başlangıç zamanı, klinik bulgular ve laboratuvar sonuçlarına göre verilmelidir. Özellikle gecikmiş toksisite riski bulunan hastalarda erken dönemde semptomların hafif olması yanıltıcı olabilir.

Yatış Endikasyonları
Aşağıdaki durumlardan herhangi birinin varlığında hastaneye yatış düşünülmelidir:
- Semptomların mantar tüketiminden 6 saatten sonra başlaması
- Şiddetli bulantı, kusma veya diyare
- Dehidratasyon ve elektrolit bozuklukları
- Bilinç değişikliği, nöbet veya nörolojik bulgular
- Kolinerjik sendrom bulguları
- Karaciğer fonksiyon testlerinde yükselme
- Koagülasyon bozukluğu
- Böbrek fonksiyonlarında bozulma
- Hemodinamik instabilite
- Amatoksin, fallotoksin, orellanin veya gyromitrin içeren mantar tüketimi şüphesi
- Çocuk, yaşlı veya ciddi komorbid hastalığı bulunan bireyler
Hayatı tehdit etme potansiyeli taşıyan mantar zehirlenmelerinde hastalar en az 24–48 saat gözlem altında tutulmalıdır. Amatoksin, fallotoksin veya gyromitrin içeren mantar tüketen hastalarda ise en az 5 gün boyunca karaciğer fonksiyon testleri ve koagülasyon parametreleri yakından izlenmelidir.
Yoğun Bakım Endikasyonları
Aşağıdaki durumlarda yoğun bakım takibi gereklidir:
- Hepatik ensefalopati
- Akut karaciğer yetmezliği
- Akut böbrek yetmezliği
- Dirençli nöbetler
- Solunum yetmezliği
- Şok tablosu
- Çoklu organ yetmezliği
Taburculuk Kriterleri
Aşağıdaki kriterleri karşılayan hastalar güvenle taburcu edilebilir:
- Semptomların tamamen düzelmiş olması
- Oral sıvı ve gıda alımını tolere edebilmesi
- Hemodinamik olarak stabil olması
- Laboratuvar incelemelerinde organ hasarı bulgusunun bulunmaması
- Gözlem süresince yeni semptom gelişmemesi
- Güvenilir takip imkânının bulunması
Hafif gastrointestinal irritan mantar zehirlenmelerinde semptomlar düzeldikten sonra hastalar taburcu edilebilir. Ancak gecikmiş hepatotoksisite veya nefrotoksisite riski bulunan hastalarda klinik düzelme olsa dahi uygun süreyle gözlem ve laboratuvar takibi tamamlanmadan taburculuk yapılmamalıdır.
Alerjik gastrointestinal reaksiyonlar veya toksik olmayan mantar tüketimine bağlı hafif semptomlar gösteren hastalarda ise rutin acil servis yaklaşımı uygulanarak semptom kontrolü sonrası taburculuk planlanabilir.
Prognoz
Mantar zehirlenmelerinde prognoz; tüketilen mantar türüne, içerdiği toksine, alınan doza, semptomların başlangıç zamanına ve erken tedaviye erişime bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Erken başlangıçlı gastrointestinal sendromlarla seyreden mantar zehirlenmelerinin büyük çoğunluğu uygun destek tedavisi ile tamamen iyileşirken, hepatotoksik ve nefrotoksik mantar zehirlenmeleri ciddi morbidite ve mortalite ile ilişkilidir.
Gastrointestinal irritan mantarlara bağlı gelişen zehirlenmelerde prognoz genellikle iyidir. Yeterli sıvı replasmanı, elektrolit desteği ve semptomatik tedavi uygulanan hastaların büyük çoğunluğu sekel kalmadan iyileşmektedir.
Cortinarius türlerine bağlı orellanin zehirlenmelerinde prognoz daha değişkendir. Hastaların önemli bir kısmında akut böbrek hasarı gelişmekte, bazı olgularda geçici veya kalıcı hemodiyaliz gereksinimi ortaya çıkabilmektedir. Ağır vakalarda son dönem böbrek yetmezliği gelişebilir ve böbrek nakli gerekebilir.
Gyromitra türlerine bağlı gyromitrin zehirlenmelerinde erken dönemde uygun destek tedavisi ve piridoksin uygulanması ile hastaların çoğu bir hafta içerisinde tamamen iyileşmektedir. Bununla birlikte ağır nörotoksisite, nöbetler ve çoklu organ tutulumu gelişen olgularda mortalite görülebilmektedir.
Amatoksin içeren Amanita, Lepiota ve Galerina türleri mantar zehirlenmelerine bağlı ölümlerin büyük çoğunluğundan sorumludur. Hafif hepatotoksisite gelişen hastalar genellikle tamamen iyileşirken, ağır olgularda akut karaciğer yetmezliği gelişebilir. Bu hastaların bir kısmında karaciğer nakli gereksinimi ortaya çıkmaktadır. Erken tanı, hızlı NAC ve silibinin tedavisi ile uygun merkezlere zamanında sevk prognozu belirleyen en önemli faktörlerdir.
Muskarin içeren mantarlara bağlı gelişen kolinerjik sendrom olgularının çoğu atropin ve destek tedavisi ile tamamen düzelmektedir. Ancak nadir durumlarda ciddi bradikardi, dolaşım bozukluğu, şok ve ölüm görülebilir.
Genel olarak mantar tüketiminden sonra semptomların ilk 6 saat içerisinde başlaması daha iyi prognoz ile ilişkilidir. Buna karşılık semptomların 6 saatten sonra ortaya çıkması, özellikle amatoksin ve orellanin içeren mantarlara bağlı ciddi organ toksisitesini düşündürmeli ve kötü prognoz açısından uyarıcı kabul edilmelidir.
Sonuç
Mantar zehirlenmeleri, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir çevresel acil ve halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Her ne kadar olguların büyük bölümü hafif gastrointestinal semptomlarla seyretse de, bazı mantar türleri akut karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, nörolojik komplikasyonlar ve çoklu organ yetmezliği gibi yaşamı tehdit eden klinik tablolara yol açabilmektedir. Özellikle amatoksin içeren mantarlara bağlı zehirlenmeler, mantar ilişkili ölümlerin büyük çoğunluğundan sorumludur.
Mantar zehirlenmelerinde başarılı hasta yönetiminin temelini; ayrıntılı anamnez alınması, semptom başlangıç süresinin doğru değerlendirilmesi, toksik sendromun erken tanınması ve uygun destek tedavisinin gecikmeden başlanması oluşturur. Semptomların mantar tüketiminden sonraki ilk 6 saat içinde başlaması genellikle daha iyi prognoz ile ilişkiliyken, 6 saatten sonra ortaya çıkan belirtiler ciddi organ toksisitesinin habercisi olabilir ve dikkatle değerlendirilmelidir.
Günümüzde birçok mantar toksini tanımlanmış olmasına rağmen, bazı toksinlerin etki mekanizmaları halen tam olarak aydınlatılamamış olup spesifik antidot seçenekleri de sınırlıdır. Bu nedenle mantar zehirlenmelerinde erken tanı, yakın klinik takip ve uygun merkezlere zamanında sevk mortaliteyi azaltan en önemli faktörlerdir.
Toplumun yabani mantar tüketimi konusunda bilinçlendirilmesi, zehirli mantar türlerinin tanınmasına yönelik eğitim faaliyetlerinin artırılması ve ulusal zehirlenme kayıt sistemlerinin geliştirilmesi, mantar zehirlenmelerine bağlı morbidite ve mortalitenin azaltılmasında önemli katkı sağlayacaktır. Sonuç olarak mantar zehirlenmelerinde en etkili yaklaşım, erken farkındalık, hızlı müdahale ve mümkün olduğunca riskli yabani mantar tüketiminden kaçınmayı esas alan koruyucu sağlık uygulamalarıdır.
Kaynaklar
- Diaz JH. Syndromic diagnosis and management of confirmed mushroom poisonings. Critical Care Medicine. 2005;33(2):427-436.
- White J, Weinstein SA, De Haro L, Bédry R, Schaper A, Rumack BH, Zilker T. Mushroom poisoning: A proposed new clinical classification. Toxicon. 2019;157:53-65.
- Karlson-Stiber C, Persson H. Cytotoxic fungi—an overview. Toxicon. 2003;42(4):339-349.
- Santi L, Maggioli C, Mastroroberto M, et al. Acute liver failure caused by Amanita phalloides poisoning. International Journal of Hepatology. 2012;2012:487480.
- Benjamin DR. Mushrooms: Poisons and Panaceas. New York: W.H. Freeman & Company; 1995.
- Berger KJ, Guss DA. Mycotoxins revisited: Part I. Journal of Emergency Medicine. 2005;28(1):53-62.
- Berger KJ, Guss DA. Mycotoxins revisited: Part II. Journal of Emergency Medicine. 2005;28(2):175-183.
- Diaz JH. Evolving global epidemiology, syndromic classification, general management, and prevention of unknown mushroom poisonings. Critical Care Medicine. 2020;48(10):1495-1505.
- Michelot D, Toth B. Poisoning by Gyromitra esculenta—A review. Journal of Applied Toxicology. 1991;11(4):235-243.
- Enjalbert F, Rapior S, Nouguier-Soulé J, Guillon S, Amouroux N, Cabot C. Treatment of amatoxin poisoning: 20-year retrospective analysis. Journal of Toxicology Clinical Toxicology. 2002;40(6):715-757.
- Roberts DM, Hall MJ, Falkland MM, et al. Amanita phalloides poisoning and treatment with silibinin in the Australian context. Medical Journal of Australia. 2013;198(1):43-47.
- Brent J, Burkhart KK, Dargan PI, Hatten BW, Megarbane B. Critical Care Toxicology: Diagnosis and Management of the Critically Poisoned Patient. Springer; 2017.
- Nelson LS, Howland MA, Lewin NA, Smith SW, Goldfrank LR, Hoffman RS. Goldfrank’s Toxicologic Emergencies. 12th ed. New York: McGraw-Hill Education; 2023.
- Tintinalli JE, Ma OJ, Yealy DM, et al. Tintinalli’s Emergency Medicine: A Comprehensive Study Guide. 10th ed. New York: McGraw-Hill Education; 2024.
- Walls RM, Hockberger RS, Gausche-Hill M. Rosen’s Emergency Medicine: Concepts and Clinical Practice. 10th ed. Philadelphia: Elsevier; 2023.











