Sıcaklık Hastalığının Önlenmesi ve Tedavisi Kılavuzu (WMS 2024)

0
589

Bu İçerik Sadece Aboneler İçindir

Bu içeriğin kilidini açmak için lütfen abone olun.

Wilderness Medical Society (WMS) tarafından ilk kez 2014 yılında yayımlanan Sıcaklık Hastalığının Önlenmesi ve Tedavisi Kılavuzu, 2019’daki güncellemenin ardından 2024 yılında yeniden gözden geçirilmiş ve yayımlanmıştır. Bu yazımızda, kılavuzun son versiyonunda öne çıkan önemli noktaları sizlerle paylaşıyoruz. Keyifli okumalar dileriz.

WMS, sıcaklık hastalıklarının tanınması, önlenmesi ve tedavisine yönelik bir uygulama kılavuzu geliştirmek amacıyla 2011 yılında bir uzman paneli oluşturmuştur. Ortaya çıkan bu belge, ilk olarak 2013 yılında yayımlanmış, daha sonra 2019’da güncellenmiş ve son olarak 2024’te güncellenmiş haliyle tekrar yayımlanmıştır.

Bu kılavuzda; sıcaklık hastalıklarının sınıflandırılması, patofizyolojisi, önleme stratejileri ve hem saha hem de hastane ortamında tedaviye yönelik en iyi uygulama önerileri sunulmaktadır. Tüm sıcaklık hastalıkları ele alınmakla birlikte, kılavuzun odak noktası eforla tetiklenen sıcak çarpması (Exertional Heat Stroke – EHS) üzerinedir.

Kılavuzun tamamına buradan erişebilirsiniz.

Sıcaklıkla ilişkili hastalıklar dünya genelinde yaygın olarak görülmektedir. 2003 yılında Avrupa’da yaşanan sıcak hava dalgası, en az 70.000 kişinin ölümüne neden olmuştur. 2008–2014 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde, aşırı sıcak maruziyetine bağlı olarak yılda ortalama 700’den fazla ölüm kaydedilmiştir. 1995 yılında Chicago’da yaşanan ani sıcaklık artışı, 10 gün içinde 700 fazla ölüme neden olmuş; 2021 yılında Washington ve Oregon eyaletlerinde sadece bir haftada 600 kişi hayatını kaybetmiştir.

Sıcaklık hastalıkları, ABD’deki lise düzeyindeki sporcular arasında morbidite (hastalık) ve mortalitenin (ölüm) başlıca nedenidir. Aynı zamanda 65 yaş üstü bireylerde kardiyovasküler nedenli ölümlerde de artışa yol açmaktadır.

Sıcak çarpması ile ilgili yapılan büyük ölçekli çalışmalar, değişken ancak ciddi sonuçlar ortaya koymaktadır. Genel vaka ölüm oranı %5 iken, hayatta kalanların %16’sında kötü nörolojik sonuçlar (modifiye Rankin skoru ≥4) görülmektedir. Hipotansiyon (düşük tansiyon) ile başvuran hastalarda ölüm oranı %33’e kadar çıkmaktadır. Hipeterminin şiddeti ve süresi arttıkça sonuçlar kötüleşmekte, bu nedenle erken tanı ve tedavi büyük önem taşımaktadır.

YÖNTEMLER

WMS, panel üyelerini insan fizyolojisi konusunda araştırma uzmanlığına ve acil tıp, birinci basamak sağlık hizmetleri ile yoğun bakım alanlarında klinik uzmanlığa sahip kişiler arasından seçmiştir. Panel, 2022 yılında araştırma temelini genişletmek için yeni üyeler ekleyerek genişletilmiştir.

Panel, 2019 güncellemesini temel alarak PubMed veritabanında şu anahtar kelimeleri kullanarak yeni makaleler aramıştır:

  • Hipertermi
  • Sıcak çarpması
  • Sıcaklık hastalığı
  • Sıcak senkopu
  • Sıcak bitkinliği

Ayrıca ilk aramada bulunan makalelerin kaynakça listeleri de el ile taranmıştır. Vaka raporları, gözlemsel çalışmalar ve kontrollü deneyler dahil edilmiştir. Sadece özetten ibaret çalışmalar dışlanmıştır.

Panel, önerileri geliştirirken oybirliği esasını benimsemiş ve önerilerin kanıt düzeylerini ile öneri gücünü American College of Chest Physicians (ACCP) sınıflandırma sistemine göre derecelendirmiştir. ACCP sınıflandırma sistemi, mevcut kanıt yükü ile tedavinin risk ve fayda dengesini birlikte değerlendirmeyi esas alır.

TANIM

Sıcaklık hastalıkları, hafif semptomlardan şiddetli klinik tablolara kadar uzanan bir hastalık spektrumudur. Bu spektrumda şu durumlar yer alır:

  • Sıcak krampları,
  • Sıcak senkopu (bayılma),
  • Sıcak bitkinliği,
  • Sıcak çarpması.

Vücut ve çevre arasındaki ısı alışverişi dört temel mekanizmayla gerçekleşir:

  1. İletim (kondüksiyon): Vücut ile daha soğuk bir ortam arasında doğrudan temas yoluyla ısı aktarımı,
  2. Buharlaşma (evaporasyon): Ter veya solunumla dışarı atılan sıvının buhar fazına geçerken vücuttan ısı çekmesi,
  3. Radyasyon: Farklı sıcaklıklardaki iki nesne arasında (örneğin güneşten cilde) kızılötesi ışıma yoluyla ısı aktarımı,
  4. Konveksiyon: Cilt yüzeyinden geçen hava ya da sıvı aracılığıyla ısı aktarımı.

Vücut, metabolik süreçlerle sürekli ısı üretmektedir. Bu nedenle çevresel ısı farkları, hipertermiyi önlemek için net bir ısı kaybı sağlamalıdır.

Hipertermi, çekirdek (core) vücut sıcaklığının normal fizyolojik sınırların üzerine çıkmasıdır. Normal çekirdek sıcaklığı genellikle 36–38 °C olarak kabul edilir. Araştırmalar, genellikle 40 °C üzerini hipertermi için anlamlı eşik olarak kullanır.

Ancak, 40 °C üzerindeki çekirdek sıcaklığı her zaman belirti vermeyebilir. Örneğin:

  • Sıcak havada 21 km koşan 18 askerin çekirdek sıcaklığı >39 °C idi (10 kişi >40 °C) ancak hiçbiri semptom göstermedi.
  • Serin havada 15 km koşan 227 sivilin %15’inde sıcaklık >40 °C bulunmuş, hiçbiri sıcaklığa bağlı rahatsızlık bildirmemiştir.

Sonuç: Belirli bir sıcaklık eşiği, riskin arttığını gösterebilir; ancak semptomsuz bireylerde sıcaklık hastalığını teşhis etmek için yeterli değildir.

Sıcaklık Hastalıkları Türleri

Sıcak Krampları

Sıcak ortamda yapılan egzersiz sırasında büyük kas gruplarında ortaya çıkan istemsiz kas kasılmalarıdır. İlk olarak 1933’te tanımlanmış ve elektrolit bozukluklarına bağlanmıştır. Ancak, daha yeni araştırmalar bu durumun esasen nöromüsküler kontrol bozukluğu ile ilgili olduğunu göstermektedir.

Sıcak Ödemi

Bacak gibi bağımlı bölgelerde sıvı birikimi sonucu oluşan, kendiliğinden düzelen bir durumdur. Nedeni: damar geçirgenliği, hidrostatik basınç ve deri damarlarında genişlemedir.

Sıcak Senkopu

Sıcak maruziyetine bağlı olarak gelişen kısa süreli bilinç kaybıdır ve kişi hızla normale döner.

Risk faktörleri şunlardır:

  • Periferik damar genişlemesi,
  • Ayakta uzun süre durmak,
  • Yaşlılık,
  • Sıvı kaybı,
  • İlaçlar, takviyeler,
  • Kalp yetmezliği gibi düşük kalp debisine neden olan durumlar.

Egzersize Bağlı Çökme (Kollaps)

Sıcak senkopundan farklıdır. Bilinç kaybı olmadan veya bilinç kaybı ile birlikte kan basıncı reflekslerinde bozulma ve alt ekstremite damarlarında göllenme sonucu ortaya çıkar. Bu durum genellikle hipertermi veya sıvı kaybı olmadan gelişir.

Sıcak Bitkinliği

Sıcak ortamda uzun süre kalmak ya da ağır efor sonucu oluşur. Belirtiler şunları içerebilir:

  • Halsizlik,
  • Yorgunluk,
  • Susuzluk,
  • Baş ağrısı,
  • Mide bulantısı,
  • Baş dönmesi,
  • Kas ağrıları.

Sıcak Çarpması

Sıcak bitkinliği tedavi edilmezse sıcak çarpmasına dönüşebilir; ancak bazı durumlarda sıcak çarpması önceden herhangi bir sıcak bitkinliği belirtisi olmadan da aniden gelişebilir.

  • Sıcak çarpması, klasik olarak:
  • Çekirdek sıcaklığının >40 °C olması ve
  • Merkezi sinir sistemi bozukluğu (ör. bilinç değişikliği, nöbet, koma) ile tanımlanır.

Sıcak çarpması iki tipe ayrılır:

  1. Klasik (non-eforsal) sıcak çarpması (NEHS): Sıcak çevreye pasif maruziyet sonucu gelişir.
  2. Eforla tetiklenen sıcak çarpması (EHS): Ağır fiziksel aktivite sırasında oluşur ve fizyolojik olmayan hipertermiye yol açar.

ISI KAYBI VE PATOFİZYOLOJİ

Vücut ısısını düşürmek için iki temel sistem devrededir:

  1. Periferik sistemler (deri ve organlar),
  2. Merkezi sistem (özellikle hipotalamus).

Kandaki sıcaklık sadece 1 °C arttığında, hipotalamus termoregülasyonu tetikler ve sempatik sinir sistemi aracılığıyla cilt damarlarında genişleme başlatarak dakikada 8 litreye kadar kan akışını sağlayabilir. Avuç içi, ayak tabanı ve yüz gibi kılsız deri alanlarında kan akışı 6 katına kadar çıkar. Bu alanlardaki damar yapıları, karşıt akım ısı değişimini destekler.

Ancak, kan ısı kaybı için periferik dokuya yönlendirilirken:

  • Böbrek ve sindirim organlarına olan kan akışı %30 azalır.
  • Bu da kramp, bulantı ve ishal gibi gastrointestinal semptomlara yol açabilir.

Efor sırasında çekirdek sıcaklığı arttığında, deri, ısı kaybının kritik noktasıdır. Ancak deri çevresel koşullar (örneğin sıcak hava ya da kalın kıyafet) nedeniyle ısındığında soğutma işlevini kaybeder, hatta vücuda ısı vermeye başlayabilir.

Metabolik ısı üretimi, ısı kaybını aştığında, çekirdek sıcaklığı yükselir ve sıcaklık hastalıkları gelişebilir. Çekirdek sıcaklık kritik eşiği aştığında hücresel ve sistemik tepkiler zinciri başlar. Bu tepkiler şunları içerir:

  • Termoregülasyon bozukluğu,
  • Akut faz yanıtı (sitokinler, interlökinler vb.),
  • Isı şoku proteinleri (HSP) yanıtı.

Bu yanıtlar, sepsis ile benzer bir inflamatuar süreci başlatabilir. Aşırı inflamasyon, sıcak stresi → sıcak çarpması geçişini tetikler. Özellikle sindirim sistemi hipoperfüzyonu bu süreci başlatabilir. Artan mukozal geçirgenlik, bağırsak endotoksinlerinin kana geçmesine neden olur. Bu süreç, daha önce ısıya alışık bireylerde daha az şiddetli olabilir.

Kaslar da bu sürece katkı sağlar:

Efor ve sıcaklık nedeniyle zorlanan kaslar, miyokinler ve inflamatuar mediatörler salgılar.

Bu da:

  • Mikrodolaşımda bozulma,
  • Doku hasarı,
  • Termoregülasyonun bozulması ile

sıcak çarpması ve hipotansiyona neden olur.

Ayrıca, ısı şok proteinlerinin üretimindeki bozulmalar da hücre düzeyinde protein ve enzim bozulmasına, ardından organ yetmezliğine yol açabilir.

Kritik düzeyde hipertermi, hücre ölümüne (apoptoz veya nekroz) neden olur. Hasarın derecesi, sıcaklık seviyesi ve maruz kalma süresi ile belirlenir.

ÖNLEME VE PLANLAMA

Sıcaklık hastalıkları potansiyel olarak ölümcül olabilir, ancak düşük maliyetli ve basit hazırlıklarla bu risk büyük ölçüde azaltılabilir. Riskin azaltılması süreci, önce risk değerlendirmesi ile başlar.

Risk değerlendirmeleri, büyük gruplar için yapılandırılmış olarak hazırlanabilir ya da özel bir bireyin fizyolojisi, çevresi ve planlanan aktivite dikkate alınarak duruma özel olarak yapılabilir. Her senaryoda bazı risk faktörleri sabittir, bu nedenle planlamada en çok değiştirilebilir faktörlere odaklanılmalıdır.

BİREYSEL FAKTÖRLER

  1. Alışma (Aklimatizasyon)

Sıcaklığa karşı korunmanın en etkili bireysel yöntemi, ısıya alışmadır. Sadece bir hafta boyunca 90 dakikalık üç maruziyet, fizyolojik zorlanmayı %20 oranında azaltabilir. Genelde, ısıya alışmanın %75–80’i 7 gün içinde tamamlanır. 10–14 gün boyunca günde 1–2 saat sıcak ortamda yapılan efor, fizyolojik uyumu daha da artırır. Bu adaptasyonlar sıcak ortamdan ayrıldıktan sonra bir aya kadar sürebilir.

Ana fizyolojik uyum, plazma hacminde genişleme ve buna bağlı olarak terleme kapasitesinde artıştır.

Isıya alışma şu yollarla sağlanabilir:

  • Sıcak ortama geldikten sonra kademeli maruziyet,
  • Koruyucu ekipmanın aşamalı tanıtımı,
  • Sıcak ortama seyahatten önce düzenli ısıya maruz kalma,
  • Ilıman ortamda fazla giyinme yöntemi.

Ancak, sıcak çarpması geçirilmesi bu termoregülatuvar adaptasyonları geçici olarak sıfırlayabilir ve kişinin aylar boyunca tekrar sıcak hastalığı geçirme riskini artırabilir. Buna rağmen vaka raporları, tam iyileşme ve ısıya toleransın geri kazanılabildiğini göstermektedir.

  1. Kardiyopulmoner Uyum

Yüksek düzeyde kalp-akciğer uyumu olan bireyler, sıcaklığa bağlı zorlanmalara (örneğin sıcak hava ya da buharlaşmayı engelleyen kıyafetler) karşı daha fazla fiziksel aktiviteye dayanabilir. Ayrıca bu kişiler, terleme kapasiteleri daha yüksek olduğu için daha hızlı alışırlar.

  1. Sıvı Durumu (Hidrasyon)

En kolay değiştirilebilen fizyolojik risk faktörü hidrasyon durumudur.

Dayanıklılık sporcuları yarışmalar sırasında vücut ağırlıklarının %3–4’ünü kaybetmeyi tolere edebilir. Ancak vücut ağırlığının %2–3’ünü aşan sıvı kaybı, aynı iş yükünde daha yüksek çekirdek sıcaklıkla ilişkilidir.

Dehidrasyon:

  • Fizyolojik zorlanmayı artırır,
  • Terleme oranını azaltır,
  • Algılanan eforu yükseltir,
  • Çekirdek sıcaklığı yükseltir.

Ancak iyi hidrasyon her koşulda sıcak birikimini önleyemez; özellikle:

  • Yüksek metabolik hız,
  • Yüksek ortam sıcaklığı,
  • Buharlaşma soğutmasını zorlaştıran yüksek nem ve hava geçirmez kıyafetler varsa.

Hidrasyon stratejileri:

  • Susadıkça iç” yaklaşımı: Vücudun osmolalite ihtiyacına göre içme davranışı.
  • Programlı içme: Hedef sıvı miktarlarına göre önceden planlanmış içme aralıkları. Ancak yanlışlıkla fazla veya az sıvı alımı olabilir.

Plazma osmolalitesinde %2’lik artış, hem susuzluk hissini hem de vazopressin yoluyla su tutulumunu tetikler. Bu durum egzersize bağlı hiponatremiyi de etkileyebilir.

Hiprahidrasyon (aşırı sıvı yükleme) için gliserol gibi ozmotik ajanlar kullanılarak plazma hacmi artırılabilir. Bazı yöntemler ısıya bağlı fizyolojik zorlanmayı azaltabilse de, ısı hastalığını önlediği net olarak gösterilmemiştir.

Soğuk maruziyet öncesi soğutma (pre-cooling), kısa süreli performans için faydalı olabilir; ancak uzun aktivitelerde yararı sınırlıdır.

  1. Diğer Bireysel Faktörler
  • Kadınlar, erkeklere kıyasla daha az ısı kaybeder.
  • İleri yaş, ısı kaybını genel olarak azaltır.
  • Yüksek vücut kitle indeksi (VKİ) olanlarda sıcak hastalığı riski artar.
  • Çocuklar ve yaşlılar, termoregülasyonda daha kırılgan gruplardır (bu kılavuzda kapsam dışıdır).
  • Hipo-hidrozis (az terleme), geniş skar dokuları, kardiyopulmoner rezervin düşüklüğü gibi durumlar ısı kaybını sınırlar.
  • Güneş yanığı, terlemeyi 7 güne kadar bozabilir.
  1. İlaçlar ve Maddeler

Bazı ilaçlar, ısı üretimini artırabilir veya termoregülasyon sistemlerini bozabilir:

Risk oluşturabilecek ilaç ve maddeler:

  • Alkol
  • Alfa adrenerjikler
  • Amfetaminler
  • Antikolinerjikler
  • Antihistaminikler
  • Antipsikotikler
  • Benzodiazepinler
  • Beta blokerler
  • Kalsiyum kanal blokerleri
  • Klopidogrel
  • Kokain
  • Diüretikler
  • Laksatifler
  • Nöroleptikler
  • Fenotiyazinler
  • Tiroid agonistleri
  • Trisiklik antidepresanlar
  • Nikotin ve egzersiz öncesi takviyeler

(Not: Orta düzeyde kafein zararlı bulunmamıştır.)

ÖNERİLER (Bireysel Faktörler)

  • VKİ yüksek bireylerde tarama yapılması önerilir.

(Güçlü öneri, orta düzey kanıt)

  • Daha önce sıcak hastalığı geçirmiş kişilerde riskin artabileceği göz önüne alınmalı.

(Güçlü öneri, düşük düzey kanıt)

  • Termoregülasyonu bozabilecek ilaçlardan kaçınılması önerilir.

(Güçlü öneri, düşük düzey kanıt)

  • Isıya maruziyet öncesi aerobik kondisyon artırılmalı.

(Güçlü öneri, orta düzey kanıt)

  • Tam alışma için günde 1–2 saatlik sıcak maruziyeti 7 gün boyunca yapılmalı.

(Güçlü öneri, düşük düzey kanıt)

  • Aktivite öncesi yeterli hidrasyon sağlanmalı.

(Güçlü öneri, orta düzey kanıt)

  • Aktivite sırasında vücut ağırlığının >%2 azalmasını önleyecek şekilde “susadıkça iç” yaklaşımı tercih edilmeli.

(Güçlü öneri, orta düzey kanıt)

ÇEVRESEL FAKTÖRLER

Ortam sıcaklığı arttıkça, vücut ile çevre arasındaki ısı alışverişinde net ısı kazancı oluşur. Bu durumda buharlaşma (terleme), ısı kaybı için kalan tek etkili mekanizma hâline gelir.

1,7 mL terin buharlaşması, yaklaşık 1 kcal ısıyı tüketir.

Ancak buharlaşma, özellikle yüksek nemli ortamlarda daha az etkilidir. Çünkü ortam havasındaki su buharı basıncı arttıkça, deri yüzeyindeki terin buharlaşması zorlaşır.

Ayrıca, rekreasyonel kıyafetler ve işyerlerinde kullanılan kişisel koruyucu ekipmanlar, buharlaşmayla soğumayı ciddi oranda azaltabilir.

Isı Gerilimini Ölçme Yöntemleri

Islak Termometre Küre Sıcaklığı (WBGT): Sıcaklık, nem ve güneş ışınımının birleşimini dikkate alan, bireyin maruz kaldığı toplam ısı yükünü ölçen bileşik bir göstergedir.

  • WBGT, askeri, iş güvenliği ve sivil gruplar için tercih edilen göstergedir.
  • Ancak özel ekipman ve yerinde ölçüm gerektirdiği için pratikte yaygın değildir.

Isı İndeksi (Heat Index): Yüksek sıcaklık ve yüksek nemin birlikte vücudu nasıl etkilediğini gösteren daha yaygın bir ölçüttür.

  • Daha kolay erişilebilir ve pratikte sık kullanılır.
  • Isı indeksine göre fiziksel aktiviteleri sınırlamaya yönelik rehberler mevcuttur.

ÖNERİLER (Çevresel Faktörler)

  • WBGT mevcutsa, çevresel ısı riskini değerlendirmek için birinci tercih olarak kullanılmalıdır.

(Güçlü öneri, yüksek kaliteli kanıt)

  • WBGT mevcut değilse, ikinci tercih olarak ısı indeksi kullanılmalıdır.

(Güçlü öneri, orta kaliteli kanıt)

AKTİVİTE KOŞULLARI

Metabolik ısı üretimi, bir aktivitenin şiddeti (yoğunluğu) ve süresi ile doğru orantılıdır.

Bazı aktivitelerde, yoğunluk artışı ile çevreye ısı kaybı da artabilir. Örneğin:

  • Yüzücülerde suyun yarattığı konvektif soğuma,
  • Bisikletçilerde havanın soğutucu etkisi.

Mola verildiğinde, metabolik ısı üretimi azalır. Bu sırada gölgeye geçmek, su buharı sisine girmek veya ısı yalıtımı yapan giysi ve ekipmanı çıkarmak soğutmayı artırır.

Askerî, tıbbi, iş sağlığı ve spor rehberleri, molaların süresini aktivitenin metabolik yükü ve çevresel koşullara göre ayarlamayı önerir. Ancak mola süresinin ne kadar olması gerektiğine dair yeterli çalışma yoktur.

ÖNERİLER (Aktivite Koşulları)

  • Mola süreleri planlanırken, hem süresi hem de mola sırasında soğutma yöntemlerinin (gölge, giysi çıkarma) optimize edilmesi gerekir.

(Güçlü öneri, düşük kaliteli kanıt)

KIYAFET VE EKİPMAN

Aktivite sırasında giyilen kıyafetler ve koruyucu ekipmanlar, vücudun ısı düzenleme kapasitesini sınırlayabilir veya destekleyebilir. Özellikle cilt yüzeyini kapatan ekipmanlar, buharlaşma, konveksiyon, radyasyon ve kondüksiyon yoluyla ısı kaybını engelleyebilir.

Örneğin:

  • Amerikan futbolu üniformaları, gövde ve başın çoğunu kapatarak ısı değişimini engeller.
  • Aynı etki, bazı iş kıyafetleri, kasklar ve vücut zırhlarında da gözlenmiştir.

Ne yazık ki bazı mesleklerde kullanılan zorunlu koruyucu ekipmanlar, sıcaklık birikimi riskini artırır. Bu durum tamamen ortadan kaldırılamasa da optimize edilebilir.

Askerî ve spor rehberleri, WBGT’ye dayalı olarak ekipman ve giysilerin azaltılmasını öneren örnek protokoller içermektedir.

ÖNERİLER (Kıyafet ve Ekipman)

  • Kıyafet ve ekipman seçimi yapılırken, vücudu dış ısı kaynaklarından yalıtırken aynı zamanda buharlaşma, konveksiyon, radyasyon ve iletim yoluyla ısı kaybını en üst düzeye çıkaracak şekilde seçim veya modifikasyon yapılmalıdır.

(Güçlü öneri, düşük kaliteli kanıt)

Saha Tedavisi

Isı hastalığının en uygun şekilde sahada tedavi edilmesi, sınırlı kaynaklar ve zorlu çevresel koşullar nedeniyle zorlayıcı olabilir. Mevcut verilerin çoğu vaka serilerine veya eforla ilişkili hipertermi modellerinden elde edilen bulgulara dayanmaktadır çünkü eforla ilişkili sıcak çarpması (EHS) tedavisiyle ilgili randomize kontrollü çalışmalar etik açıdan mümkün değildir. Sahada uygulanacak soğutma yöntemi ve bu yöntemin yoğunluğu, tedavi edilmekte olan ısı hastalığının türüne bağlıdır. Sebebi ne olursa olsun, hastayı sıcaktan uzaklaştırmak ve hızlı bir şekilde soğutmak kritik önem taşır; çünkü morbidite, hiperterminin derecesi ve süresi ile doğrudan ilişkilidir.

Sahada tedavinin ilk aşaması, hastanın hava yolu, solunum ve dolaşımının stabilizasyonuna yöneliktir; ardından özel soğutma tedavilerine geçilir. Hayati tehlike oluşturan bir durum yoksa, sahada uygulanan hızlı soğutma, hayat kurtarıcı olabilir ve nakil öncesinde uygulanmalıdır. Hastanın bakımı acil sağlık hizmetlerine devredilirken, sahada uygulanan tüm soğutma yöntemleri aktarılmalı ve uygun olan en iyi yöntemle soğutmaya taşıma sırasında da devam edilmelidir. Bu öncelikler ve adımlar, mevcut ABD ön-hastane bakım mutabakat bildirisiyle tutarlıdır ve bu nedenle hem doğa hem de şehir ortamlarında görev yapan ilk müdahale ekipleri için en iyi uygulama olarak kabul edilir.

Hafif Isı Hastalığı Tedavisi

Hafif ve orta dereceli ısı hastalıklarının tedavisiyle ilgili kanıtlar oldukça sınırlıdır. Bu tedavilerin çoğu klinik uygulamada yer almakla birlikte bilimsel çalışmalarla desteklenmemiştir (Bkz. Tablo 3).

Isı krampları, tarihsel olarak yaygın kas krampları olarak tanımlanmıştır; ancak bu, dayanıklılık sporcularında görülen lokalize egzersize bağlı kas kramplarından farklıdır. Son araştırmalar her iki tabloyu açıklayan ortak bir mekanizma aramaktadır, ancak bu klinik tabloları birleştirecek veya ayıracak net kanıtlar hâlâ yetersizdir. Yaygın ısı krampları, izotonik veya hipertonik tuz çözeltileriyle (ağız yoluyla elektrolit takviyesi) hafifletilebilir. Buna karşılık, tekrarlayan hareket ve nöromüsküler yorgunlukla ortaya çıkan egzersize bağlı kas krampları genellikle pasif germe ile daha iyi düzelir.

Isı ödemi, ekstremite elevasyonu (yükseğe kaldırma) veya kompresyon çorapları ile hafifletilebilir. Diüretikler etkili değildir ve hacim kaybını artırarak durumu kötüleştirebilir.

Isı senkopu (bayılma), kendiliğinden düzelen bir durumdur. Diğer senkop nedenleri dışlandıktan sonra, tedavi; serin bir ortamda dinlenme ve izotonik sıvılarla hidrasyonun sağlanmasını içerir. Sıcak ortamlarda senkopa eğilimli bireylerin, kanın alt ekstremitelerde toplanmasını önlemek için sık hareket etmeleri ve büyük bacak kaslarını kasmaları önerilir. Isı senkopu geçiren bireyler için ısıya alışma (aklimatizasyon) süreci yararlı olabilir, ancak tekrar aktiviteye dönüş konusunda net kılavuzlar mevcut değildir.

Isı bitkinliği, tıpkı sıcak çarpması gibi, kardiyovasküler ve termal zorlanma sonucu gelişir. Tedavi; belirtilerin şiddetine göre istirahat ve tüm vücudu soğutmayı içeren çeşitli yöntemlerden oluşur. Hafif vakalar, hastanın sıcak ortamdan uzaklaştırılması, fiziksel aktivitenin sonlandırılması ve izotonik sıvılarla ağızdan rehidrasyon ile düzelebilir. Şiddetli ısı bitkinliğinde ise genellikle daha belirgin hacim kaybı vardır ve bu durum intravenöz sıvı desteği ile birlikte iletken ve konvektif (hava akımıyla) soğutma gerektirir. Bu tür hastalar genellikle kendilerine bakamaz hâle gelir ve müdahale edilmezse sıcak çarpmasına ilerleyebilir. Isı bitkinliği ya da ani ısı stresi, EKG değişiklikleri, semptomatik aritmiler ve Brugada sendromu özellikleri taşıyan kardiyak arrest gibi ciddi olaylara yol açabilir.

Öneriler:

  • Hafif ısı hastalıklarında, dinlenme, serin bir ortama geçme ve temel sıvı ile besin takviyesi içeren destekleyici bakım önerilir (güçlü öneri, düşük kaliteli kanıt).
  • Sıcak ortamlarda sık tekrarlayan ama klasik egzersizle ilişkili çökme ile uyuşmayan senkop vakalarında, kardiyoloji incelemeleri için hastaneye sevk veya yatış önerilir (zayıf öneri, düşük kaliteli kanıt).

Vücut Isısının Ölçülmesi

Isı hastalığını sınıflandırmak ve sıcak çarpmasını daha hafif ısı hastalıklarından ayırt edebilmek için vücut iç ısısının doğru ölçülmesi önemlidir. Mental durumda bozulma ile birlikte görülen ancak vücut iç ısısı 40 °C’nin altında olan bir hastaya sıcak çarpması tanısı konulmamalıdır.

Rektal sıcaklık ölçümü, sahada iç vücut ısısının en doğru ve pratik şekilde ölçülebildiği standart yöntem olarak kabul edilir. Rektal ölçüm; temporal (alından), aksiller (koltuk altı), oral (ağız içi) ve timpanik (kulaktan) termometrelerden daha doğru sonuçlar verir. Özofageal (yemek borusu) ve yutulabilir termistörler de doğruluğu kanıtlanmış yöntemlerdir ancak doğa koşullarında uygulanabilir değildir.

Rektal sıcaklık ölçümünde hasta mahremiyeti ve hijyen sağlamak bir zorluk oluşturabilir. Bu nedenle, iç ısı ölçümü yapılamasa dahi ya da ölçüm sonucu tanı eşiği olan 40 °C’nin altında olsa bile, klinik şüphe varsa aktif soğutmaya başlanmalıdır.

Öneriler:

  • Isı hastalığını değerlendirirken, vücut iç ısısını ölçmek için rektal sıcaklık ölçümü tercih edilmelidir (güçlü öneri, orta kalitede kanıt).
  • Hipertermik (vücut ısısı yüksek) ve bilinç bozukluğu olan, sıcak çarpmasından şüphelenilen hastalarda, iç vücut ısısı ölçülemese ya da 40 °C’nin altında olsa dahi, aktif soğutma tedavisine derhal başlanmalıdır (güçlü öneri, orta kalitede kanıt).

Pasif Soğutma

Basit önlemlerle hastanın çevresel ısıya maruz kalması azaltılabilir. Örneğin:

  • Hastayı gölgeye almak, güneş ışınlarının neden olduğu radyan ısı kazanımını azaltır ve çevre sıcaklığını düşürür. Bu yöntem, özellikle hava sıcaklığının 20 °C’nin altında olduğu ortamlarda daha etkilidir.
  • Zeminden gelen iletken ısıyı azaltmak için hasta serin bir zemine veya yalıtkan bir yüzeye (örneğin uyku matı, uyku tulumu) yatırılabilir.
  • Sıkı giysilerin gevşetilmesi veya çıkarılması, hava sirkülasyonunu artırarak konvektif (hava yoluyla) ısı değişimini kolaylaştırır.

Öneri:

Sıcak zorlanmayı azaltmak ve vücut ısısının kaybını artırmak amacıyla pasif soğutma yöntemleri kullanılmalıdır.

(Güçlü öneri, düşük kaliteli kanıt)

Hidrasyon (Sıvı Desteği)

Euhidratasyon (yeterli sıvı düzeyi), hipertermiyi azaltmada önemli bir faktördür.

Dehidrasyon, terleme oranlarını düşürerek ve belirli bir ortam sıcaklığında termal zorlanmayı artırarak hastaları hipertermiye daha yatkın hale getirir.

Araştırmalar, ağızdan ve damar yoluyla (intravenöz) sıvı takviyesinin, ısı stresiyle ilişkili sıvı kayıplarını yerine koymada eşit derecede etkili olduğunu göstermektedir.

Öneriler:

  • Isı hastalığı olan bireylerde dehidrasyonun en aza indirilmesi önerilir.

(Güçlü öneri, orta kaliteli kanıt)

  • Hafif ve orta düzeyde ısı hastalığı olan hastalarda, ağızdan sıvı desteği birinci basamak tedavi olarak önerilir.

(Güçlü öneri, orta kaliteli kanıt)

Sıcak çarpması (heat stroke) olan bir hastada hidrasyon, hem kardiyovasküler hem de termal zorlanmayı azaltır.

Bilinç değişikliği veya nöbet riski olan hastalarda aspirasyon (boğulma) ve hava yolu tıkanıklığı riskini azaltmak için intravenöz sıvı tercih edilmelidir.

Sıvı türü ve miktarı konusunda yeterli veri olmamakla birlikte, hastalarda aşırı hidrasyondan kaçınılmalıdır—özellikle kalp hastalığı olanlarda bu durum akciğer ödemi riskini artırabilir.

Ayrıca, sıvı tedavisi, hızlı vücut soğutmasını geciktirmemelidir.

Sahada sıvı tedavisi uygulanıyorsa, kan basıncı, kalp atım hızı, idrar rengi ve miktarı gibi parametrelerle hastanın sıvı durumu izlenebilir.

Öneriler:

  • Sıcak çarpması olan hastalarda, sıvı desteği için oral yerine intravenöz sıvılar kullanılmalıdır.

(Güçlü öneri, orta kaliteli kanıt)

  • Eforla ilişkili sıcak çarpması (EHS) olan ve sıvı kaybı bulunan yetişkin hastalarda tedaviye 1–2 litre izotonik sıvı (0.9% NaCl ya da laktatlı Ringer solüsyonu) ile başlanmalıdır.

Çocuk hastalarda ise 20 mL/kg vücut ağırlığı oranında sıvı verilmesi önerilir.

(Güçlü öneri, düşük kaliteli kanıt)

Soğuk Suya Daldırma Tedavisi

Soğuk suya daldırma (SSD), sıcak çarpmasının sahada tedavisinde en etkili yöntem olup, iç vücut sıcaklığını kritik seviyelerin altına hızla düşürmek için kullanılır. SSD, suyun hava ile kıyaslandığında 24 kat daha yüksek ısı iletim kapasitesine sahip olması ve soğuk su ile deri arasındaki yüksek ısı farkı sayesinde çok etkili bir iletken soğutma yöntemi sunar.

Su sıcaklığı ne kadar düşükse, soğutma hızı o kadar yüksek olur. Soğuk suyun periferik damarları daraltarak (vazokonstriksiyon) ya da titremeye yol açarak soğumayı yavaşlatabileceği düşünülse de, bu durum sağlıklı bireylerde uzun (>10 dk) soğuk su temasında görülmüş olup, sıcak çarpması geçiren hastalarda bozulmuş termoregülasyon nedeniyle genellikle gözlenmez.

Uygulama Yöntemleri:

  • Hastanın yalıtkan giysileri çıkarılır ve buzlu suya ya da mümkün olan en soğuk suya tüm vücudu (gövde ve ekstremiteleri) daldırılır.
  • Alternatifler:
  • Plastik branda (tarp) içine hasta yerleştirilir, üzerine buz dökülür ve ardından su eklenerek “slurry” adı verilen buz-su karışımı oluşturulur (“tarp taco” yöntemi).
  • Su geçirmez bir ceset torbası (body bag) içine hasta konulup içine buz ve su doldurularak taşınabilir soğutma kabı olarak kullanılabilir.

Karşılaştırmalar:

  • Buzlu suya daldırma: Soğuma hızı ≈ 0.20 °C/dk
  • Islak havlularla buharlaştırmalı soğutma: Soğuma hızı ≈ 0.11 °C/dk

Doğal Su Kaynakları Kullanımı:

Bir dere, gölet, nehir veya göl gibi doğal su kaynakları da kullanılabilir. Ancak:

  • Ağız ve burun suya batırılmamalıdır (boğulma riski).
  • Hasta yalnız bırakılmamalıdır.

Soğutma için kar veya buzlu su dökme gibi diğer yöntemler de etkili olabilir.

Güvenlik:

Askerî çalışmalarda, SSD ile tedavi edilen genç ve sağlıklı sıcak çarpması hastalarında hiçbir ölüm vakası bildirilmemiştir.

Öneriler:

  • Sıcak çarpmasının sahada tedavisinde, buzlu suya daldırma birinci seçenek olarak önerilir.

(Güçlü öneri, yüksek kaliteli kanıt)

  • Buzlu suya erişilemiyorsa, mevcut en soğuk suyla daldırma tedavisi uygulanmalıdır.

(Güçlü öneri, yüksek kaliteli kanıt)

  • Eforla ilişkili sıcak çarpması geçiren, sahada uygun şekilde soğutulan ve 2 saat içinde bilinç ve hareket yetisini kazanan sağlıklı bireyler, hastaneye sevk edilmeksizin taburcu edilebilir.

(Zayıf öneri, orta kaliteli kanıt)

  • Klasik sıcak çarpması veya eşlik eden hastalıkları bulunan hastalar ise tedaviye iyi yanıt verseler bile daha üst düzey sağlık kuruluşuna sevk edilmelidir.

(Güçlü öneri, orta kaliteli kanıt)

Buharlaşma Yoluyla Soğutma

Soğuk suya daldırma veya iletken soğutma yöntemleri uygulanamıyorsa, buharlaşma temelli soğutma kullanılmalıdır.

Bu yöntemde şu adımlar izlenir:

  1. Giysiler gevşetilir veya çıkarılır.
  2. Hasta soğuk suyla tamamen ıslatılır, böylece cilt yüzeyinin tamamı buharlaşmaya katkıda bulunabilir.
  3. Hava akımı (konveksiyon) sağlamak amacıyla hasta **elle, vantilatörle veya diğer araçlarla fanlanır.

Bu yöntemde soğuma; buharlaşma (su → buhar) ve hava akımıyla ısı kaybı yoluyla gerçekleşir.

Etkinlik:

  • Buharlaşmalı + konvektif soğutma, çoğunlukla klasik sıcak çarpması (NEHS) olan hastalarda incelenmiştir.
  • Ortalama soğuma süreleri: 40–68 dakika.
  • Eforla ilişkili sıcak çarpması (EHS) ve ısı bitkinliği hastalarında sınırlı sayıda çalışma vardır.
  • SSD’ye göre soğuma hızı yaklaşık yarı yarıya daha düşüktür.

Öneri:

  • Soğuk suya daldırma mümkün değilse, buharlaşmalı veya konvektif soğutma yöntemleri ikinci basamak olarak kullanılmalıdır.

(Güçlü öneri, düşük kaliteli kanıt)

Kimyasal Soğutucular ve Buz Paketleri (Chemical Cold Packs and Ice Packs)

Geleneksel uygulamalarda, boyun, koltuk altları ve kasık bölgesine yerleştirilen buz paketleri veya kimyasal soğutucular, ana damarlar üzerinden geçen kanı soğutarak vücut ısısını düşürmeyi amaçlar. Bu yöntem, çoğunlukla tam vücut soğutmasına ek (yardımcı) olarak önerilmiştir.

Ancak:

  • Buz paketlerinin ısıyı azaltma etkisi, kimyasal soğutuculardan daha fazladır.
  • Sadece büyük damarlar üzerine yerleştirme, etkili bir soğutma sağlamaz.
  • En etkili kullanım, tüm vücudu kaplayacak şekilde uygulandığında olur.
  • Küçük bir çalışmada, avuç içi, ayak tabanı ve yanaklar gibi kılsız (glabrous) bölgelere uygulandığında, bu bölgelerin yüksek kan akımı nedeniyle daha etkili soğutma sağlandığı gösterilmiştir.

Öneriler:

  • Buz paketleri kullanılacaksa, tüm vücudu kaplayacak şekilde uygulanmalıdır.

(Güçlü öneri, düşük kaliteli kanıt)

  • Eğer yeterli sayıda buz paketi yoksa, kalanlar yanaklara, avuç içlerine ve ayak tabanlarına uygulanmalıdır.

(Güçlü öneri, düşük kaliteli kanıt)

Antipiretikler (Ateş Düşürücüler)

İbuprofen ve aspirin gibi antipiretik ilaçlar, prostaglandin üretimini engelleyerek, parasetamol ise termoregülatuar set noktayı düşürerek ateşi azaltır. Ancak:

  • Enfeksiyon kaynaklı ateşte bu set nokta yükselmiş olurken,
  • Egzersiz kaynaklı hipertermi durumunda termoregülatuar set nokta bozulmaz.

Bu nedenle, egzersizle oluşan yüksek vücut ısısında antipiretik ilaçlar etkisizdir.

Öneri:

Sıcak çarpması tedavisinde, dantrolen veya antipiretiklerin kullanımı önerilmez.

(Güçlü öneri, orta kaliteli kanıt)

Hastane Tedavisi

Geleneksel yaklaşım, hastaneye başvuran tüm sıcak çarpması hastalarının, hastalığın ciddiyeti ve yüksek morbidite-mortalite riski nedeniyle kapsamlı değerlendirme ve tedaviye tabi tutulması gerektiğidir. Ancak, bazı saha tıbbi istasyonlarında uygulanabilen etkili tedavilerle hastaneye sevk gerekmeyebileceği de gösterilmiştir.

Büyük sivil vaka serilerinde, yıllık yol yarışlarında yüzlerce eforla ilişkili sıcak çarpması (EHS) hastası, saha tıbbi çadırlarında tedavi edilip taburcu edilmiştir. Benzer şekilde, askeri birliklerde de yüzlerce asker EHS nedeniyle üs hastanelerinde başarılı şekilde tedavi edilmiştir. Bu ortamlar, buzlu suya daldırma yöntemiyle hızlı soğutma ve belirli bir süre gözlem ile taburculuğu içermektedir. Bu vaka serilerinde gözlem süresi standartlaşmamıştır, ancak ölüm ya da kalıcı morbidite bildirilmemiştir.

Eğer bu tür bir saha protokolü yoksa, sıcak çarpması hastaları çoklu organ hasarı veya yetmezliği riski olan kritik hasta yönetimi yapabilen sağlık kuruluşlarına sevk edilmelidir. Atletik etkinliklerde veya askeri üslerde protokollere uygun şekilde tedavi edilen ancak mental durumları ya da fizik muayeneleri normale dönmeyen hastalar da daha üst düzey bakıma gönderilmelidir. Soğutma işlemleri, yüksek sıcaklık devam eden hastalar nakledilirken sürdürülmelidir.

Hastane ortamında sıcak çarpması tedavisinin öncelikleri:

  • Hızla vücut iç ısısının düşürülmesi,
  • Organ sistemlerinin desteklenmesi.

Sıcak çarpması hastalarında şok, solunum yetmezliği, akut böbrek ve karaciğer hasarı, rabdomiyoliz, disseminated intravascular coagulation (yaygın damar içi pıhtılaşması) ve bağırsak iskemi gibi komplikasyonlar görülebilir. Bağırsak bariyer bütünlüğünün bozulmasıyla bakterilerin kana geçmesi sonucu sepsis gelişebilir.

Tedavi yaklaşımı; gerekirse oksijen desteği, entübasyon ve mekanik ventilasyon, damar yolu açılması, izotonik sıvı resüsitasyonu, idrar çıkışı ve vücut ısısı takibi için sonda takılması, yeterli sıvı verilmesine rağmen hipotansiyon varsa vazopressör kullanımı gibi destekleyici önlemleri içerir. Tüm bunlar soğutma ile eş zamanlı olarak yapılmalıdır.

Büyük randomize kontrollü çalışmalar olmamakla birlikte, mevcut kanıtlar genç ve atletik EHS hastalarında buzlu suya daldırmanın en hızlı ve etkili tedavi olduğunu desteklemektedir. On beş yılı aşkın süredir kullanılan buzlu su slurri soğutma protokolü, yüzlerce sivil ve askerde hiçbir ölüm ya da yan etki bildirilmeden uygulanmıştır; ortalama soğuma hızı dakikada 0.15–0.22 °C, ortalama soğuma süresi  12–18 dakikadır.

Acil serviste küvet yoksa, su geçirmez ceset torbası buzlu suyla doldurularak sedye üzerinde geçici soğutma havuzu yapılabilir. Küvet ya da havuz yoksa, hasta tamamen buz veya buz paketleri ile kaplanıp üzerine su dökülerek soğutma artırılabilir. Buz paketleri tüm vücudu kaplamalıdır; az buz varsa, avuç içi, ayak tabanı ve yanaklara uygulanması tercih edilir. Kimyasal soğutucular buz paketlerinden daha az soğutucu kapasiteye sahiptir.

Buz paketlerini özellikle boyun, koltuk altı ve kasıklara yerleştirmek deneysel olarak minimal soğutma sağlar ve sıcak çarpması tedavisinde birincil yöntem olarak önerilmez. Benzer şekilde, buzlu ıslak havlu uygulaması da etkisizdir.

Eğer buz yoksa, hastanın giysileri çıkarılarak bol su ile ıslatılması ve güçlü hava akımları (fan veya kompresörlerle) sağlanması buharlaşma ve konveksiyon yoluyla soğutma sağlar. Ancak bu yöntem, buzlu suya daldırmaya göre yaklaşık yarı hızda soğutur.

Buharlaşmalı + konvektif soğutma genellikle NEHS hastalarında uygulanmıştır; ölüm oranları %0-15 arasında değişir. Bu yöntemin buzlu su daldırmaya göre daha yüksek mortalite oranına sahip olması, hastaların daha yaşlı ve eşlik eden hastalıklarının bulunmasına bağlanmaktadır. Ancak son incelemeler, NEHS hastalarında da buzlu suya daldırmanın daha kısa soğuma süreleri nedeniyle tercih edilmesi gerektiğini önermektedir.

Buzlu suya daldırma sırasında hastaya müdahale ve ileri kardiyak monitörizasyonun zorlaşması endişeleri olsa da, bu durum genellikle aşırı soğuk reaksiyonları veya titreme ile pratikte sorun yaratmamaktadır.

Sıcak çarpması olan hastalarda titreme, huzursuzluk veya saldırganlık görülebilir. Bunlar genellikle benzodiazepin veya opioidlerle kontrol altına alınabilir.

Yardımcı, Kombine veya Alternatif Soğutma Yöntemleri

Evaporasyon ve konveksiyonla soğutma yapılan hastalarda, buz parçaları veya buz paketleri eklenmesi soğutma hızını artırabilir. Ancak, bu ek soğutmanın hasta sonuçlarına etkisi veya soğutma hızına katkısı henüz kesin olarak belirlenmemiştir.

Soğuk intravenöz sıvılar, soğutmaya destek olabilir ancak sıcak çarpması tedavisinde primer yöntem olarak tek başına yeterli değildir. Sağlıklı gönüllülere yapılan bir çalışmada, 4 °C’de verilen 30 mL/kg izotonik sıvı 30 dakikada çekilen vücut ısısını 1 °C düşürürken, oda sıcaklığındaki sıvılar 0.5 °C düşürmüştür.

Soğuk izotonik sıvıların vücut boşluklarına yıkanması gibi invaziv teknikler bildirilmiştir, ancak yeterince çalışılmamıştır.

Dışardan soğutma için kullanılan non-invaziv sistemler (örneğin Arctic Sun™) bireysel olgularda başarılı olmuştur, ancak daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Endovasküler soğutma cihazları pilot çalışmalarda hem eforla ilişkili hem de klasik sıcak çarpması hastalarında kullanılmıştır. Ancak, kurulumlarının zaman alması ve özel ekipman gerektirmesi nedeniyle soğutma sürecini geciktirebilir.

Soğutma battaniyeleri ile ilgili yeterli veri bulunmamaktadır.

Öneriler:

  • Soğuk intravenöz sıvılar, sıcak çarpması tedavisinde primer soğutma yöntemi olarak kullanılmamalıdır.

(Güçlü öneri, orta kaliteli kanıt)

  • Vücut boşluğuna yıkama, non-invaziv dış soğutma sistemleri, endovasküler soğutma cihazları veya soğutma battaniyeleri birinci basamak tedavi olarak önerilmemektedir.

(Güçlü öneri, düşük kaliteli kanıt)

Hedef Soğutma Sıcaklıkları

Buzlu suya daldırma ile 38.3–38.8 °C aralığına soğutma, birçok çalışmada güvenli ve iyi tolere edilebilir bulunmuştur. Bu sıcaklık aralığında ölüm veya olumsuz sonuç bildirilmemiştir, ayrıca hipotermi gelişmemiştir. Bu derece soğutma sağlandıktan sonra, vücut kendi termoregülasyonunu yeniden devreye sokar ve sıcaklığı normale getirir.

Öneri:

Sıcak çarpması hastalarının tedavisinde, vücut ısısının 38.3–38.8 °C aralığına indirilmesi hedeflenmelidir.

(Güçlü öneri, orta kaliteli kanıt)

Farmakolojik Tedavi

Sıcak çarpmasının tedavisinde onaylanmış herhangi bir farmakolojik ajan bulunmamaktadır.

Non-egzersiz kaynaklı sıcak çarpması (NEHS) için yapılan dantrolen kullanımını araştıran bir klinik çalışmada, soğuma hızı veya sonuçlar üzerinde anlamlı fark gözlenmemiştir. Ancak ABD’de dantrolen’in eforla ilişkili sıcak çarpması (EHS) tedavisinde kullanımı için yeni bir ilaç başvurusu yapılmış ve klinik deneme devam etmektedir.

Ateş düşürücü ajanlar (aspirin, ibuprofen, asetaminofen) sıcak çarpmasında önerilmez. Çünkü enfeksiyonlarda ateş yükselmesi ile sıcak çarpmasında hipertermi mekanizmaları farklıdır. Ayrıca, nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar koagulopati ve böbrek hasarını kötüleştirme riski taşır; asetaminofen ise karaciğer hasarını artırabilir.

İnflamatuar yolları bloke eden ajanların gelecekte sıcak çarpması tedavisinde farmakolojik rolü olabilir. Potansiyel ajanlar arasında aktif protein C, trombomodulin alfa, antitrombin konsantresi, serin proteaz inhibitörleri ve Çin rhubarb’ı (Rheum palmatum) yer almaktadır.

Öneri:

Sıcak çarpması tedavisinde dantrolen veya ateş düşürücü ajanların kullanımı önerilmez.

(Güçlü öneri, orta kaliteli kanıt)

Yeni Eğilimler

Sıcak çarpmasının şiddetini veya mortalite riskini öngörebilecek serum biyobelirteçleri üzerine araştırmalar devam etmektedir. Bu biyobelirteçler arasında:

  • Serum prokalsitonin
  • C-reaktif protein (CRP)
  • HMGB1 proteini
  • Plazma diamino oksidaz
  • İnce bağırsak yağ asidi bağlayıcı proteini (I-FABP) yer almaktadır.

Plazma diamino oksidaz ve I-FABP seviyeleri, bağırsak hasarını ve kan dolaşımına bakteri geçişini gösterebilir; ancak bu bulgular tutarsızdır.

Henüz klinik sonuçları öngörmede veya sıcak çarpması yönetiminde biyobelirteçlerin rolü netleşmemiştir ve bu alandaki araştırmalar devam etmektedir.

SONUÇ

Sıcak çarpması hastalarının mümkün olan en kısa sürede tüm vücut buzlu veya soğuk suya daldırma ile soğutulması önerilir. Buharlaşma ve konveksiyonla soğutma, tüm vücuda buz paketleri eklenerek iletken soğutma artırılabilir.

Gelecekte yapılacak araştırmalar, farklı soğutma yöntemlerinin doğrudan karşılaştırılması, endovasküler kateterler ve hastane tabanlı soğutma sistemlerinin değerlendirilmesine odaklanmalıdır.

Hastane ortamında buzlu suya daldırma uygulamasının yaygınlaştırılması için personel arasında kültürel engellerin kaldırılması ve ceset torbası, branda gibi uygun kaplama materyallerinin kullanımı teşvik edilmelidir. Bu yöntem, hastalar için en hızlı, uygun maliyetli ve etkili soğutma yoludur.

KAYNAKLAR

  • https://journals.sagepub.com/doi/10.1177/10806032241227924

İLGİLİ YAZI

Sıcak Acilleri

Acil Çalışanları Premium Üyelik Acil Çalışanları Premium Fırsat DHY 2025 Acil Çalışanları

Yorum yap

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz