55 yaşında erkek hasta, bilinen kronik hastalığı ve düzenli kullandığı ilaç bulunmuyor. Yaklaşık 1-2 saattir başlayan her iki kolda güçsüzlük, baş dönmesi ve bulantı şikayetleri nedeniyle 112 tarafından acil servise getiriliyor. Göğüs ağrısını belirgin olarak tariflemiyor. Bilinci açık, hemodinamik olarak stabil ve oda havasında oksijen satürasyonu normal. Atipik akut koroner sendrom bulguları nedeniyle EKG acil olarak değerlendiriliyor.
EKG'de düzenli sinüs ritmi ve yaklaşık 75-76 atım/dk hız izlenmektedir. P dalgaları mevcut olup her P dalgasını QRS kompleksi takip etmektedir. QRS kompleksi dar olup yaklaşık 0.096 sn'dir. Özellikle V1-V6 derivasyonlarında belirgin, sivri ve hiperakut görünümde T dalgaları izlenmektedir. Bu değişiklikler akut koroner iskemi açısından özellikle LAD koroner arter oklüzyonunu düşündüren hiperakut T dalgası paterni ile uyumludur. Klinik olarak göğüs ağrısı olmamasına rağmen bilateral kol güçsüzlüğü, baş dönmesi ve bulantı akut koroner sendromun atipik prezentasyonu olabilir. Öte yandan kan gazında potasyumun 5.9 mmol/L olması nedeniyle hiperpotasemi önemli bir ayırıcı tanı olarak değerlendirilmiştir. Ancak QRS'nin dar olması ve EKG değişikliklerinin özellikle V1-V6 bölgesinde bölgesel hiperakut T paterni göstermesi, izole hiperpotasemiden ziyade akut LAD oklüzyonunu ön plana çıkarmaktadır.
Hasta monitörize edilerek damar yolu açıldı ve EKG acil olarak değerlendirildi. V1-V6 derivasyonlarındaki belirgin hiperakut T dalgaları nedeniyle akut LAD oklüzyonu ön planda tutuldu. Hiperpotasemi ayırıcı tanısı için kan gazı ve serum elektrolitleri acil istendi. Kan gazında K 5.9 mmol/L saptanması üzerine örnek hemolizi ve serum potasyumu ile doğrulama planlandı. Ancak hiperpotasemi şüphesi nedeniyle kateter laboratuvarına gönderim geciktirilmedi; klinik ve EKG bulguları akut koroner oklüzyon lehine olduğundan kardiyolojiye acil konsültasyon yapıldı ve primer PCI hazırlığı başlatıldı.
V1-V6 derivasyonlarında hiperakut T dalgaları bulunan, atipik nörolojik ve gastrointestinal yakınmalarla başvuran hastada akut LAD oklüzyonu öncelikli tanı olarak değerlendirildi. Kan gazında K 5.9 mmol/L olması hiperpotasemiyi önemli bir ayırıcı tanı haline getirse de dar QRS ve bölgesel V1-V6 hiperakut T paterni akut koroner oklüzyonu daha güçlü şekilde destekledi. Bu nedenle kan gazı sonucunu bekleyerek kateter laboratuvarına sevki geciktirmek yerine kan gazı ve elektrolit değerlendirmesi ile kardiyoloji/kateter laboratuvarı aktivasyonu eş zamanlı yürütüldü. Koroner anjiyografide proksimal LAD'de total oklüzyon saptanarak sorumlu lezyona primer PCI uygulandı. İşlem sonrası hasta koroner yoğun bakım ünitesinde monitörize edildi. EKGVK15-2: Hastanın anjio sonrası yatışının 1. gününde çekilen EKG görseli.
Açıklama: Akut klinik tablo ve V1-V6 hiperakut T dalgaları ile uyumlu sorumlu lezyon
Koroner anjiyografide sağ dominant koroner dolaşım izlendi. Sol ana koroner arterde anlamlı darlık saptanmadı. LAD proksimal segmentte 0 total/trombotik oklüde olup akut klinik tablo ve V1-V6 derivasyonlarındaki hiperakut T dalgaları ile uyumlu sorumlu lezyon olarak değerlendirildi. Lezyona balon anjiyoplasti ve stent implantasyonu uygulandı. İşlem sonrası rezidü darlık %0 ve TIMI 3 akım sağlandı. Diğer koroner arterlerde akut sorumlu lezyon saptanmadı.