Bu İçerik Sadece Aboneler İçindir
57 yaşında bir kadın, yüksek hızla araba kullanırken direğe çarpıyor. Olay yerine ulaşan 112 ekibi tarafından hastanın ilk değerlendirmesi yapılıyor: GKS 15, bilinci açık, genel durumu orta, sistolik kan basıncı 80/50 mm Hg, nabız 72 atım/dk, solunum sayısı 22/dk ve SpO2 %92. Hastanın öyküsünde 6 ay önce miyokard enfarktüsü geçirdiği, koroner damarına stent yerleştirildiği ve klopidogrel, aspirin ve metoprolol kullandığı öğreniliyor. Hasta, şiddetli sol göğüs duvarı ağrısından şikayet ediyor. Fizik muayenede, sternum üzerinde ve sol lateral torasik duvarda kontüzyon ile birlikte sol göğüs üzerinde azalmış solunum sesleri ve perküsyonda matlık saptanıyor; ancak juguler venöz dolgunluk izlenmiyor. Ambulans içinde çekilen 12 derivasyonlu elektrokardiyogramda sinüs ritmi mevcut olup iskemik bulguya rastlanmıyor. Bu hastanın tedavisinde bir sonraki en iyi adım aşağıdakilerden hangisidir?Açıklama
Bu hastada yüksek enerjili künt toraks travması sonrası gelişen hipotansiyon ve fizik muayenede saptanan tek taraflı azalmış solunum sesleri ile perküsyonda matite birlikte değerlendirildiğinde, en olası tanı masif hemotorakstır. Hemotoraks, plevral boşlukta kan birikimi ile karakterizedir ve özellikle travma sonrası geliştiğinde hızlı intravasküler volüm kaybına bağlı hemorajik şoka yol açabilir.
Travmalı hastada hipotansiyonun temel nedeni aksi kanıtlanana kadar kanama kabul edilmelidir. Bu olguda juguler venöz dolgunluk olmaması, kardiyak tamponad ve tansiyon pnömotoraks gibi obstrüktif şok nedenlerini dışlamada önemli bir bulgudur. Ayrıca tansiyon pnömotoraksta beklenen perküsyon bulgusu hipersonorite iken, bu hastada matite saptanması tanıyı hemotoraks lehine güçlendirir.
Hastanın nabzının beklenenden düşük olması, mevcut metoprolol tedavisi ile açıklanabilir; bu durum travmatik şokta taşikardinin maskelenmesine yol açabilir. Bunun yanı sıra aspirin ve klopidogrel kullanımı, kanama miktarını artırarak klinik tabloyu ağırlaştırabilir.
Bu hastada iğne dekompresyon endikasyonu yoktur; çünkü bu girişim tansiyon pnömotoraks için uygulanır. İnotrop veya vazopressör tedavi ise altta yatan neden düzeltilmeden uygulanırsa doku perfüzyonunu daha da bozabilir ve primer tedavi değildir.
Hastane öncesi dönemde masif hemotoraksın kesin tedavisi olan tüp torakostomi çoğu zaman uygulanamaz. Bu nedenle en doğru yaklaşım, intravenöz sıvı resüsitasyonu başlamak ve hastayı hızla uygun bir travma merkezine nakletmektir.










