Bu İçerik Sadece Aboneler İçindir
Geçmişinde kontrolsüz tip 2 diabetes mellitus ve hipertansiyon öyküsü bulunan 78 yaşındaki kadın hasta, geçici bilinç kaybı nedeniyle acil servise başvurmaktadır. Hastanın yakını tarafından verilen öyküde, yaklaşık 1 saat önce konuşmasında bozulma geliştiği, bunu takiben senkop benzeri geçici bilinç kaybı atağı yaşadığı belirtilmektedir. Acil serviste yapılan değerlendirmede hastada bulantı, kusma ve yutma güçlüğü saptanmaktadır. Nörolojik muayenede dizartri, nistagmus, sağ hemifasiyal bölgede ağrı ve sıcaklık duyusu kaybı ile sol alt ekstremitede ağrı ve sıcaklık duyusu kaybı izlenmektedir. Bu klinik tablo birlikte değerlendirildiğinde, çapraz duyusal kayıp ile seyreden beyin sapı kaynaklı nörolojik sendrom açısından aşağıdaki vasküler yapılardan hangisinin tutulumu en olasıdır? Editör Notu
Wallenberg sendromu en sık PİCA oklüzyonu sonucu gelişir. Temel klinik bulgular vertigo, ataksi, disfaji ve ses kısıklığıdır. Karşı vücutta ağrı ve ısı kaybı ile aynı tarafta kraniyal sinir bulguları tipiktir. Tanıda difüzyon ağırlıklı MRG altın standart görüntüleme yöntemidir.Açıklama
Wallenberg Sendromu (Lateral Medüller Sendrom)
Bu klinik senaryo, posterior dolaşım inmesi içerisinde yer alan ve en sık posterior inferior serebellar arter (PİCA) oklüzyonuna bağlı gelişen Wallenberg sendromunu tanımlamaktadır. Hastada tanımlanan çapraz duyusal kayıp, beyin sapı lezyonlarının ayırt edici özelliği olup, özellikle dorsolateral medulla tutulumu için oldukça özgüldür.
Dorsolateral medullada yer alan spinotalamik trakt, trigeminal çekirdek ve vestibüler yapılar gibi anatomik oluşumların etkilenmesi, klinikte karakteristik bulguların ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle aynı anda hem kraniyal sinir bulguları hem de uzun trakt bulguları birlikte izlenir.
Olguda tarif edilen sağ yüz bölgesinde ağrı ve sıcaklık duyusu kaybı ile sol alt ekstremitede ağrı ve sıcaklık duyusu kaybı birlikteliği, klasik olarak ipsilateral yüz – kontralateral vücut duyusal kaybı şeklinde tanımlanan çapraz duyu defisitini göstermektedir. Bu bulgu, spinotalamik trakt ve trigeminal sistemin eş zamanlı tutulumu ile açıklanır.
Buna ek olarak hastada görülen dizartri, disfaji, bulantı, kusma ve nistagmus gibi bulgular; nucleus ambiguus ve vestibüler çekirdeklerin etkilenmesine bağlıdır. Özellikle disfaji ve disfoni, lateral medüller sendrom için oldukça karakteristik olup diğer inme sendromlarından ayırıcıdır.
Wallenberg sendromunda dikkat çekici bir diğer özellik ise motor güçsüzlüğün genellikle olmamasıdır. Bunun nedeni, kortikospinal traktın medullanın daha ventral kısmında yer alması ve bu sendromda genellikle korunmasıdır. Bu durum, klinik tablonun yanlışlıkla daha hafif bir nörolojik durum olarak değerlendirilmesine yol açabilir.
Bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, hastadaki nörolojik tablonun en olası nedeni posterior inferior serebellar arter (PİCA) oklüzyonudur.
Wallenberg sendromu, posterior dolaşım inmeleri içerisinde erken tanınması gereken kritik klinik sendromlardan biridir. Özellikle çapraz duyusal kayıp + disfaji/disfoni + vestibüler semptomlar birlikteliği, tanı açısından yüksek özgüllüğe sahiptir. Bu nedenle acil serviste bu bulguların birlikte görülmesi durumunda acil inme protokolü başlatılmalıdır.











