Çocuklarda Sık Görülen Cilt Döküntüleri

0
220

Çocuklarda görülen cilt döküntüleri, acil servis ve poliklinik başvurularının en sık nedenlerinden biridir. Bu döküntüler; viral enfeksiyonlardan bakteriyel hastalıklara, alerjik reaksiyonlardan immünolojik ve sistemik hastalıklara kadar oldukça geniş bir etiyolojik spektruma sahiptir. Özellikle pediatrik yaş grubunda görülen döküntülerin morfolojisi, dağılımı, eşlik eden ateş ve sistemik semptomlar tanısal yaklaşım açısından büyük önem taşımaktadır.

Maküler, papüler, veziküler, peteşial veya ürtikeryal karakterde olabilen döküntüler; hastanın yaşı, aşı durumu, temas öyküsü, ilaç kullanımı ve klinik stabilitesi ile birlikte değerlendirilmelidir. Viral ekzantemler çocukluk çağında en sık görülen nedenler arasında yer alırken, some döküntüler hayatı tehdit eden enfeksiyonların erken bulgusu olabilir. Özellikle peteşi-purpura ile seyreden tablolar, toksik görünüm, ense sertliği veya hemodinamik instabilite varlığında hızlı değerlendirme ve acil müdahale gereklidir.

Çocukluk çağında sık görülen döküntülü hastalıkların ayırıcı tanısında; döküntünün başlangıç bölgesi, yayılım paterni, lezyonların evresi ve mukozal tutulum varlığı önemli ipuçları sağlar. Kızamık, kızamıkçık, suçiçeği, parvovirüs B19 enfeksiyonu ve roseola gibi klasik viral ekzantemler belirgin klinik özelliklere sahipken; ilaç reaksiyonları, kontakt dermatit, atopik dermatit ve böcek ısırıkları da sık karşılaşılan benign nedenler arasında yer almaktadır.

Bu infografikte çocuklarda sık görülen cilt döküntülerinin temel klinik özellikleri, tipik döküntü görünümleri ve ayırıcı tanıda dikkat edilmesi gereken noktalar özetlenmiştir.

Etiyoloji

Etiyoloji

Çocukluk çağında görülen cilt döküntülerinin etiyolojisi oldukça geniştir ve enfeksiyöz ile non-enfeksiyöz nedenler olarak iki ana grupta değerlendirilebilir. En sık neden viral enfeksiyonlar olmakla birlikte bakteriyel hastalıklar, ilaç reaksiyonları, alerjik durumlar, inflamatuvar hastalıklar ve vaskülitler de döküntüye yol açabilmektedir.

1. Enfeksiyöz Nedenler

Viral Enfeksiyonlar

Çocuklarda döküntülerin en sık nedenidir.

  • Measles
  • Rubella
  • Varicella
  • Roseola
  • Parvovirus B19 Enfeksiyonu
  • Enterovirüs enfeksiyonları
  • Adenovirüs enfeksiyonları

Bakteriyel Enfeksiyonlar

Bazıları ciddi sistemik enfeksiyon göstergesi olabilir.

  • Kızıl (Scarlet Fever)
  • Meningococcemia
  • Stafilokokal toksik şok sendromu
  • Stafilokokal haşlanmış deri sendromu

2. Alerjik ve İlaç İlişkili Nedenler

  • İlaç erüpsiyonları
  • Antibiyotik reaksiyonları
  • Antiepileptik ilaç reaksiyonları
  • Ürtiker
  • Kontakt dermatit
  • Atopik dermatit

3. İnflamatuvar ve İmmünolojik Nedenler

  • Kawasaki Disease
  • Henoch-Schönlein Purpura
  • Juvenil idiyopatik artrit ilişkili döküntüler
  • Sistemik lupus eritematozus

4. Diğer Nedenler

  • Böcek ısırıkları
  • Isı döküntüsü (miliaria)
  • Toksik reaksiyonlar
  • Otoimmün hastalıklar
  • Travma ilişkili purpura/peteşi

Döküntünün tipi, dağılımı, eşlik eden ateş ve sistemik bulgular etiyolojinin belirlenmesinde kritik öneme sahiptir. Özellikle peteşi, purpura, toksik görünüm veya mukozal tutulum varlığında ciddi enfeksiyonlar mutlaka dışlanmalıdır.

Epidemiyoloji

Çocukluk çağında görülen cilt döküntüleri, pediatrik poliklinik ve acil servis başvurularının en sık nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Özellikle okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarda enfeksiyöz döküntülü hastalıklar yüksek prevalansa sahiptir. Döküntülerin sıklığı; yaş, aşılama durumu, mevsimsel özellikler, sosyoekonomik koşullar ve toplumsal salgınlara göre değişiklik gösterebilmektedir.

Viral ekzantemler çocukluk çağındaki döküntülerin en yaygın nedenidir. Roseola genellikle 6 ay–2 yaş arasında görülürken, Parvovirus B19 Infection ve Varicella okul çağındaki çocuklarda daha sık izlenmektedir. Aşılama programlarının yaygınlaşması ile birlikte Measles ve Rubella insidansında belirgin azalma görülmüş olsa da, yetersiz aşılanma oranları nedeniyle dönemsel salgınlar halen ortaya çıkabilmektedir.

Bakteriyel döküntülü hastalıklar viral nedenlere göre daha az görülmekle birlikte, mortalite ve morbidite açısından daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Özellikle Meningococcemia çocukluk çağında hızlı progresyon gösterebilen ve yaşamı tehdit eden enfeksiyonlar arasında yer almaktadır.

Alerjik ve inflamatuvar deri hastalıkları da çocukluk çağında oldukça yaygındır. Atopik dermatit dünya genelinde çocukların yaklaşık %10–20’sini etkileyen en sık kronik inflamatuvar deri hastalıklarından biridir. İlaç ilişkili döküntüler ise özellikle antibiyotik ve antiepileptik kullanımının arttığı durumlarda daha sık görülmektedir.

Mevsimsel değişiklikler epidemiyolojik dağılım üzerinde önemli rol oynar. Enterovirüs enfeksiyonları yaz ve sonbahar aylarında artış gösterirken, solunum yolu virüsleri ile ilişkili ekzantemler kış ve ilkbahar döneminde daha sık görülmektedir. Ayrıca okul, kreş ve toplu yaşam alanları çocuklar arasında bulaşı kolaylaştırarak salgınlara zemin hazırlayabilmektedir.

Klinik

Klinik

Döküntülü bir çocuğa yaklaşımın ilk basamağı anamnezdir. Anamnez alınırken döküntünün süresi, ilk ortaya çıkış şekli ve zaman içindeki değişimi, yerleşim yeri ve uygulanan tedaviler sorgulanmalıdır. Ayrıca ebeveynlere evde başka bireylerde benzer döküntü olup olmadığı ve yeni ilaç, ürün veya çevresel maruziyetlerin bulunup bulunmadığı sorulmalıdır. Eşlik eden semptomların varlığı veya yokluğu ayırıcı tanının oluşturulmasına yardımcı olabilir. Ateş; roseola, eritema infeksiyozum ve kızıl hastalığında sık görülür. Kaşıntı ise bazen atopik dermatit, pitriyazis rozea, eritema infeksiyozum, molluscum contagiosum ve tinea enfeksiyonlarında görülebilir.

Fizik muayenede bazı klinik bulgular tanıya ulaşmada yararlı olabilir. Lezyon tipinin belirlenmesi önemlidir; örneğin makül, papül, vezikül, plak veya püstül şeklinde olup olmadığı değerlendirilmelidir. Ayrıca yerleşim ve dağılım, dizilim şekli, şekil, renk ve skuam (pullanma) varlığı ya da yokluğu gibi özellikler de dikkatle incelenmelidir.

Çocukluk çağında görülen cilt döküntülerinin klinik prezentasyonu altta yatan nedene göre değişkenlik göstermektedir. Döküntünün morfolojisi, dağılımı, başlangıç şekli ve eşlik eden sistemik bulgular tanısal yaklaşımda kritik öneme sahiptir. Klinik değerlendirmede özellikle ateş varlığı, toksik görünüm, mukozal tutulum ve hemodinamik durum dikkatle değerlendirilmelidir.

Döküntüler;

  • Maküler
  • Papüler
  • Makülopapüler
  • Veziküler
  • Peteşial
  • Purpurik
  • Ürtikeryal

karakterde olabilir. Lezyonların başlangıç bölgesi ve yayılım paterni ayırıcı tanıda önemli ipuçları sağlar.

Viral Ekzantemler

Viral Ekzantemler

Measles genellikle yüksek ateş, öksürük, konjonktivit ve rinore ile başlar. Döküntü sıklıkla kulak arkasından başlayarak yüz, gövde ve ekstremitelere yayılır. Koplik lekeleri tipik mukozal bulgudur.

Rubella daha hafif klinik seyirlidir. Servikal ve postauriküler lenfadenopati sık görülür. İnce pembe makülopapüler döküntü yüzden başlayıp aşağı doğru yayılır.

Roseola yüksek ateşin ani düşmesini takiben ortaya çıkan pembe maküler döküntü ile karakterizedir. Döküntü genellikle gövdeden başlar.

Parvovirus B19 Infection tipik olarak “tokatlanmış yanak” görünümü ve ekstremitelerde dantel tarzı döküntü ile seyreder.

Varicella farklı evrelerde lezyonların bir arada bulunduğu kaşıntılı veziküler döküntü ile karakterizedir. Lezyonlar genellikle gövdeden başlar ve santripedal yayılım gösterir.

Measles (Kızamık)

Measles (Kızamık)

Kızamık, en sık measles virüsü nedeniyle gelişen oldukça bulaşıcı bir viral enfeksiyondur ve özellikle aşısız çocuklarda görülür. Hastalık genellikle yüksek ateş, öksürük, konjonktivit ve rinore ile başlar. Prodrom döneminde ağız mukozasında görülen Koplik lekeleri kızamık için karakteristik bulgulardandır.

Döküntü genellikle ateşin başlamasından birkaç gün sonra ortaya çıkar. Eritematöz makülopapüler özellikte olan döküntü çoğunlukla yüzden, özellikle kulak arkasından başlar ve aşağı doğru gövde ile ekstremitelere yayılır. Lezyonlar zamanla birleşme eğilimi gösterebilir.

Kızamıklı çocuklar genellikle toksik görünümde ve belirgin şekilde hasta izlenir. Roseoladan farklı olarak döküntü ortaya çıktığında ateş çoğu zaman devam etmektedir. Hastalık komplikasyon açısından önemlidir; otitis media, pnömoni, ensefalit ve nadiren subakut sklerozan panensefalit (SSPE) gelişebilir.

Tanı çoğunlukla klinik olarak konur; gerekli durumlarda serolojik testler kullanılabilir. Tedavi destek tedavisidir ve korunmada en etkili yöntem aşılamadır.

Rubella (Kızamıkçık)

Rubella (Kızamıkçık)

Rubella, rubella virüsünün neden olduğu, genellikle hafif seyirli viral bir enfeksiyondur. Çocuklarda çoğu zaman hafif belirtilerle geçirilirken, gebelik sırasında geçirilmesi konjenital rubella sendromu nedeniyle ciddi fetal anomalilere yol açabileceği için klinik açıdan önem taşır.

Hastalık genellikle düşük dereceli ateş, halsizlik, hafif üst solunum yolu semptomları ve lenfadenopati ile başlar. Özellikle posterior auriküler, oksipital ve posterior servikal lenf nodlarında büyüme rubella için karakteristiktir.

Döküntü ince pembe renkli makülopapüler özellikte olup çoğunlukla yüzden başlar ve kısa sürede gövde ile ekstremitelere yayılır. Döküntü genellikle üç gün içinde kaybolur ve bu nedenle “3 günlük kızamık” olarak da adlandırılır. Kızamığa göre daha hafif ve daha soluk bir döküntü görünümü vardır.

Rubellalı çocuklar genellikle iyi görünümde olup toksik izlenmezler. Erişkinlerde özellikle kadınlarda artralji ve artrit görülebilir.

Tanı çoğunlukla klinik olarak düşünülse de kesin tanı serolojik testlerle doğrulanabilir. Tedavi destek tedavisidir. Korunmada en etkili yöntem aşılamadır ve MMR (kızamık-kızamıkçık-kabakulak) aşısı rutin çocukluk çağı aşı programında yer alır.

Roseola İnfantum (Ekzantema Subitum)

Roseola İnfantum (Ekzantema Subitum)

Roseola en sık olarak insan herpes virüs 6 (HHV-6) nedeniyle gelişir ve genellikle üç yaşından küçük bebek ve çocukları etkiler. Hastalık, bir ila beş gün süren ani yüksek ateş başlangıcı ile karakterizedir. Bu dönemde çocuklar genellikle iyi görünür ve belirgin odaksal klinik bulgu saptanmaz; ancak hafif öksürük, rinore veya hafif ishal eşlik edebilir.

Ateş düştükten sonra genellikle eritemli maküler veya makülopapüler döküntü ortaya çıkar. Döküntü çoğunlukla gövdeden başlar ve periferik bölgelere yayılır. Görünüm olarak rubeola (kızamık) döküntüsüne benzer. Ancak roseoladan farklı olarak kızamık döküntüsü yüzden (genellikle kulak arkasından) veya ağız içinden (Koplik lekeleri) başlar ve aşağı doğru yayılır.

Roseolalı çocuklar genellikle iyi görünümdeyken, kızamıklı çocuklar çoğunlukla daha toksik ve hasta görünümündedir. Roseola kendi kendini sınırlayan bir hastalıktır, özel bir tedavi gerektirmez ve tanı klinik olarak konur.

Beşinci Hastalık (Eritema İnfeksiyozum)

Beşinci Hastalık (Eritema İnfeksiyozum)

Beşinci hastalık, en sık Parvovirüs B19 enfeksiyonu nedeniyle gelişen, çocukluk çağında sık görülen viral döküntülü hastalıklardan biridir. Özellikle okul çağındaki çocuklarda görülür ve çoğu zaman hafif seyirlidir.

Hastalık genellikle hafif ateş, halsizlik, üst solunum yolu semptomları veya baş ağrısı gibi nonspesifik belirtilerle başlar. Bu belirtileri takiben karakteristik döküntü ortaya çıkar.

En tipik bulgu, yanaklarda görülen parlak kırmızı döküntüdür ve “tokatlanmış yanak görünümü” (slapped cheek appearance) olarak tanımlanır. Birkaç gün içinde gövde, kol ve bacaklarda dantel şeklinde (retiküler) eritemli makülopapüler döküntüler gelişebilir. Döküntü güneş ışığı, egzersiz veya sıcaklık artışı ile belirginleşebilir ve haftalar boyunca aralıklı olarak tekrar ortaya çıkabilir.

Çocuklar genellikle iyi görünümde olup toksik izlenmezler. Hastalık çoğunlukla kendi kendini sınırlar ve özel tedavi gerektirmez. Ancak gebelerde fetal hidrops riski nedeniyle önemlidir. Ayrıca hemolitik anemisi olan hastalarda aplastik kriz gelişebilir.

Tanı çoğunlukla klinik olarak konur; gerekli durumlarda serolojik testler kullanılabilir.

El-Ayak-Ağız Hastalığı

El-Ayak-Ağız Hastalığı

El-ayak-ağız hastalığı, en sık Coxsackievirus A16 ve Enterovirus 71 etkenleriyle gelişen, çocukluk çağında sık görülen bulaşıcı viral bir enfeksiyondur. Özellikle beş yaş altındaki çocuklarda daha sık görülür ve yaz-sonbahar aylarında artış gösterebilir.

Hastalık genellikle hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık ve boğaz ağrısı ile başlar. Bu belirtileri takiben ağız içinde ağrılı veziküler lezyonlar gelişer. Oral lezyonlar sıklıkla dil, bukkal mukoza, damak ve dudak iç yüzünde görülür ve ülserleşebilir.

Deri döküntüsü çoğunlukla el içi, ayak tabanı ve bazen kalça bölgesinde ortaya çıkar. Lezyonlar genellikle makül, papül veya vezikül şeklindedir ve çevresi eritemli olabilir. Bazı çocuklarda döküntü gövde ve ekstremitelere de yayılabilir.

Çocuklar genellikle iyi görünümde olup hastalık çoğu zaman hafif ve kendi kendini sınırlayan seyir gösterir. Ancak ağız içi ağrılı lezyonlar nedeniyle sıvı alımı azalabilir ve dehidratasyon gelişebilir.

Tanı çoğunlukla klinik olarak konur. Tedavi destek tedavisidir; yeterli sıvı alımının sağlanması, ateş kontrolü ve ağrı yönetimi önemlidir. Antibiyotik tedavisi gerekli değildir. Hijyen önlemleri bulaşın azaltılmasında önemli rol oynar.

İnfeksiyöz Mononükleoz

İnfeksiyöz Mononükleoz

İnfeksiyöz mononükleoz, en sık Epstein-Barr virüsü (EBV) nedeniyle gelişen viral bir enfeksiyondur ve özellikle çocuklar ile adölesanlarda görülür. Hastalık çoğunlukla tükürük yoluyla bulaşır ve bu nedenle “öpücük hastalığı” olarak da bilinir.

Klinik olarak en sık ateş, boğaz ağrısı ve lenfadenopati triadı ile ortaya çıkar. Özellikle posterior servikal lenf nodlarında belirgin büyüme tipiktir. Hastalarda halsizlik ve yorgunluk belirgin olabilir ve semptomlar haftalarca sürebilir.

Fizik muayenede eksüdatif tonsillit, hepatomegali veya splenomegali saptanabilir. Bazı hastalarda makülopapüler döküntü gelişebilir. Özellikle amoksisilin veya ampisilin kullanımı sonrası yaygın döküntü ortaya çıkması EBV enfeksiyonu için klasik bir bulgudur.

Çocuklar genellikle stabil görünümde olsa da ileri tonsiller hipertrofi hava yolu obstrüksiyonuna neden olabilir. Splenomegali nedeniyle travma sonrası splenik rüptür riski açısından dikkatli olunmalıdır.

Tanı çoğunlukla klinik bulgular ile düşünülür ve heterofil antikor testi veya EBV serolojisi ile desteklenebilir. Tam kan sayımında atipik lenfositoz görülebilir.

Tedavi destek tedavisidir. Yeterli sıvı alımı, istirahat ve semptom kontrolü önerilir. Splenomegali varlığında travmatik aktiviteler ve temas sporlarından kaçınılmalıdır.

Pitriyazis Rozea

Pitriyazis Rozea

Pitriyazis rozea, genellikle çocuk ve genç erişkinlerde görülen, kendi kendini sınırlayan inflamatuvar bir deri hastalığıdır. Kesin etiyolojisi bilinmemekle birlikte viral enfeksiyonlarla ilişkili olabileceği düşünülmektedir.

Hastaların yaklaşık %80’inde başlangıçta genellikle gövdede yerleşen, oval şekilli, gül renginde tek bir plak görülür. “Herald patch” (haberci plak) olarak adlandırılan bu lezyon genellikle 2–10 cm çapındadır ve periferik skuam (ince pullanma) içerebilir.

Bu başlangıç lezyonu, daha küçük ikincil döküntüler gelişmeden önce birkaç hafta boyunca tek başına bulunabilir. Daha sonra ortaya çıkan küçük lezyonlar herald patch’e benzer görünüm gösterir ve pembe ince papüller üzerinde tipik periferik skuam ile karakterizedir. Döküntüler çoğunlukla gövde boyunca deri çizgilerine paralel şekilde dizilir ve “çam ağacı görünümü” oluşturabilir.

Kaşıntı hafif veya orta şiddette olabilir. Hastalar genellikle iyi görünümde olup sistemik semptomlar minimaldir. Hastalık çoğu olguda 6–8 hafta içinde kendiliğinden düzelir.

Tanı çoğunlukla klinik olarak konur. Tedavi genellikle semptomatiktir ve kaşıntı varlığında antihistaminikler veya topikal kortikosteroidler kullanılabilir.

Molluscum Contagiosum

Molluscum Contagiosum

Molluscum Contagiosum poxvirus kaynaklı, oldukça bulaşıcı viral bir deri enfeksiyonudur. En sık 2–11 yaş arasındaki çocuklarda görülür; ayrıca cinsel olarak aktif adölesanlarda da ortaya çıkabilir.

Lezyonlar tipik olarak deri renginde veya inci beyazı görünümde, küçük, kubbe şeklinde papüllerdir ve merkezlerinde karakteristik umbilikasyon (çöküklük) bulunur. Oral mukoza nadiren etkilenir; ancak genital bölge ve konjonktivada lezyonlar görülebilir.

Çocuklarda genellikle 10–20 arasında lezyon bulunur, ancak bazı olgularda yüzlerce lezyon gelişebilir. Lezyonlar sıklıkla gövde, ekstremiteler ve fleksural bölgelerde yerleşir.

Molluscum contagiosum atopik dermatit ile birlikte görülebilir. Özellikle atopik dermatiti olan çocuklarda lezyonlar hızla yayılabilir ve çevresinde ekzematöz reaksiyon gelişebilir. Bu tablo “molluscum dermatiti” olarak adlandırılır.

Tanı çoğunlukla klinik olarak konur. Hastalık genellikle kendi kendini sınırlar ve aylar içinde spontan düzelebilir. Tedavi gerekip gerekmediği lezyon sayısı, yayılım, kozmetik kaygılar ve bulaş riski değerlendirilerek belirlenir.

Bakteriyel Hastalıklar

  • Scarlet Fever (Kızıl Hastalığı): Scarlet Fever ateş, boğaz ağrısı ve zımpara kağıdı hissi veren yaygın eritemli döküntü ile karakterizedir. Çilek dili, tonsiller hiperemi ve servikal lenfadenopati görülebilir.
  • Meningokoksemi: Meningococcal Disease hızla ilerleyen peteşi ve purpura ile seyredebilir. Hipotansiyon, bilinç değişikliği, meningeal irritasyon bulguları ve septik şok gelişebilir.
  • Stafilokokal Haşlanmış Deri Sendromu (SSSS): Staphylococcal Scalded Skin Syndrome özellikle yenidoğan ve küçük çocuklarda görülür. Ateş, yaygın eritem, cilt hassasiyeti ve epidermal soyulma ile karakterizedir. Nikolsky bulgusu pozitiftir.
  • İmpetigo: Impetigo genellikle Staphylococcus aureus veya Streptococcus pyogenes nedeniyle gelişir. Bal rengi kabuklanmalar tipiktir ve sıklıkla yüz çevresinde görülür.
  • Kawasaki Hastalığı: Kawasaki Disease bakteriyel değil, inflamatuvar bir vaskülittir; ancak çocuklarda ateş ve döküntü ayırıcı tanısında mutlaka düşünülmelidir. Uzamış ateş, konjonktivit, çilek dili, ekstremite değişiklikleri ve servikal LAP ile seyreder.
  • Toksik Şok Sendromu: Toxic Shock Syndrome yüksek ateş, hipotansiyon, yaygın eritemli döküntü ve multiorgan tutulumu ile karakterizedir. Klinik hızla kötüleşebilir.
  • Lyme Hastalığı: Lyme Disease kene teması sonrası gelişebilir. Erken dönemde “eritema migrans” adı verilen genişleyen halkasal döküntü tipiktir.

Kızıl Hastalığı (Scarlet Fever)

Kızıl Hastalığı (Scarlet Fever)

Kızıl hastalığı, en sık Grup A beta hemolitik streptokokların (Streptococcus pyogenes) eritrojenik toksin üretmesi sonucu gelişen bakteriyel bir enfeksiyondur. Özellikle okul çağındaki çocuklarda görülür ve sıklıkla streptokokal farenjit ile birliktedir.

Hastalık genellikle ani başlayan yüksek ateş, boğaz ağrısı, halsizlik ve baş ağrısı ile ortaya çıkar. Fizik muayenede tonsiller hiperemi, eksüda ve hassas servikal lenfadenopati görülebilir.

Döküntü tipik olarak ince, eritemli ve zımpara kağıdı hissi veren makülopapüler yapıdadır. Çoğunlukla boyun ve üst gövdeden başlar, ardından tüm vücuda yayılır. Fleksural bölgelerde belirginleşen lineer eritem alanları “Pastia çizgileri” olarak adlandırılır.

Yüzde yanaklarda kızarıklık görülürken ağız çevresinde solukluk kalması tipiktir. Dil başlangıçta beyaz kaplı görünümde olabilir, daha sonra belirgin papiller çıkıntılarla birlikte “çilek dili” görünümü gelişebilir.

Çocuklar genellikle ateşli ve hasta görünümde izlenir. Tedavi edilmediğinde akut romatizmal ateş, peritonsiller apse veya poststreptokokal glomerülonefrit gibi komplikasyonlar gelişebilir.

Tanı çoğunlukla klinik bulgular ve hızlı streptokok testi ile konur. Tedavide penisilin veya amoksisilin ilk tercih antibiyotiklerdir. Erken antibiyotik tedavisi komplikasyon riskini azaltır ve bulaştırıcılığı düşürür.

Meningokoksemi

Meningokoksemi

Meningokoksemi, Meningococcal Disease etkeni olan Neisseria meningitidis’in kana yayılması sonucu gelişen, hızlı ilerleyen ve yaşamı tehdit edebilen ciddi bir bakteriyel enfeksiyondur. Özellikle çocuklar, adölesanlar ve genç erişkinlerde görülür.

Hastalık genellikle ani başlayan yüksek ateş, halsizlik, kusma ve yaygın toksik görünüm ile ortaya çıkar. Baş ağrısı, ense sertliği ve bilinç değişikliği eşlik edebilir. Erken dönemde semptomlar viral enfeksiyonları taklit edebilir; ancak klinik tablo saatler içinde hızla kötüleşebilir.

Döküntü başlangıçta makülopapüler olabilir, ancak kısa sürede peteşi ve purpuraya dönüşmesi tipiktir. Özellikle basmakla solmayan peteşiyal veya purpurik döküntü meningokoksemi açısından alarm bulgusudur. Lezyonlar sıklıkla gövde ve ekstremitelerde görülür ve hızla yayılabilir.

Hastalar genellikle toksik görünümde, taşikardik ve hipotansif olabilir. Fulminan olgularda septik şok, yaygın damar içi pıhtılaşma (DIC), çoklu organ yetmezliği ve Waterhouse-Friderichsen sendromu gelişebilir.

Tanı klinik şüphe ile hızla düşünülmeli ve gecikmeden tedavi başlanmalıdır. Kan kültürü, BOS incelemesi ve laboratuvar testleri tanıyı destekleyebilir; ancak antibiyotik tedavisi tanısal işlemler için geciktirilmemelidir.

Tedavi acildir ve geniş spektrumlu intravenöz antibiyotikler (genellikle seftriakson veya sefotaksim) hızla başlanmalıdır. Yoğun bakım desteği, sıvı resüsitasyonu ve hemodinamik monitorizasyon gerekebilir. Yakın temaslılara kemoprofilaksi uygulanmalıdır.

Stafilokokal Haşlanmış Deri Sendromu (SSSS)

Stafilokokal Haşlanmış Deri Sendromu (SSSS)

Staphylococcal Scalded Skin Syndrome özellikle yenidoğanlar ve küçük çocuklarda görülen ciddi bir toksin aracılı deri enfeksiyonudur. En sık Staphylococcus aureus tarafından üretilen eksfolyatif toksinler nedeniyle gelişir.

Hastalık genellikle ateş, huzursuzluk ve yaygın eritem ile başlar. Ciltte belirgin hassasiyet görülür ve kısa sürede yüzeyel, ince duvarlı büller ile epidermal soyulmalar gelişebilir. Özellikle ağız çevresi, boyun, aksilla ve bez bölgesi sık tutulan alanlardır.

Fizik muayenede hafif basınç uygulanmasıyla epidermisin kolayca ayrılması “Nikolsky bulgusu” olarak adlandırılır ve tipiktir. Görünüm haşlanmış deri görünümünü andırır.

Çocuklar genellikle toksik görünümde olabilir ve sıvı kaybı ile sekonder enfeksiyon gelişme riski taşır. Tanı çoğunlukla klinik olarak konur.

Tedavide intravenöz antistafilokokal antibiyotikler, sıvı desteği ve uygun cilt bakımı önemlidir. Ağır olgularda hastane yatışı ve yakın takip gerekebilir.

İmpetigo

İmpetigo

Impetigo çocukluk çağında sık görülen yüzeyel bakteriyel deri enfeksiyonlarından biridir. En sık Staphylococcus aureus veya Streptococcus pyogenes etken olarak sorumludur.

Hastalık genellikle eritemli küçük papül veya veziküller ile başlar. Bu lezyonlar kısa sürede rüptüre olur ve yerlerinde karakteristik bal rengi kabuklanmalar gelişir. Lezyonlar sıklıkla yüz çevresinde, özellikle burun ve ağız etrafında görülür; ancak ekstremitelerde de ortaya çıkabilir.

İmpetigo oldukça bulaşıcıdır ve yakın temas ile kolayca yayılabilir. Kaşıntı görülebilir ve çocuklar lezyonları kaşıyarak enfeksiyonun yayılmasına neden olabilir.

Tanı çoğunlukla klinik olarak konur. Sınırlı olgularda topikal antibiyotikler kullanılabilirken, yaygın enfeksiyonlarda oral antibiyotik tedavisi gerekebilir. Hijyen önlemleri ve lezyonların temiz tutulması bulaşın azaltılmasında önemlidir.

Mantar Döküntülü Hastalıklar

  • Tinea Corporis (Vücut Mantarı): Tinea Corporis çocuklarda sık görülen yüzeyel mantar enfeksiyonlarından biridir. Genellikle halka şeklinde, kenarları belirgin, eritemli ve skuamlı plaklarla karakterizedir. Lezyonların merkezi daha soluk olabilir ve kaşıntı sık görülür.
  • Tinea Capitis: Tinea Capitis özellikle okul çağındaki çocuklarda görülür. Saçlı deride skuam, saç kırılması, alopesi alanları ve bazen inflamatuvar kerion lezyonları gelişebilir.
  • Kandidiyazis: Candidiasis özellikle bebeklerde bez bölgesinde ve ağız içinde görülebilir. Kandidal diaper dermatitte parlak kırmızı plaklar ve satelit püstüller tipiktir. Oral kandidiyaziste ağız içinde beyaz plaklar görülür.
  • Tinea Versicolor: Tinea Versicolor genellikle adölesanlarda görülür. Gövde ve omuzlarda hipopigmente, hiperpigmente veya pembemsi ince skuamlı maküller ile karakterizedir.
  • Tinea Cruris: Tinea Cruris kasık bölgesinde kaşıntılı, eritemli ve skuamlı plaklarla seyreder. Daha çok adölesanlarda görülür.
  • Seboreik Dermatit: Seborrheic Dermatitis mantar ilişkili inflamatuvar bir deri hastalığıdır. Özellikle infantlarda saçlı deride yağlı sarı skuamlarla (“konak”) karakterizedir. Yüz ve kıvrım bölgelerinde eritem görülebilir.

Tinea Corporis (Vücut Mantarı)

Tinea Corporis (Vücut Mantarı)

Tinea Corporis çocuklarda sık görülen yüzeyel mantar enfeksiyonlarından biridir. En sık dermatofit mantarlar nedeniyle gelişir ve bulaş yakın temas, ortak eşya kullanımı veya enfekte hayvanlar aracılığıyla olabilir.

Lezyonlar genellikle halka şeklinde, kenarları belirgin, eritemli ve skuamlı plaklar şeklinde görülür. Tipik olarak aktif, kabarık ve pullu bir kenar ile daha soluk merkez görünümü mevcuttur. Bu nedenle “ringworm” görünümü olarak da tanımlanır.

Kaşıntı sık görülen semptomlardan biridir. Lezyonlar gövde, yüz, kol ve bacaklarda ortaya çıkabilir ve zamanla periferik yayılım gösterebilir.

Tanı çoğunlukla klinik olarak konur; gerekli durumlarda KOH incelemesi yapılabilir. Tedavide çoğu olguda topikal antifungal ajanlar yeterlidir. Yaygın veya dirençli enfeksiyonlarda sistemik antifungal tedavi gerekebilir.

Tinea Capitis

Tinea Capitis

Tinea Capitis özellikle okul çağındaki çocuklarda görülen yüzeyel dermatofit enfeksiyonudur. En sık Trichophyton ve Microsporum türleri etken olarak sorumludur.

Hastalık saçlı deride skuamlı plaklar, saç kırılması ve alopesi alanları ile karakterizedir. Enfekte saç telleri kırılarak “siyah nokta” görünümü oluşturabilir. Bazı hastalarda yaygın kepeklenme benzeri görünüm gelişebilir.

İnflamatuvar olgularda ağrılı, hassas, şiş ve pürülan “kerion” lezyonları ortaya çıkabilir. Tedavi edilmediğinde skar gelişimine bağlı kalıcı saç kaybı oluşabilir.

Kaşıntı sık görülür ve servikal veya oksipital lenfadenopati eşlik edebilir. Hastalık yakın temas, ortak tarak-şapka kullanımı veya enfekte hayvanlar aracılığıyla bulaşabilir.

Tanı çoğunlukla klinik olarak konur; KOH incelemesi, fungal kültür veya Wood lambası yardımcı olabilir. Tedavide sistemik antifungal ajanlar gereklidir; çünkü topikal tedavi tek başına genellikle yeterli değildir. Ayrıca bulaşın önlenmesi için hijyen önlemleri önemlidir.

Kandidiyazis

Kandidiyazis

Candidiasis özellikle bebeklerde sık görülen fırsatçı mantar enfeksiyonlarından biridir ve en sık Candida albicans etken olarak sorumludur.

Kandidiyazis en sık bez bölgesinde ve ağız içinde görülür. Kandidal diaper dermatitte parlak kırmızı, keskin sınırlı plaklar and çevrede tipik satelit papül-püstüller dikkat çeker. Lezyonlar özellikle deri kıvrımlarında belirgindir.

Oral kandidiyaziste (“pamukçuk”) ağız mukozası, dil ve damakta beyaz plaklar görülür. Bu plaklar kazındığında altta eritemli ve hassas yüzey ortaya çıkabilir.

Risk faktörleri arasında uzun süreli nem maruziyeti, antibiyotik kullanımı, immünsüpresyon ve yetersiz hijyen yer alır. Bebekler genellikle huzursuz olabilir ve oral tutulumda beslenme güçlüğü gelişebilir.

Tanı çoğunlukla klinik olarak konur. Tedavide topikal antifungal ajanlar kullanılır; dirençli veya yaygın olgularda sistemik antifungal tedavi gerekebilir. Bez bölgesinin kuru tutulması ve hijyen önlemleri önemlidir.

Tinea Versicolor

Tinea Versicolor

Tinea Versicolor genellikle adölesanlarda ve genç erişkinlerde görülen yüzeyel mantar enfeksiyonlarından biridir. En sık Malassezia türleri etken olarak sorumludur.

Hastalık çoğunlukla gövde, omuzlar, sırt ve üst kollarda görülen hipopigmente, hiperpigmente veya pembemsi ince skuamlı maküller ile karakterizedir. Lezyonlar özellikle güneş sonrası daha belirgin hale gelebilir.

İnce kepeklenme tipiktir ve lezyonlar zamanla birleşerek geniş alanlar oluşturabilir. Kaşıntı genellikle hafif olup bazı hastalarda hiç olmayabilir.

Sıcak ve nemli ortamlar, aşırı terleme ve yağlı cilt yapısı hastalığın gelişimini kolaylaştırabilir. Hastalar genellikle sistemik olarak iyi görünür.

Tanı çoğunlukla klinik olarak konur; Wood lambası veya KOH incelemesi yardımcı olabilir. Tedavide topikal antifungal ajanlar ilk seçenektir; yaygın veya tekrarlayan olgularda sistemik antifungal tedavi gerekebilir.

Tinea Cruris

Tinea Cruris

Tinea Cruris kasık bölgesini tutan yüzeyel dermatofit enfeksiyonlarından biridir ve özellikle adölesanlarda daha sık görülür. Sıcak, nemli ortamlar, terleme ve sıkı kıyafet kullanımı hastalığın gelişimini kolaylaştırabilir.

Hastalık genellikle kasık bölgesinde kaşıntılı, eritemli ve skuamlı plaklarla karakterizedir. Lezyonlar çoğunlukla keskin sınırlıdır ve aktif, kabarık kenar yapısı gösterebilir. Merkezde açılma görülebilir ve lezyonlar uyluk iç yüzüne doğru yayılım gösterebilir.

Kaşıntı en sık semptomdur ve sıcak havalarda belirginleşebilir. Skrotum tutulumu genellikle minimaldir veya yoktur; bu özellik kandidiyazis gibi diğer döküntülerden ayırmada yardımcı olabilir.

Tanı çoğunlukla klinik olarak konur. Tedavide topikal antifungal ajanlar ilk seçenektir. Yaygın veya dirençli olgularda sistemik antifungal tedavi gerekebilir. Bölgenin kuru tutulması ve hijyen önlemleri tedavinin önemli bir parçasıdır.

Seboreik Dermatit

Seboreik Dermatit

Seborrheic Dermatitis mantar ilişkili inflamatuvar bir deri hastalığıdır ve özellikle infantlarda sık görülür. Hastalığın gelişiminde Malassezia türleri, sebum üretimi ve inflamatuvar yanıtın rol oynadığı düşünülmektedir.

İnfantlarda en sık saçlı deride görülen yağlı, sarı renkli skuamlar “konak” olarak adlandırılır. Lezyonlar genellikle kalın, yapışık ve yağlı görünümde olup saçlı deride yaygın yerleşim gösterebilir.

Yüz, kulak arkası, boyun, aksilla ve bez bölgesi gibi kıvrım alanlarında eritem yardımı ve skuam görülebilir. Kaşıntı genellikle hafif düzeydedir ve çocuklar çoğunlukla iyi görünümde olur.

Seboreik dermatit çoğu zaman benign ve kendi kendini sınırlayan bir hastalıktır. Tanı klinik olarak konur. Tedavide nazik cilt bakımı, emoliyanlar, uygun şampuanlar ve gerekli durumlarda düşük potentli topikal ajanlar kullanılabilir.

Allerjik Nedenler

Atopik Dermatit

Atopic Dermatitis çocukluk çağında sık görülen kronik inflamatuvar deri hastalıklarından biridir. Hastalık özellikle infant ve erken çocukluk döneminde başlar ve bazı olgularda erişkin döneme kadar devam edebilir.

Atopik dermatit kronik, tekrarlayıcı ve belirgin kaşıntı ile seyreden bir hastalıktır. Kaşıntı en önemli semptomlardan biridir ve çocuklarda huzursuzluk ile uyku bozukluğuna yol açabilir.

Klinik olarak çocuklarda eritemli plaklar ve papüller, ekskoriasyonlar, belirgin cilt kuruluğu, skuamlanma ve veziküler lezyonlar görülebilir. Akut dönemde daha eritemli ve sızıntılı lezyonlar ön plandayken, kronik dönemde likenifikasyon gelişebilir.

Lezyon dağılımı yaşa göre değişiklik gösterebilir. İnfantlarda sıklıkla yüz, saçlı deri ve ekstansör yüzeyler tutulurken; daha büyük çocuklarda fleksural bölgeler ön plandadır.

Atopik dermatit atopik hastalıklarla ilişkili olabilir ve astım ile alerjik rinit eşlik edebilir. Tanı çoğunlukla klinik olarak konur.

Tedavide düzenli nemlendirici kullanımı temel yaklaşımdır. Alevlenme dönemlerinde topikal kortikosteroidler veya diğer antiinflamatuvar ajanlar kullanılabilir. Tetikleyicilerden kaçınma ve uygun cilt bakımı önemlidir.

Alarm Bulguları

Aşağıdaki klinik bulgular ciddi enfeksiyon, sepsis veya sistemik hastalık açısından acil değerlendirme gerektirir:

  • Peteşi veya purpura
  • Basmakla solmayan döküntü
  • Yüksek ateş
  • Toksik görünüm
  • Bilinç değişikliği
  • Ense sertliği
  • Mukozal tutulum
  • Solunum sıkıntısı
  • Hemodinamik instabilite

Özellikle peteşiyal veya purpurik döküntü varlığında Meningococcal Disease gibi yaşamı tehdit eden enfeksiyonlar mutlaka dışlanmalıdır.

Klinik değerlendirmede ayrıntılı anamnez büyük önem taşır. Döküntünün başlangıç zamanı, yayılım şekli, ateş varlığı, aşılama durumu, temas öyküsü, ilaç kullanımı ve eşlik eden semptomlar sorgulanmalıdır. Fizik muayenede lezyon tipi, dağılımı, mukozal tutulum ve hastanın genel görünümü birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynaklar

  • American Academy of Family Physicians (AAFP) – Common Skin Rashes in Children
  • American Academy of Pediatrics (AAP) – Red Book: Report of the Committee on Infectious Diseases
  • Centers for Disease Control and Prevention (CDC) – Measles (Rubeola)
  • Centers for Disease Control and Prevention (CDC) – Rubella
  • Centers for Disease Control and Prevention (CDC) – Hand, Foot, and Mouth Disease
  • StatPearls – Roseola Infantum
  • StatPearls – Pityriasis Rosea
  • StatPearls – Tinea Corporis
  • StatPearls – Tinea Capitis
  • StatPearls – Candidiasis
  • StatPearls – Impetigo
  • StatPearls – Staphylococcal Scalded Skin Syndrome
  • StatPearls – Meningococcemia
  • Nelson Textbook of Pediatrics
  • Fitzpatrick’s Dermatology

Yorum yap

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz