Pediyatrik spinal travmalar erişkin spinal travmalarına göre daha nadir görülür; ancak tanıdaki gecikme veya ilk stabilizasyondaki eksiklik kalıcı nörolojik hasar, solunum yetmezliği ve uzun dönem fonksiyon kaybı ile sonuçlanabilir. Çocuk omurgasının elastik yapısı, gelişimini tamamlamamış kemik ve ligamentöz yapılar, gövdeye oranla daha büyük baş ve yaşa bağlı değişen servikal biyomekanik özellikler, yaralanma paternlerini erişkinlerden belirgin şekilde farklılaştırır. Bu nedenle pediyatrik spinal travmada temel hedef yalnızca kırık saptamak değil; spinal kord hasarını, ligamentöz yaralanmayı ve radyolojik olarak görünmeyebilecek klinik yaralanmaları da erken tanımaktır.
Acil servis yaklaşımında öncelik, travmanın genel prensiplerinden ayrılmaz: Yaşamı tehdit eden sorunlar xABCDE sırasıyla tanınmalı ve eş zamanlı olarak tedavi edilmelidir. Spinal travma şüphesi hava yolu yönetimini geciktirmemeli; ancak hava yolu açma, entübasyon, transfer ve görüntüleme süreçlerinin tamamı spinal hareketi sınırlayacak şekilde yürütülmelidir. Çocuklarda fizyolojik rezerv yüksek olduğundan, özellikle şok ve solunum yetmezliği bulguları geç fark edilebilir; bu nedenle tekrarlayan değerlendirme, klinik şüphenin korunması ve erken multidisipliner iletişim yönetimin temelini oluşturur.

Epidemiyoloji ve Yaralanma Mekanizmaları
Çocuklarda spinal kord yaralanmaları tüm spinal kord yaralanmalarının küçük bir bölümünü oluşturur. Pediatrik yaş grubunda yaralanma mekanizması yaşla birlikte değişir. Küçük çocuklarda motorlu araç kazaları ve düşmeler daha ön plandayken, adölesan döneme yaklaştıkça spor yaralanmaları, dalış ilişkili aksiyel yüklenmeler ve şiddete bağlı travmalar daha belirgin hale gelir. Kafa travması olan çocuklarda eşlik eden spinal yaralanma olasılığı ayrıca akılda tutulmalıdır.
Pediyatrik Omurganın Anatomik ve Biyomekanik Özellikleri
Çocuk omurgasında interspinöz ligamentler ve eklem kapsülleri daha esnektir; vertebra cisimleri erişkine göre daha kamamsı yapıdadır ve faset eklemler daha yatay yerleşim gösterir. Bu yapı, travma sırasında omurganın erişkine göre daha fazla hareket etmesine izin verir. Sonuç olarak kemik yapılar kırılmadan spinal kord gerilebilir, kontüze olabilir veya geçici deformasyonla hasarlanabilir. Bu özellik, çocuklarda radyolojik olarak belirgin kırık görülmeden nörolojik defisit gelişebilmesinin temel nedenlerinden biridir.

Servikal omurganın hareket merkezi çocukluk boyunca aşağı doğru yer değiştirir. Küçük çocuklarda başın gövdeye oranla büyük olması ve boyun kaslarının görece zayıf kalması, travmatik kuvvetlerin daha üst servikal seviyelerde yoğunlaşmasına neden olur. Bu nedenle erken çocukluk döneminde oksiput–C3 arası yaralanmalar daha fazla önem kazanırken, yaş ilerledikçe yaralanma paternleri alt servikal seviyelere kayar.
Bu anatomik farklılıklar acil servis pratiğinde iki önemli sonuca yol açar. Birincisi, normal görünen direkt grafi veya BT, spinal kord hasarını tamamen dışlamaz. İkinci olarak, pediatrik servikal grafilerde normal gelişim varyantları travmatik subluksasyon veya kırıkla karışabilir. Bu nedenle görüntüleme her zaman klinik bulgularla birlikte yorumlanmalıdır.
SCIWORA: Çocuklarda Kritik Tanı
SCIWORA, radyografik veya BT düzeyinde belirgin kemik yaralanması olmadan spinal kord hasarı gelişmesini ifade eder. Çocuklarda ligamentöz esneklik ve omurganın yüksek hareket kapasitesi nedeniyle spinal kolon travmatik kuvveti tolere ediyor gibi görünse de spinal kord bu geçici deformasyondan etkilenebilir. Özellikle küçük çocuklarda faset eklemlerin yatay yapısı ve intervertebral ligamentlerin elastikliği, üst servikal elemanların kırılmadan yer değiştirmesine ve kordun gerilmesine yol açabilir.
Bu nedenle boyun veya sırt ağrısı, parestezi, güçsüzlük, yürüyememe, idrar retansiyonu, inkontinans, solunum bozukluğu veya fokal nörolojik defisit varlığında normal grafi ile rahatlanmamalıdır. Klinik şüphe devam ediyorsa hasta spinal yaralanma varmış gibi yönetilmeli, spinal hareket kısıtlaması sürdürülmeli ve MRG ile ileri değerlendirme planlanmalıdır. Çocuklarda spinal kord yaralanması olan hastaların önemli bir bölümünde servikal grafiler normal olabilir; bu nedenle acil servis kararını yalnızca kemik görüntülemesine dayandırmak güvenli değildir.

Klinik Değerlendirme
Pediyatrik spinal travmada değerlendirme travma resüsitasyonunun ilk dakikasında başlar. Hasta acil servise geldiği anda hava yolu, solunum, dolaşım, nörolojik durum ve çevresel kontrol eş zamanlı olarak değerlendirilmelidir. Spinal travma şüphesi olan çocukta muayenin güvenilirliği özellikle önemlidir. Bilinci kapalı, ajite, entübe, ciddi kafa travmalı veya dikkat dağıtıcı yaralanması olan çocukta spinal yaralanma klinik olarak dışlanamaz.
Aşağıdaki bulgular spinal yaralanma açısından yüksek riskli kabul edilmelidir:
Nörolojik muayene kısa, sistematik ve tekrar edilebilir olmalıdır. Glasgow Koma Skalası, pupil yanıtı, dört ekstremitede motor kuvvet, duyu muayenesi, refleksler ve uygun hastada sakral fonksiyon değerlendirilmelidir. Özellikle ilk muayene, analjezi, sedasyon veya entübasyon öncesinde mümkün olduğunca net şekilde kaydedilmelidir. Seri nörolojik değerlendirme, ilerleyici kord hasarı veya başlangıçta fark edilmeyen defisitlerin saptanması açısından kritik değerdedir.
Spinal Şok ve Nörojenik Şok
Pediyatrik spinal travmada spinal şok ve nörojenik şok birbirinden ayrılmalıdır. Spinal şok, akut spinal kord yaralanması sonrası lezyon seviyesinin altında geçici refleks kaybı, arefleksi ve kas tonusu kaybı ile karakterizedir. Hemodinamik bir şok tipi değildir. Bu nedenle “spinal şok” ifadesi hipotansiyonun nedeni olarak kullanılmamalıdır.
Nörojenik şok ise genellikle T6 üzerindeki spinal kord yaralanmalarında sempatik tonusun kaybına bağlı gelişen distributif şok tablosudur. Hipotansiyon, göreceli bradikardi ve sıcak-kuru deri ile kendini gösterebilir. Ancak travma hastasında hipotansiyonun en sık ve en ölümcül nedeni kanamadır. Bu nedenle spinal kord yaralanması olan hipotansif çocukta kanama kaynakları dışlanmadan nörojenik şok tanısı konulmamalıdır. Hemorajik ve nörojenik şokun aynı hastada birlikte bulunabileceği unutulmamalıdır.

Spinal Hareket Kısıtlaması
Güncel travma yaklaşımında “spinal immobilizasyon” yerine spinal hareket kısıtlaması kavramı tercih edilir. Bunun nedeni mevcut cihazların omurgayı tamamen hareketsiz hale getirmemesi, ancak zararlı hareketi azaltmayı hedeflemesidir. Uygun boyutta servikal collar, nötral hizalanma, dikkatli transfer, kısa süreli spine board kullanımı, scoop stretcher veya vakum yatak gibi yöntemler bu yaklaşımın parçalarıdır. Uzun spine board, çocuğun üzerinde uzun süre bekletileceği bir yatak gibi kullanılmamalıdır.
Spinal hareket kısıtlaması özellikle şu durumlarda sürdürülmelidir:
Penetran travmada rutin collar ve spinal hareket kısıtlaması her hastaya otomatik olarak uygulanmamalıdır. Klinik muayene veya mekanizma spinal yaralanmayı düşündürüyorsa spinal hareket kısıtlaması uygulanır; aksi halde gereksiz uygulama hava yolu ve resüsitasyon süreçlerini zorlaştırabilir.
Görüntüleme Yaklaşımı
Pediyatrik spinal travmada görüntüleme seçimi, çocuğun yaşı, klinik durumu, muayenenin güvenilirliği, travma mekanizması ve nörolojik bulgulara göre belirlenmelidir. Temel amaç, ciddi yaralanmayı atlamadan gereksiz radyasyon maruziyetini azaltmaktır.
Direkt Grafi
Stabil, uyanık ve güvenilir muayene yapılabilen çocukta servikal omurga için ilk görüntüleme yöntemi direkt grafi olabilir. Lateral, anteroposterior ve odontoid grafiler değerlendirilir. Lateral grafide tüm servikal vertebraların ve T1 üst sınırının görülmesi önemlidir. Yetersiz grafi, şüpheli bulgu veya klinik-radyolojik uyumsuzluk varsa ileri görüntüleme gerekir.
Bilgisayarlı Tomografi
BT, özellikle kranioservikal ve servikotorasik bileşke gibi direkt grafilerin sınırlı kaldığı bölgelerde kemik yaralanmalarını göstermede güçlüdür. Bilinci kapalı, yüksek enerjili künt travmalı, direkt grafisi yetersiz veya grafide anormal bulgu olan çocuklarda BT gerekebilir. Ancak BT’nin normal olması ligamentöz yaralanmayı veya SCIWORA’yı dışlamaz. Bu nedenle nörolojik bulgu varlığında BT normal olsa bile klinik şüphe sürdürülmelidir.
Manyetik Rezonans Görüntüleme
MRG, spinal kord, ligament, disk, epidural hematom ve yumuşak doku yaralanmalarını değerlendirmede en değerli görüntüleme yöntemidir. Nörolojik defisit, SCIWORA şüphesi, kalıcı parestezi, açıklanamayan güçsüzlük veya grafi/BT ile açıklanamayan klinik bulgu varsa MRG planlanmalıdır. Küçük çocuklarda sedasyon gereksinimi ve görüntüleme süresi pratik sınırlılıklar oluştursa da, klinik olarak anlamlı kord veya ligamentöz yaralanma şüphesinde MRG tanısal sürecin merkezinde yer alır.

Pediatrik Servikal Grafilerde Tuzaklar
Çocuklarda servikal omurga grafileri erişkin mantığıyla yorumlandığında yanlış pozitif veya yanlış negatif değerlendirmeler yapılabilir. C2’nin C3 üzerinde öne yer değiştirmesi küçük çocuklarda fizyolojik pseudosubluksasyon olarak görülebilir. Bu görünüm özellikle çocuk sert zeminde supin yatarken boynun fleksiyona gelmesiyle belirginleşir. Baş altına değil, omuzlardan kalçaya kadar gövde altına destek yerleştirilerek nötral pozisyon sağlanması ve grafi tekrarının değerlendirilmesi ayırıcı tanıda yardımcı olabilir; gerçek subluksasyon bu manevra ile düzelmez.
Ayrıca dens ile C1 anterior arkı arasındaki mesafenin çocuklarda erişkin sınırlarını aşabilmesi, odontoid sinkondrozların ve apikal odontoid epifizin kırıkla karışabilmesi, spinöz çıkıntı büyüme merkezlerinin avulsiyon gibi yorumlanabilmesi mümkündür. Bu nedenle pediatrik servikal grafi yorumunda yaşa özgü anatomik varyasyonlar mutlaka dikkate alınmalıdır.
Acil Servis Yönetimi
xABCDE ile İlk Yaklaşım
Pediyatrik spinal travmada ilk yaklaşım xABCDE öncelikleriyle yapılır.

Hava yolu yönetimi spinal travma şüphesi nedeniyle geciktirilmemelidir. Ancak tüm manevralar inline stabilizasyonla yapılmalı, aşırı fleksiyon ve ekstansiyondan kaçınılmalı, jaw-thrust tercih edilmeli ve entübasyon gerekiyorsa deneyimli ekip tarafından gerçekleştirilmelidir. Yaralanma seviyesi yükseldikçe erken hava yolu müdahalesi gereksinimi artar. C3 üzerindeki yaralanmalar ani solunum arresti riski taşırken, C3–C5 düzeyi frenik sinir ve diyafram fonksiyonu açısından kritik öneme sahiptir. C5 ve üzeri yaralanma şüphesinde erken entübasyon düşünülmelidir.
Dolaşım ve Şok Yönetimi
Hipotansiyon saptanan çocukta öncelik kanama kaynaklarını dışlamaktır. Toraks, abdomen, pelvis, uzun kemikler ve dış kanama odakları hızlıca değerlendirilmelidir. Nörojenik şok olasılığı ancak kanama ve obstrüktif nedenler dışlandıktan sonra daha güçlü şekilde gündeme alınmalıdır. Bu süreçte damar yolu veya intraosseöz erişim sağlanmalı, oksijenasyon korunmalı, vücut ısısı yönetilmeli ve gerekirse kan ürünleri ile resüsitasyon planlanmalıdır.
Analjezi ve Sedasyon
Ağrı kontrolü hem çocuğun konforu hem de muayene ve görüntüleme kalitesi açısından önemlidir. Ancak mümkünse analjezi ve sedasyon öncesinde başlangıç nörolojik muayene kaydedilmelidir. Sedasyon sonrası nörolojik değerlendirme sınırlanabileceğinden, motor-duyu bulguları, GKS, pupiller ve varsa sakral fonksiyon not edilmelidir.
Kortikosteroidler
Akut spinal kord yaralanmasında yüksek doz metilprednizolon kullanımı tarihsel olarak tartışmalı bir konudur. Çocuklarda, özellikle 13 yaş altı grupta kanıtların sınırlı olması ve gastrointestinal kanama, yara enfeksiyonu, sepsis ve pnömoni gibi ciddi komplikasyon riskleri nedeniyle rutin steroid uygulaması standart bir acil servis yaklaşımı olarak değerlendirilmemelidir. Steroid kararı ancak pediatrik nöroşirürji/omurga cerrahisi ekibi ve kurumsal protokoller doğrultusunda, hasta özelinde verilmelidir.
Konsültasyon, Yatış ve Transfer

Pediyatrik spinal travma şüphesinde erken uzman görüşü prognoz açısından belirleyicidir. Nörolojik defisit, instabil yaralanma şüphesi, SCIWORA olasılığı, kalıcı ağrı, yüksek servikal yaralanma riski, solunum yetmezliği veya güvenilir muayene yapılamaması durumunda çocuk hasta omurga cerrahisi, nöroşirürji, pediatrik ortopedi, çocuk yoğun bakım ve radyoloji ile birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynaklar
- Mandadi AR, Koutsogiannis P, Das JM, Waseem M. Pediatric Spine Trauma. StatPearls Publishing; updated March 10, 2024.
- American College of Surgeons Committee on Trauma. Advanced Trauma Life Support® Course Manual. 11th ed. 2025.










