Aftöz Ülser (Aft) (Somatit) Acil Yaklaşım

0
8025

Bu İçerik Sadece Aboneler İçindir

Bu içeriğin kilidini açmak için lütfen abone olun.

Ağız yaraları olarak bilinen aftlar, oral mukozada; dil, diş eti, yanak içi, dudak mukozası ve damak gibi hassas bölgelerde ortaya çıkan, ağrılı ve inflamatuar ülserlerdir. Bu lezyonlar çoğu zaman yemek yeme, içme ve konuşmayı zorlaştırır; hatta bazı hastalarda tükürük kontrolünü bile etkileyebilir. Genellikle nedeni tam olarak bilinmeyen (idiopatik) bu lezyonlar, tekrarlama eğilimleri nedeniyle klinikte önemli bir sorun oluşturur.

Rekürren aftöz stomatit (RAS), en sık görülen aft tipidir ve keratinize olmayan oral mukozada tekrarlayan, ağrılı ülserlerle karakterizedir. Etiyolojisi net olmamakla birlikte, hastaların önemli bir kısmında aile öyküsünün bulunması genetik yatkınlığı düşündürmektedir. Lokal travma, psikolojik stres, sigarayı bırakma, anemi ve hematinik (özellikle B12, folat ve demir) eksiklikler RAS gelişimi ile ilişkili başlıca faktörler arasında yer alır.

Bununla birlikte aftlar yalnızca lokal bir ağız hastalığı olmayabilir. Crohn hastalığı, ülseratif kolit ve çölyak hastalığı gibi gastrointestinal ve malabsorptif hastalıklarla ilişkili olabileceği gibi; Behçet hastalığı veya HIV enfeksiyonu gibi sistemik hastalıkların da erken bir klinik bulgusu olabilir. Bu nedenle rekürren aftların doğru değerlendirilmesi ve uygun yönetimi büyük önem taşır.

Oral Aft Görünümü

EPİDEMİYOLOJİ

Tekrarlayan aftöz ülserler toplumda oldukça sık izlenmekte olup toplumun %10–20’sini etkilediği öne sürülmektedir. Kadınlarda daha sık oranda görülebilen oral aft yaraları tek başına olabildiği gibi çok sayıda da olabilir. Her yaşta görülebilmektedir. Bu klinik tablodan etkilenenlerin birçoğu sistemik açıdan sağlıklı bireylerdir. Genel kanı lezyonların ortaya çıkışı çocukluk çağında olurken, yaş ile birlikte görülme sıklığında azalma izlenmektedir. Ancak genel kanı görülme sıklığının genç bireylerde 10–19 yaş aralığında üst düzeylerde seyrettiği yönündedir.

ETİYOLOJİ

Etiyolojisi günümüzde henüz tam olarak bilinmemekle birlikte genetik, immünolojik, hematolojik ve mikrobiyolojik nedenlerin klinik tablonun gelişiminde rol aldığı düşünülmektedir. Aftöz stomatit; Behçet sendromu, sistemik lupus eritematozus, reaktif artrit veya inflamatuar bağırsak hastalığının (özellikle Crohn hastalığı) bir belirtisi olabilir. Bu bozukluklar sistemik belirti ve semptomlara dayanarak dışlanabilir.

Aşağıdaki faktörlerin de bu tablonun oluşumunda etkili olduğu ileri sürülmektedir:

  • Lokal travma
  • Stres
  • Hormonal Değişiklikler
  • Tütün Kullanımı
  • Alerji
  • Hassasiyet
  • Toksin Maruziyeti
  • Vitamin Eksikliği
  • Enteropati

KLİNİK

Hastalar ülserasyonların başlamasından bir veya iki gün önce oral mukozada yanma rahatsızlığı belirtisi görebilirler. Ateş, döküntü, baş ağrısı veya lenfadenopati tipik olarak yoktur ve herpangina veya PFAPA sendromu (periyodik ateş, farenjit, adenit ve oral ülserasyon) gibi farklı bir tanıyı düşündürür. Önceki ülserasyon öyküsü tipiktir.

Fizik muayenede aftöz stomatitli hastalar iyi görünümlü ve ateşsizdir. Özellikle bebeklerde ve çocuklarda dehidratasyonun klinik belirtilerine dikkat edilmelidir. Oral mukoza dışında da olması göz (üveit) veya cinsel organ tutulumu, Behçet sendromu veya MAGIC sendromu gibi kronik inflamatuar hastalıkları düşündürür. Aftöz stomatit ülserleri, keratinize olmayan oral mukoza üzerinde eritematöz bir halo ile çevrili gri, fibröz eksüdalı santral nekrotik ülserli iyi sınırlı lezyonlar olarak bulunur. Tipik konumlar arasında bukkal (yanak) ve labial (dudak) mukoza, ağız tabanı, dilin ventral yüzeyi ve yumuşak damak bulunur.

Klinik olarak üç alt grupta incelenir. Bunlar;

  • Minör: Aftöz stomatitin en yaygın şekli olan ağrılı minör aftöz ülserasyonlar, 1 cm’den küçük çaplı, yuvarlak veya oval şekilli, sarı veya gri psödomembranlı, inflamatuar kırmızı bir hale ile çevrilidir ve tipik olarak 7-14 gün içinde iyileşir.

Minör Aft

  • Majör: Majör aftöz ülserler daha derindir, daha büyüktür (çoğunlukla 2-3 cm çapındadır), düzensiz yükseltilmiş kenarlara sahip olabilir ve bazen skarla birlikte iyileşmesi haftalar (6 haftaya kadar) veya aylar alabilir. Majör form ülserlere ateş ve halsizlik şeklinde bulgular eşlik edebilir. Genelde puberte sonrasında izlenir.

Majör Aft

  • Herpetiform: Genelde çok sayıda (>10 adet), 1‐2 mm çapında papül yapısı ile karakterizedir. Bu tür lezyonların başlangıcı daha ileri yaşlarda olmaktadır. İyileşme süreci yaklaşık 7‐30 gün arasındadır. Adının herpetiform olmasına karşın bu lezyonlardan Herpes Simplex Virüs (HSV) kültürde üretilemez. Yapısı nedeniyle lezyonlara bu isim verilmektedir.

Herpetiform Aft

TANI

Aftöz stomatit tanısı kliniktir ve laboratuvar testleri genellikle gereksizdir. Ama kalıcı, şiddetli veya tekrarlayan vakalarda tanısal testler düşünülebilir.

RAS’lı hastaların bir kısmında anemi, hematinik veya diyet eksiklikleri saptanabilir. Bu nedenle rutin pratikte tam kan sayımı (CBC), serum ferritin, Vitamin B12 ve eritrosit folat düzeyi gibi testlerin değerlendirilmesi önerilir. Bu testler yalnızca eksiklikleri ortaya koymakla kalmaz; aynı zamanda gastrointestinal hastalıklar veya malabsorpsiyon açısından ipucu sağlayabilir.

AYIRICI TANI

  • Behçet Sendromu
  • MAGIC Sendromu
  • Sistemik Lupus Eritematozus
  • Reaktif Artrit
  • İnflamatuar Bağırsak Hastalığı
  • Kontakt Dermatit
  • Herpes Simpleks
  • İlaca Bağlı Lezyonlar
  • Liken Planus
  • Ağız Kanseri

TEDAVİ

Tekrarlayan aftöz ülserlerin tedavi yaklaşımında birçok yöntem önerilmektedir ama verilen tedaviler günümüzde istenilen sonuçları vermemektedir. Aftlar herhangi bir tedavi uygulanmasa da genellikle 7-10 gün sonra kendiliğinden iyileşmektedir. Bu yüzden günümüzde tedavinin temeli;

  • Ağrının kontrol edilmesi,
  • İyileşmeyi hızlandırmak
  • Ortaya çıkış sıklığını azaltmaya çalışmaktır.

Genel prensip olarak, hastaların sert besinler (kızartılmış ekmek, fındık fıstık vb.), asidik yiyecek ve içeceklerden (meyve suları, limon vb.), tuzlu‐acı besinlerden uzak durması, ayrıca gazlı içecek ve alkol tüketimini sınırlandırılması istenir.

Topikal Tedavi Seçenekleri

Antiseptik: Bu tedavi seçeneği sıklıkla kullanılır, ucuz, güvenilir ve etkilidir. Bu amaçla gargaralar, pomad ve topikal jeller kullanım alanı bulmaktadır. Gargaralar arasında klorheksidin glukonat sık kullanım alanı bulur. Antiseptik özelik taşıyan bu türdeki gargara ile mikrobiyal kontaminasyonun kontrolü ve sekonder enfeksiyonun önüne geçilmesine çalışılmaktadır.

Topikal kortikosteroidler: Fluosinonid, triamsinalon, klobetazol, doksisiklin‐siyanoakrilat kullanılmaktadır. Özellikle triamsinolonun bu amaçla yaygın kullanımı söz konusudur.

Topikal olarak kullanılan ilaçların bir olumsuz yönü de ağızdaki ortamdan etkilenerek kolaylıkla lezyonda uzaklaşmasıdır. Dolayısıyla özel ilaç taşıyıcı sistemler ile bu durumun önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Bu ilaç taşıyıcı sistemler mukozada bir bariyer oluşturarak, bölgenin korunmasına ve ağrı gibi semptomlarının giderilmesine de yardımcı olurlar.

Sistemik Tedavi Seçenekleri

Antienflamatuar‐ antialerjik ve multivitamin ajanlar da lokal lezyonların tedavisinde kullanılmaktadır.

ÖRNEK REÇETE

Daha fazla reçete için tıklayınız.

PROGNOZ

Rekürren aftöz stomatit kronik ve tekrarlayıcı (siklik) seyir gösteren bir hastalıktır. Hastalığın şiddeti genellikle aft tipine göre değişir.

  • Minör aftlar: Genellikle 2 hafta içinde skar bırakmadan iyileşir.
  • Majör aftlar: Daha uzun sürer, yaklaşık 6 hafta içinde iyileşir ve çoğu zaman skar bırakır.
  • Herpetiform aftlar: Genellikle 1 ay içinde iyileşir ve skar gelişimi nadirdir.

KOMPLİKASYONLAR

Aftöz ülserlerde ağrı şiddeti değişken olmakla birlikte, şiddetli ağrı bazı önemli komplikasyonlara yol açabilir:

  • Beslenme ve sıvı alımında azalma: Ağrı nedeniyle hastalar yemek yiyemez veya sıvı tüketemez, bu da dehidratasyon ve beslenme yetersizliğine yol açabilir.
  • Ağız hijyeninde bozulma: Diş fırçalama ve ağız bakımı ağrılı olduğundan oral hijyen kötüleşebilir.
  • Bakteriyel süperenfeksiyon riski: Ülserler ikincil bakteriyel enfeksiyon gelişimine açıktır. Bu nedenle klorheksidin gargara kullanımı önerilir.
  • Fungal enfeksiyon riski (tedaviye bağlı): Uzun süreli topikal kortikosteroid kullanımı, oral mukozada fırsatçı mantar enfeksiyonlarına (kandidiyazis) yol açabilir. Bu durumda en az 2 hafta süreyle topikal antifungal tedavi verilmesi önerilir.

SORU

(Soru buraya eklenecek)

PODCAST

(Podcast linki buraya eklenecek)

ICD-10 TANI KODLARI

Kod
Tanı
K12
Stomatit ve ilgili lezyonlar
K12.0
Tekrarlayan oral aftlar
K12.1
Stomatit, diğer formları

KAYNAKLAR

İLGİLİ YAZI

https://www.acilcalisanlari.com/viral-periferik-fasiyal-paralizi-recetesi.html

Yorum yap

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz