Pediatrik Hava Yolu Yönetimi

0
169
BÖLÜM 1: Pediatrik Havayolunun Anatomik ve Fizyolojik Özellikleri
  • Bölüm 1.1: Anatomik Farklılıklar
  • Bölüm 1.2: Fizyolojik Farklılıklar
  • Bölüm 1.3: Havayolu Obstrüksiyonu Nedenleri
BÖLÜM 2: Havayolunun Değerlendirilmesi
  • Bölüm 2.1: Havayolu Açıklığının Değerlendirilmesi
  • Bölüm 2.2: Havayolu Sıkıntısı Bulguları
  • Bölüm 2.3: Havayolu Obstrüksiyonu Bulguları
  • Bölüm 2.4: Zor Havayolu Öngörüsü
BÖLÜM 3: Havayolu Pozisyonlama ve Temel Manevralar
    • Bölüm 3.1: Havayolunda Pozisyonlamanın Temel Prensipleri
    • Bölüm 3.2: Nötral Pozisyon
    • Bölüm 3.3: Sniffing (Koklama) Pozisyonu
    • Bölüm 3.4: Baş Geri – Çene Yukarı (Head Tilt–Chin Lift) Manevrası
    • Bölüm 3.5: Çene İtme (Jaw-Thrust) Manevrası
    • Bölüm 3.6: Ağız Açıklığının Sağlanması
    • Bölüm 3.7: Manuel Havayolu Manevralarının Başarısının Değerlendirilmesi
BÖLÜM 4: Balon-Maske Ventilasyonu
      • Bölüm 4.1: Endikasyonlar
      • Bölüm 4.2: Maske Boyutu Seçimi
      • Bölüm 4.3: Maske Yerleşimi
      • Bölüm 4.4: E-C Klempi Tekniği
      • Bölüm 4.5: V-E Tekniği
      • Bölüm 4.6: Etkili Ventilasyon Bulguları
      • Bölüm 4.7: Sık Yapılan Hatalar
      • Bölüm 4.8: Komplikasyonlar
BÖLÜM 5: Havayolu Yardımcıları
  • Orofaringeal Airway (OPA)
  • Bölüm 5.1: Endikasyonlar
  • Bölüm 5.2: Boyut Seçimi
  • Bölüm 5.3: Yerleştirme Tekniği
  • Bölüm 5.4: Komplikasyonlar
  • Nazofaringeal Airway (NPA)
  • Bölüm 5.5: Endikasyonlar
  • Bölüm 5.6: Boyut Seçimi
  • Bölüm 5.7: Yerleştirme Tekniği
  • Bölüm 5.8: Komplikasyonlar
BÖLÜM 6: Supraglottik Havayolu Araçları
  • Laringeal Maske (LMA)
  • Bölüm 6.1: Endikasyonlar
  • Bölüm 6.2: Boyut Seçimi
  • Bölüm 6.3: Yerleştirme Tekniği
  • Bölüm 6.4: Komplikasyonlar
  • i-gel
  • Bölüm 6.5: Endikasyonlar
  • Bölüm 6.6: Boyut Seçimi
  • Bölüm 6.7: Yerleştirme Tekniği
  • Bölüm 6.8: Komplikasyonlar
BÖLÜM 7: Pediatrik Hızlı Ardışık Entübasyon (RSI)
  • Bölüm 7.1: Endikasyonlar
  • Bölüm 7.2: Hazırlık
  • Bölüm 7.3: SOAP-ME Yaklaşımı
  • Bölüm 7.4: Endotrakeal Tüp Seçimi
  • Bölüm 7.5: RSI İlaç Yönetimi
  • Bölüm 7.6: Entübasyon Uygulama Teknikleri
  • Bölüm 7.7: Entübasyon Sonrası Doğrulama
  • Bölüm 7.8: Post-Entübasyon Yönetimi
  • Bölüm 7.9: Komplikasyonlar
BÖLÜM 8: Zor Havayolu Yönetimi
  • Bölüm 8.1: Beklenen Zor Havayolu
  • Bölüm 8.2: Beklenmeyen Zor Havayolu
  • Bölüm 8.3: Entübe Edemiyorum / Ventile Edemiyorum (CICO)
BÖLÜM 9: Cerrahi Havayolu
  • İğne Krikotirotomi
  • Bölüm 9.1: Endikasyonlar
  • Bölüm 9.2: Teknik
  • Bölüm 9.3: Komplikasyonlar
  • Cerrahi Krikotirotomi
  • Bölüm 9.4: Adölesanlarda Kullanım
  • Bölüm 9.5: Teknik
  • Bölüm 9.6: Komplikasyonlar
BÖLÜM 10: Havayolu Sonrası Yönetim
  • Bölüm 10.1: Kapnografi
  • Bölüm 10.2: Mekanik Ventilasyon Başlangıç Ayarları
  • Bölüm 10.3: Sedasyon ve Analjezi
  • Bölüm 10.4: Tüp Güvenliği ve Monitörizasyon

Genel Yaklaşım

Pediatrik hastalarda havayolu yönetimi, erişkinlerden belirgin şekilde farklılık gösteren anatomik ve fizyolojik özellikler nedeniyle acil tıp, yoğun bakım ve resüsitasyon uygulamalarının en kritik konularından biridir. Çocuklarda havayolu çapının daha dar olması, dilin oral kaviteye göre daha büyük olması, epiglotun daha uzun ve gevşek yapıda bulunması, larenksin daha anterior ve superior yerleşimli olması gibi anatomik özellikler havayolu obstrüksiyonuna yatkınlığı artırmaktadır. Bunun yanı sıra yüksek metabolik hız, artmış oksijen tüketimi ve düşük fonksiyonel rezidüel kapasite nedeniyle çocuk hastalar erişkinlere göre çok daha hızlı desatüre olmakta ve kısa süreli apne dönemlerinde dahi ciddi hipoksemi gelişebilmektedir.

Bu nedenle pediatrik havayolu yönetiminin temel amacı; hipoksiyi önlemek, yeterli oksijenizasyon ve ventilasyonu sürdürmek, gerektiğinde ileri havayolu girişimlerini güvenli şekilde uygulamak ve havayolu ile ilişkili komplikasyonları en aza indirmektir. Ancak özellikle ciddi solunum yetmezliği, kardiyopulmoner arrest veya travma gibi kritik durumlarda pediatrik havayolunun yönetimi, deneyimli klinisyenler için dahi teknik ve psikolojik açıdan önemli zorluklar oluşturabilmektedir.

Başarılı bir pediatrik havayolu yönetimi yalnızca entübasyon becerisine değil; hastanın erken değerlendirilmesine, uygun pozisyon verilmesine, etkili balon-maske ventilasyonunun sağlanmasına, havayolu yardımcılarının doğru kullanılmasına ve zor havayolu senaryolarına sistematik yaklaşılmasına bağlıdır. Bu nedenle güncel pediatrik havayolu yaklaşımı, basamaklı ve algoritmik bir yönetim anlayışını esas almaktadır.

Bu yazıda pediatrik havayolunun anatomik ve fizyolojik özellikleri, havayolunun değerlendirilmesi, temel havayolu manevraları, balon-maske ventilasyonu, havayolu yardımcıları, supraglottik havayolu araçları, hızlı ardışık entübasyon (RSI), zor havayolu yönetimi, cerrahi havayolu uygulamaları ve entübasyon sonrası bakım süreçleri özet formatta ele alınmıştır. Her konu başlığı için ayrıntılı açıklamalar, güncel literatür bilgileri, klinik ipuçları ve uygulama basamakları site içerisinde ayrı makaleler halinde detaylı olarak incelenmiştir. İlgili konu başlıklarının altında bulunan bağlantılar aracılığıyla bu bölümlere doğrudan erişebilirsiniz.

Havayolu Sıkıntısı

Belirtiler ve Semptomlar

Üst solunum yolu tıkanıklığının en belirgin özelliği, solunum çabası devam etmesine rağmen hava akımının azalması veya tamamen kesilmesidir. Tam üst solunum yolu tıkanıklığında genellikle hava hareketi olmadığı için ses duyulmaz (sessiz göğüs). Daha sık görülen kısmi tıkanıklık ise hava geçişine bağlı olarak horlama, gürültülü solunum ve inspiratuar stridor ile kendini gösterir.

Kısmen veya tamamen tıkalı bir havayoluna karşı sürdürülen solunum çabası sonucunda;

  • Paradoksal solunum hareketleri
  • Suprasternal, interkostal ve subkostal çekilmeler
  • Trakeal çekilme (tracheal tug)

gibi artmış solunum işi bulguları ortaya çıkabilir. Bu belirtiler, havayolu obstrüksiyonunun ciddiyetini gösteren önemli klinik işaretlerdir ve hızla değerlendirilmelidir.

Anatomik ve Fizyolojik Farklılıklar

  • Büyük oksiput: Sırtüstü pozisyonda boyun fleksiyonuna ve hava yolu tıkanıklığına neden olabilir.
  • Büyük dil: Bilinç azalması veya paralizi sonrası posterior farenkse düşerek obstrüksiyon oluşturabilir.
  • Büyük ve gevşek epiglot: Özellikle infantlarda vokal kordların görülmesini zorlaştırır.
  • Anterior ve yüksek larinks: Laringoskopik görüş erişkine göre daha zordur.
  • Dar subglottik alan: Ödem, sekresyon veya yabancı cisimle hava yolu direnci hızla artar.

Pediatrik havayolu yönetimi, erişkin pratiklerinden sadece ölçeksel bir küçülme değil, tamamen kendine özgü yapısal ve mekanik dinamikler barındıran bir süreçtir. Çocuk büyüdükçe bu anatomik farklılıklar kademeli olarak azalır ve yaklaşık 8 yaş civarında —boyut olarak daha küçük olsa da— erişkin havayolu oranlarına benzer bir morfoloji gelişir. Özellikle infant ve erken çocukluk dönemindeki bu anatomik nüansları bilmek, acil servis şartlarında doğru pozisyonlama ve başarılı entübasyonun temel anahtarıdır.

Üst Hava Yolu Anatomisi

Baş ve Oksiput Yapısı

Erişkinlerle karşılaştırıldığında, infantlar ve küçük çocuklar vücut yüzey alanlarına oranla nispeten daha büyük bir baş ve belirgin bir oksiput yapısına sahiptir. Bu morfolojik özellik, hasta supin (sırtüstü) pozisyonda yatarken servikal omurganın pasif olarak fleksiyona gelmesine ve buna bağlı olarak havayolunun kendiliğinden tıkanmasına (oklüzyon) yol açar. Bu klinik riski bertaraf etmek için farengeal, laringeal ve trakeal aksları aynı hizaya getiren, boynun hafif ekstansiyonda olduğu “koklama pozisyonu” (sniffing position) korunmalıdır. İnfantlarda omuzların altına, 2 yaşından büyük çocuklarda ise oksiputun altına yerleştirilecek hafifçe rulo yapılmış bir havlu veya ped, bu pozisyonun idame ettirilmesini sağlar ve laringoskopik görüş kalitesini belirgin ölçüde artırır.

Anatomik Bölge

Büyük Oksiput Yapısı


Klinik Yansıması ve Kontrendikasyon

Supin pozisyonda boynu pasif fleksiyona getirerek havayolunu kapatır. Pozisyonlama sırasında başın arkasına aşırı ped konulması kontrendikedir; infantlarda omuz altı desteklenmelidir.

Bebek Hava Yolu Yönetimi

Nazofarenks ve Hipofarenks

Yenidoğanlarda nazofarenks ve hipofarenks, posterior yumuşak damağın aşağı yerleşimli olması ve görece büyük bir epiglot nedeniyle birbirine oldukça yakındır. Bu anatomik yakınlık, fizyolojik olarak yenidoğanın aspirasyon riskini minimumda tutarak aynı anda hem beslenmesine hem de nefes almasına olanak tanır. Nazofarenks ve hipofarenks arasındaki mesafe, yaşamın ilk yılı boyunca büyüme ile birlikte kademeli olarak artar. Bu özel anatomi nedeniyle yenidoğanlar, burun tıkanıklığı durumlarında bile ağızdan nefes alabilme yeteneğine sahip olsalar da, klinik olarak yaklaşık 6 aylık olana kadar “zorunlu burun solunumcusu” (obligate nasal breather) olarak kabul edilirler. Dolayısıyla, koanal atrezi gibi konjenital veya üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı burun tıkanıklığı gibi akkiz durumlar, bu popülasyonda şiddetli solunum sıkıntısına ve beslenme problemlerine yol açabilir.

Dil, Adenoid ve Tonsiller

İnfant ve çocuklarda dil, oral kavite (ağız boşluğu) hacmine oranla erişkinlerden çok daha büyüktür. Bu orantısal fark, bilincin azaldığı veya nöromusküler blokaj (paralizi) uygulandığı durumlarda dilin hipofarenkse doğru posteriora düşerek havayolu tıkanıklığı oluşturma potansiyelini ciddi şekilde artırır. Ek olarak, adenoid ve tonsil dokularının çocuklarda erişkinlere kıyasla daha hipertrofik (büyük) olması da obstrüksiyon mekanizmasını tetikler. Bu anatomik engeli aşmak için çene itme (jaw-thrust) veya baş geri-çene yukarı (head-tilt/chin-lift) manevraları uygulanmalı; geçici havayolu açıklığı ve etkin ventilasyon sağlamak amacıyla oral veya nazofarengeal airway (NPA) gibi yardımcı ekipmanlardan yararlanılmalıdır.

Epiglot Yapısı

İnfant ve küçük çocuklarda glottik açıklık, epiglot ve ariepiglotik kıvrımlar erişkinlere göre daha yumuşak, daha belirgin ve daha mobildir. Bu gevşek ve “sarkık” (floppy) doku yapısı, laringoskopi esnasında vokal kordların görüş alanını kapatabilir. Bu nedenle, pediatrik entübasyonda klinisyenin vokal kordları görünür kılmak için epiglotu doğrudan kaldırması gerekir; bu manevra da pediatrik popülasyonda düz (Miller) laringoskop bıçaklarının (blade) kullanılmasıyla daha efektif şekilde gerçekleştirilir.

Larenks Yerleşimi

Pediatrik popülasyonda larenks, erişkine kıyasla daha sefalik (yüksek) ve anterior yerleşimlidir. Bu anterior yapı nedeniyle, entübasyon öncesi pozisyonlama sırasında boynun aşırı ekstansiyona (hiperekstansiyon) getirilmesi, üst havayolu tıkanıklığını daha da kötüleştirebilir ve vokal kordların laringoskopik vizualizasyonunu imkansız hale getirebilir. Yaşa uygun omuz veya oksiput desteği ile tragus hizasının klavikula çizgisine getirilmesi bu zorluğu çözer. Ayrıca, direkt laringoskopiye kıyasla video laringoskopi kullanımının, glottik görüşü ve ilk seferde başarı oranını anlamlı derecede artırdığı literatürde gösterilmiştir.

Trakea ve Havayolu Çapı

İnfant ve çocukların trakeal havayolu çapının dar olması, buranın sekresyon, kan, kusmuk veya yabancı cisimlerle tıkanma hassasiyetini katlayarak artırır; bu yüzden solunum sıkıntısı yönetiminde etkin aspirasyon hayati bir önceliktir. Çocuklarda trakeanın en dar yeri tarihsel ve klinik olarak krikoid halka (cricoid ring) seviyesidir ve burası krup (laringotrakeobronşit) tablosunda mukozal ödemin en yoğun geliştiği bölgedir. Bu durum, subglottik alanda iskemik hasar ve ödem riskini önlemek için endotrakeal tüp kaf şişirme basınçlarının yakından monitörize edilmesini zorunlu kılar.

Poiseuille Kanunu’na göre, havayolu yarıçapındaki minimal bir azalma, havayolu direncini yarıçapın dördüncü kuvvetiyle ters orantılı olarak artırır; akım türbülanslı hale geldiğinde ise bu direnç daha da belirginleşir. Epiglotik, glottik ve subglottik dokulardaki inflamatuar ödem, artan havayolu direnciyle birlikte dinamik bir obstrüksiyon yaratır ve hızla tam tıkanıklık ile solunum durmasına (respiratuar arrest) ilerleyebilir. Parsiyel havayolu tıkanıklığı olan bir çocuğu sakin tutmak, ajitasyona bağlı negatif intratorasik basınç artışını ve tıkanıklığın ilerlemesini yavaşlatır. İnspirasyon sırasındaki negatif havayolu basıncı obstrüksiyonu kötüleştirdiğinden, havayolu ödemi olan çocuklar balon-maske ventilasyonu veya sürekli pozitif havayolu basıncı (CPAP) gibi pozitif basınçlı ventilasyon yöntemlerine klinik olarak son derece iyi yanıt verirler.

Krikotiroid Membran ve İnvaziv Girişim Sınırı

On yaşından küçük çocuklarda krikotiroid membran, cerrahi bir krikotirotomi için uygun anatomik işaretlerin palpasyonla ayırt edilemeyeceği kadar küçük ve dardır. Bu yapısal kısıtlılık nedeniyle, laringeal kartilaj hasarı ve kalıcı subglottik stenoz riskinden ötürü 10 yaşın altındaki çocuklarda açık cerrahi krikotirotomi kesin olarak kontrendikedir. Bu yaş grubunda, cerrahi havayolu sağlanması gereken “ventile edilemeyen, intübe edilemeyen” (cannot ventilate, cannot intubate) acil senaryolarda, subglottik invaziv havayolu yöntemi olarak perkütan iğne krikotirotomi (jet ventilasyon desteği ile birlikte) tercih edilmelidir.

Anatomik Bölge

Krikotiroid Membran (<10 Yaş)


Klinik Yansıması ve Kontrendikasyon

Boyutların yetersiz olması sebebiyle cerrahi landmarklar palpe edilemez. Cerrahi krikotirotomi kesinlikle kontrendikedir; perkütan iğne krikotirotomi uygulanmalıdır.

Fizyolojik Farklılıklar

  • Oksijen tüketimi erişkine göre daha yüksektir.
  • Fonksiyonel rezidüel kapasite daha düşüktür.
  • Apne sonrası güvenli süre daha kısadır.
  • Hipoksi ve bradikardi hızlı gelişebilir.
  • Balon-maske ventilasyonu sırasında gastrik distansiyon daha kolay oluşur.

Pediatrik resüsitasyon süreçlerinde, ventilasyon ve oksijenizasyon stratejilerini belirleyen en önemli unsurlardan biri de çocukların erişkinlerden ayrılan kendilerine özgü fizyolojik dinamikleridir. Havayolu yönetimi esnasında bu fizyolojik parametrelerin göz ardı edilmesi, dakikalar içinde geri dönüşümsüz hipoksik hasarlara ve kardiyak arreste zemin hazırlayabilir.

Artmış Metabolik Hız ve Oksijen Tüketimi

İnfantlar ve çocuklar, erişkin popülasyonuna kıyasla çok daha yüksek bir bazal metabolik hıza sahiptir; bu durum kg başına düşen oksijen tüketiminin çocuklarda erişkinlerin yaklaşık iki katı olmasına yol açar. Bu yüksek tüketime karşılık, çocukların akciğer hacimleri ve fonksiyonel rezidüel kapasiteleri (FRK) orantısal olarak oldukça küçüktür. Pediatrik hastalar, oksijenizasyon veya ventilasyonu bozan herhangi bir klinik patolojiyi (örneğin pnömoni, krup, bronşiyolit) solunum hızını (takipne) artırarak kompanse etmeye çalışırlar.

Erişkinlere göre belirgin şekilde azalmış olan fonksiyonel rezidüel kapasite, nöromusküler blokaj (paralizi) uygulandıktan sonra hastanın desatüre olmadan bekleyebileceği “güvenli apne süresini” (safe apnea time) dramatik şekilde kısaltır. Etkin ve kesintisiz bir preoksijenizasyon sağlansa bile, pediatrik hastalar apne periyodunda çok hızlı bir şekilde desatürasyon eğrisine girerler. Bu yüksek risk nedeniyle, paralitik ajanların uygulanmasını takip eden apneik dönemde, intübasyon tüpü yerleştirilene kadar hastaya mutlaka apneik oksijenizasyon sağlanmalı ve gerekirse yavaş, kontrollü balon-maske ventilasyonu (BMV) ile destek verilmelidir.

Gastrik İnsüflasyon ve Abdominal Distansiyon

Küçük fonksiyonel rezidüel kapasite, çocukların akciğerlerinin pozitif basınçla aşırı havalanmaya (aşırı distansiyon) daha yatkın olmasına neden olur. Bu durum, pediatrik havayolunun yüksek kollapsibilitesi (çökebilme özelliği) ve artmış havayolu direnci ile birleştiğinde, balon-maske ventilasyonu esnasında havanın trakea yerine özofagusa kaçarak mideye dolmasına (gastrik insüflasyon) yol açar.

Midede gelişen akut distansiyon, diyaframı yukarı doğru iterek zaten kısıtlı olan fonksiyonel rezidüel kapasiteyi ve tidal hacmi daha da düşürür; bu da ventilasyonu mekanik olarak imkansız hale getirerek solunum yetmezliğini derinleştirir. BMV esnasında gastrik insüflasyonu minimumda tutmanın tek yolu, doğru maske-çene tekniğini uygulamak, aşırı tepe inspiratuar basınçlardan (peak inspiratory pressure) kaçınmak, solukları göğüs duvarının hafifçe yükselmesini sağlayacak şekilde yavaş ve kontrollü (yaklaşık 1 saniyelik inspiryum süresiyle) vermektir.

Hücre Dışı Sıvı Hacmi ve Farmakokinetik Farklar

Pediatrik hastalar, vücut ağırlıklarına oranla erişkinlerden çok daha geniş bir ekstrasellüler (hücre dışı) sıvı kompartmanına sahiptir. Bu yüksek dağılım hacmi, acil serviste havayolu yönetiminde kullanılan hidrofilik ilaçların (özellikle süksinilkolin ve rokuronyum gibi bazı nöromusküler blokerler ile belirli indüksiyon ajanlarının) plazma konsantrasyonunu hızla seyrelterek etki başlangıcını ve etki süresini doğrudan değiştirir. Bu farmakokinetik özellik nedeniyle, çocuklarda klinik etkinliği ve hızlı paraliziyi sağlamak adına kilogram başına düşen ilaç dozları (mg/kg) genellikle erişkin dozajlarından daha yüksek tutulmaktadır.

Fizyolojik Parametre

Fonksiyonel Rezidüel Kapasite (FRK)


Klinik Yansıması ve Kritik Uyarı

Oksijen rezervi düşüktür. Paralizi sonrası “güvenli apne süresi” çok kısadır; hızlı desatürasyonu önlemek için apneik oksijenizasyon kesintisiz uygulanmalıdır.

Fizyolojik Parametre

Gastrik İnsüflasyon Basıncı


Klinik Yansıması ve Kritik Uyarı

Hızlı ve yüksek basınçlı ventilasyon havayı mideye yönlendirir; diyafram basısı yaratarak ventilasyonu bozar. Hızlı/sert BMV uygulaması kontrendikedir.

İnvaziv Olmayan Havayolu Manevraları

Anatomik üst havayolu tıkanıklığı bulguları gösteren çocuk hastalarda havayolu açıklığının sağlanması ve sürdürülmesindeki ilk adım, uygun hasta pozisyonunun verilmesidir. Özellikle prosedürel sedasyon gibi geçici ve geri dönüşümlü bilinç depresyonu gelişen durumlarda, manuel havayolu açma manevraları hayati önem taşır. Bu amaçla acil servis pratiğinde en sık kullanılan iki temel yöntem; baş geri-çene yukarı (head tilt–chin lift) ve çene itme (jaw thrust) manevralarıdır.

Pediatrik acil tıp ve resüsitasyon uygulamalarında, endotrakeal entübasyon gibi invaziv ileri havayolu girişimlerine geçmeden önce hastanın oksijenizasyonunu ve ventilasyonunu optimize etmek esastır. Bu nedenle hastanın oksijen rezervini artırmak, apne dönemlerinde desatürasyon gelişimini geciktirmek ve solunum iş yükünü azaltmak amacıyla çeşitli noninvaziv oksijenizasyon ve ventilasyon yöntemlerinden yararlanılır. Bu yaklaşımlar, hastanın klinik stabilizasyonuna katkı sağlayarak ileri havayolu girişimleri için daha güvenli bir ortam oluşturur.

Baş Geri – Çene Yukarı Manevrası

Servikal omurga yaralanması şüphesi bulunmayan pediatrik hastalarda havayolu açıklığını sağlamak için tercih edilen birincil yöntemdir. Bu manevrayı uygularken, bir elin parmakları mandibula kemiğinin (alt çene) altına yerleştirilerek çene anteriora (öne) doğru yukarı kaldırılır; bu sırada başparmak ile alt dudak hafifçe aşağı bastırılarak ağzın açık kalması sağlanır. Diğer el ise çocuğun alnına yerleştirilerek baş, yaş grubuna uygun nötral “koklama” pozisyonuna gelecek şekilde hafifçe geriye doğru eğilir. Manevra esnasında çene altındaki yumuşak dokulara aşırı bası uygulamaktan ve boynu aşırı ekstansiyona (hiperekstansiyon) getirmekten kesinlikle kaçınılmalıdır; çünkü her iki hatalı uygulama da pediatrik havayolundaki mekanik obstrüksiyonu daha da derinleştirebilir.

Çene İtme (Jaw Thrust) Manevrası

Travma mekanizması veya klinik bulgular nedeniyle servikal omurga hasarı şüphesi olan pediatrik hastalarda, medulla spinalis yaralanması riskini önlemek adına manuel baş-boyun stabilizasyonu (in-line stabilization) bozulmadan öncelikle çene itme manevrası uygulanmalıdır. Uygulayıcı, her iki elinin parmaklarını mandibulunun arkasındaki angulus (çene köşesi) bölgelerine kenetleyerek alt çeneyi yukarı ve öne doğru itmelidir. Eğer bu manevra ile havayolu açıklığı ve etkin ventilasyon sağlanamazsa, servikal stabilizasyonun korunmasına azami dikkat gösterilerek çok hafif ve kontrollü bir şekilde baş geri-çene yukarı manevrası denenmelidir.

Çene İtme (Jaw-Thrust) Manevrası

Çene itme manevrası uygulanırken her iki elin tenar çıkıntısı (başparmak kökündeki yastık bölge) hastanın başının yan tarafına, zigomatik arkın (elmacık kemiği) hizasına veya hemen üzerine yerleştirilir. Ardından işaret parmaklarının uçları mandibula açısının altına konumlandırılır. Hastanın başı hafifçe geriye doğru desteklenirken, alt çene nazikçe öne ve yukarı doğru çekilir. Bu hareket sırasında temporomandibular eklem (TMJ) kısmen öne doğru yer değiştirir (subluksasyon) ve dil ile yumuşak dokuların posterior farenksten uzaklaşması sağlanarak üst havayolu açıklığı artırılır.


Uygulanan Manevra

Baş Geri – Çene Yukarı (Head Tilt-Chin Lift)


Kritik Kontrendikasyon ve Uygulama Hatası

Servikal omurga yaralanması şüphesinde birincil olarak uygulanması kontrendikedir. Uygulama sırasında çene altı yumuşak dokuya bası yapılması veya boynun hiperekstansiyonu obstrüksiyonu artırır.

Uygulanan Manevra

Çene İtme (Jaw Thrust)


Kritik Kontrendikasyon ve Uygulama Hatası

Servikal stabilizasyon sağlanmadan başın sağa/sola veya arkaya hareket ettirilmesi kontrendikedir. Baş ve boyun ekseni sabit tutularak sadece mandibula köşelerinden öne doğru itilmelidir.

Noninvaziv Oksijenizasyon ve Ventilasyon Yöntemleri

Pediatrik acil tıp pratiğinde, solunum yetmezliği veya hipoksi tablosuyla başvuran hastaların yönetiminde ileri havayolu girişimlerine geçmeden önce noninvaziv yöntemlerin etkin bir şekilde kullanılması mortalite ve morbiditeyi anlamlı ölçüde azaltır. Bu yöntemler, hastanın fizyolojik rezervini destekleyerek entübasyon ihtiyacını önleyebilir ya da intübasyon öncesi güvenli apne süresini uzatmak amacıyla preoksijenizasyon sürecini optimize eder.

 

Standart Nazal Kanül

Hipoksik pediatrik hastalarda inspiryum havasındaki oksijen konsantrasyonunu (FiO2) artırmak amacıyla kullanılan en yaygın ve basit noninvaziv yöntemdir. Çocuklarda standart akım hızları genellikle 0.5 L/dk ile 4 L/dk arasında klinik ihtiyaca göre ayarlanır. Temel hedef, hastanın tolere edebileceği en düşük akım hızıyla %96 ile %100 arasında bir periferik oksijen satürasyonu (SpO2) değerine ulaşmaktır. Standart nazal kanül ventilatuar bir destek (karbondioksit eliminasyonu veya pozitif basınç) sağlamaz, yalnızca oksijenizasyonu destekler. Bu yöntem ayrıca, hızlı ardışık intübasyon (HAİ) esnasındaki paralitik apne periyodunda apneik oksijenizasyon sağlamak amacıyla da kullanılır; apneik oksijenizasyon için tercih edilen akım hızları infantlarda 5 L/dk, daha büyük çocuklarda ise 10-15 L/dk gibi daha yüksek seviyelerdedir.

Helyoks (Heliox) Tedavisi

Helyoks, helyum ve oksijen gazlarının belirli oranlarda karıştırılmasıyla elde edilen noninvaziv bir solunum desteğidir. Helyum gazının yoğunluğunun çok düşük olması (havaya oranla yaklaşık yedi kat daha az yoğun), yüksek dirençli havayollarında gaz akış dinamiğini mekanik olarak iyileştirir. Havayolu direncinin belirgin şekilde arttığı klinik tablolarda helyoks, türbülanslı akım paternini daha laminer (doğrusal) bir akım paternine dönüştürerek gaz difüzyonunu artırır ve solunum iş yükünü azaltır.

Helyoks uygulaması, geri dönüşümsüz maskelere (non-rebreather) benzer özel valfli maskeler aracılığıyla gerçekleştirilir. Karışımlar yoğunluk baz alınarak Helyum:Oksijen oranlarına göre (80:20, 70:30 ve 60:40) sınıflandırılır. Karışımdaki helyum konsantrasyonu arttıkça akım daha laminer hale gelir ve gaz akış hızı artar; ancak hastaların önemli bir kısmı satürasyonu koruyabilmek için daha yüksek oksijen konsantrasyonlarına ihtiyaç duyar. Literatür verilerine göre helyoks tedavisinin klinik olarak efektif olabilmesi için helyum konsantrasyonunun en az %60 olması zorunludur. Bu nedenle, %40 oksijen desteğine rağmen SpO2 değerini %92’nin üzerinde tutamayan pediatrik hastalar helyoks tedavisinden anlamlı bir klinik fayda görmezler.

Helyoks, daralmış havayollarından gaz akışının kısıtlandığı patofizyolojik süreçler göz önüne alındığında, özellikle şiddetli astım ataklarında ve status asthmaticus tablosunda oldukça etkilidir. Entübe olmayan şiddetli astım hastalarında pulsus paradoksus değerlerinde ve tepe ekspiratuar akış hızında (PEF) belirgin düzelme sağladığı gösterilmiştir. Araştırmalar, helyoks tedavisinin atağın erken evrelerinde (ilk 24 saat içinde) başlandığında ve klinik tablonun daha ağır olduğu durumlarda en yüksek efektifliği gösterdiğini; ciddi astım ataklarında hastayı entübasyondan korumak için geçici bir köprüleme tedavisi olarak kullanılabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca, şiddetli solunum sıkıntısı çeken bronşiyolitli süt çocuklarında da klinik solunum skorlarını anlamlı derecede düşürdüğü gösterilmiş olsa da, bu hastalarda entübasyon ve mekanik ventilasyon ihtiyacını azalttığına dair kesin bir kanıt bulunmamaktadır.

Yüksek Akımlı Nazal Oksijen (HFNO) Tedavisi

Yüksek akımlı nazal kanül (HFNO), geniş çaplı iki adet nazal prong aracılığıyla havayoluna ısıtılmış ve nemlendirilmiş yüksek akımlı oksijen sağlayan bir noninvaziv ventilasyon formudur. Standart nazal kanüllere kıyasla en önemli mekanik avantajları; nazofarengeal havayolu direncini azaltması, anatomik ölü boşluğu yıkaması (washout), ortam havasının içeri sızmasını minimuma indirmesi ve havayolunda düşük düzeyde de olsa bir pozitif basınç (PEEP benzeri etki) oluşturmasıdır. Bu yöntem acil servislerde sıklıkla bronşiyolit, status asthmaticus ve hafif ila orta derecede solunum iş yükü artışı olan hastalarda tercih edilir.

HFNO tedavisinin end-ekspiratuar akciğer hacmini artırdığı, solunum hızını regüle ettiği ve oksijen satürasyonunu hızla yükselttiği klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır. Hızlı ardışık intübasyonun apneik döneminde pasif oksijenizasyon sağlamak amacıyla da kullanılabilen bu yöntemde, çocuk hastalar için önerilen standart başlangıç akım hızı 1 L/kg/dk ile 2 L/kg/dk olarak ayarlanır. Yüksek akım hızları, havayolunda pozitif basınç yaratarak alveoler ventilasyonu iyileştirir ve uygun hasta grubunda ikincil entübasyon gereksinimini belirgin şekilde azaltır.

Noninvaziv Pozitif Basınçlı Ventilasyon (NIPPV)

Pediatrik popülasyonda noninvaziv pozitif basınçlı ventilasyon uygulamaları, solunum yetmezliğinin evresine ve hastanın patolojisine göre iki ana mod üzerinden yürütülür:

Sürekli Pozitif Havayolu Basıncı (CPAP):

Solunum siklusunun hem inspiryum hem de ekspiryum fazı boyunca havayoluna kesintisiz ve sabit bir basınç uygulanması prensibine dayanır. Bu etki, mekanik olarak Pozitif End-Ekspiratuar Basınç (PEEP) sağlamaya eşdeğerdir. CPAP; akut hipoksik solunum yetmezliği, üst havayolu tıkanıklıkları, bronşiyolit, status asthmaticus ve orta-ileri derecede solunum iş yükü olan çocuklarda alveoler kollapsı önleyerek etkin ventilasyon sağlar. Pediatrik pratiklerde tipik CPAP basınç aralığı 5 cmH2O ile 8 cmH2O arasındadır.

İki Düzeyli Pozitif Havayolu Basıncı (BiPAP):

Solunum siklusunun fazlarına göre iki farklı basınç düzeyi arasında geçiş yapan bir ventilasyon modudur. Ekspiryum fazında uygulanan ekspiratuar pozitif havayolu basıncı (EPAP) genellikle 4 cmH2O ile 8 cmH2O aralığında seçilir. İnspiryum fazında ise bu bazal EPAP basıncının üzerine ek bir inspiratuar basınç desteği (pressure support) eklenir. Bu iki basıncın toplamı İnspiratuar Pozitif Havayolu Basıncı (IPAP) olarak adlandırılır ve pediatrik hastalarda tipik olarak 8 cmH2O ile 15 cmH2O aralığında titre edilir. BiPAP; astım, nöromusküler hastalıklar, bronşiyolit, akut hipoksik veya akut hiperkapnik solunum yetmezliği olan çocuklarda solunum kaslarının yükünü hafifleterek güçlü bir ventilatuar destek sunar.

Bu ventilasyon modları, hastalık sürecinin erken dönemlerinde başlandığında maksimum klinik etkinlik gösterir. Uygulama esnasında hastanın gerçek oksijen ihtiyacını doğru analiz edebilmek ve BiPAP/CPAP ile kontrol altına alınamayan solunum yetmezliği durumlarında bir sonraki invaziv adımı (entübasyon) zamanında öngörebilmek için FiO2 oranları her zaman satürasyonu hedef değerde tutacak en düşük seviyede tutulmalıdır. Pozitif havayolu basıncı uygulamalarının gastrik insüflasyonu artırarak kusmaya ve dolayısıyla hava yolu koruyucu refleksleri yetersiz olan hastalarda aspirasyona yol açabileceği unutulmamalıdır; bu nedenle aktif kusan veya havayolu koruyucu refleksleri kaybolmuş hastalarda CPAP ve BiPAP uygulamaları kesinlikle kontrendikedir.

Balon-Maske Ventilasyonu (BMV)

Balon-maske ventilasyonu, pediatrik resüsitasyon ve acil havayolu yönetiminin en temel, en kritik ve hayat kurtarıcı becerisidir. Derin sedasyona bağlı gelişen geçici apne veya hipopne gibi klinik tablolar başta olmak üzere, hızlı bir geri dönüş beklenen birçok acil senaryoda BMV, invaziv girişimlere gerek kalmadan tek başına oksijenizasyon ve ventilasyonu sağlamada tamamen yeterlidir. Bununla birlikte BMV; intübasyon indüksiyonunu takip eden apneik periyotta desatürasyon ataklarını önlemede, ardışık entübasyon denemeleri arasında hastayı stabilize etmede ve ileri havayolu sağlanana kadar kardiyak arrest esnasında ventilasyonu sürdürmede birincil öneme sahiptir.

Uygulama / Yöntem

Helyoks (Heliox) Tedavisi


Klinik Uygulama ve Kritik Sınır

Klinik etkinlik için helyum konsantrasyonu en az %60 olmalıdır. Oksijen ihtiyacı %40’ın üzerinde olan ve SpO2 < %92 seyreden hastalarda kullanımı efektif değildir.

Uygulama / Yöntem

NIPPV (CPAP / BiPAP)


Klinik Uygulama ve Kritik Sınır

Gastrik distansiyon ve regürjitasyon riski nedeniyle aktif kusan, gastrointestinal obstrüksiyonu olan veya havayolunu koruyamadığı için aspirasyon riski yüksek olan pediatrik hastalarda kullanımı kesinlikle kontrendikedir.

Pozisyonlama ve Uygulama Teknikleri

Balon-maske ventilasyonunda (BMV) klinik başarının temelini, doğru baş-boyun pozisyonunun verilmesi ve yüze tam oturan, sızdırmaz bir maske mekaniğinin kurulması oluşturur. Pozisyonlama ve maske tutuşundaki teknik yetersizlikler, pediatrik resüsitasyon esnasında hipoksinin en sık karşılaşılan düzeltilebilir nedenleridir.

Bebek Hava Yolu Yönetimi

Havayolu Akslarının Optimizasyonu ve Pozisyonlama

İlk aşamada, çocuğun havayolu açıklığını en üst düzeye getirmek amacıyla boyun, dış kulak yolu omuz hizasının anteriorunda (önünde) kalacak şekilde konumlandırılmalı; baş ise burun ve ağız tavanı (gökyüzünü) gösterecek şekilde hafifçe ekstansiyona getirilmelidir. Bu ideal anatomik duruş, infantlarda omuzların altına, daha büyük çocuklarda ise oksiputun altına yerleştirilecek hafifçe rulo yapılmış bir havlu veya ped desteğiyle (sniffing pozisyonu) kolayca sağlanır. Ancak, servikal omurga yaralanması şüphesi olan travma hastalarında manuel baş-boyun stabilizasyonu (in-line stabilization) kesintisiz sürdürülmeli ve havayolu yönetimi boyun hareket ettirilmeden, minimum mobilizasyonla tamamlanmalıdır.

E-C Klempi Tekniği (E-C Clamp Technique)

Ventilasyon maskesi, dar olan üst kısmı burun kemeri üzerine gelecek, geniş olan alt kısmı ise ağız ve çeneyi tamamen içine alacak şekilde yerleştirilir. Maskenin yüze sabitlenmesi ve sızdırmazlığın sağlanması için uygulanan standart el pozisyonuna “E-C klempi tekniği” adı verilir:

Tek Uygulayıcı ile BMV:

Uygulayıcı, baskın olmayan elinin üçüncü, dördüncü ve beşinci parmaklarını mandibulun (alt çene kemiği) gövdesi boyunca yayar; bu esnada beşinci parmak mandibulunun angulus (köşe) arkasına yerleştirilerek bir E harfi şekli oluşturulur. Bu parmaklar, çeneyi yukarı kaldırarak yüzü maskenin içine doğru çekme işlevi görür. Aynı elin başparmak ve işaret parmağı ise maskenin üzerinde bir “C harfi” oluşturarak maskeyi çocuğun yüzüne doğru bastırır ve sızdırmaz bir hat çizer. Uygulayıcı, diğer eliyle ventilasyon balonunu göğüs kafesinde net bir yükselme (gözle görülür göğüs kalkışı) görene kadar kontrollü bir şekilde sıkar.

E-C klempi tekniği, balon-maske ventilasyonu sırasında maskenin yüze tam oturmasını ve etkili ventilasyon sağlanmasını amaçlayan standart el pozisyonudur.

Nasıl uygulanır?

Maske yerleşimi

  • Maskenin dar olan üst kısmı burun kemeri üzerine yerleştirilir.
  • Maskenin geniş olan alt kısmı ağız ve çeneyi tamamen içine alacak şekilde konumlandırılır.
  • Maske gözleri kapatmamalıdır.
  • Amaç, maskenin yalnızca burun ve ağız çevresini sızdırmaz şekilde kapatmasıdır.

“C” Pozisyonu

  • Başparmak ve işaret parmağı maskenin üst kısmında yer alır.
  • Bu iki parmak maskenin kenarını kavrayarak “C” harfi oluşturur.
  • Görevleri maskeyi yüze bastırarak sızdırmazlığı sağlamaktır.

“E” Pozisyonu

  • Orta, yüzük ve küçük parmak mandibula boyunca yerleştirilir.
  • Bu üç parmak “E” harfi görünümü oluşturur.
  • Mandibulayı yukarı kaldırarak havayolunun açık kalmasına yardımcı olur.

Temel Amaç

  • Maskenin burun ve ağzı tamamen kapatması
  • Gözlerin maskenin dışında kalması
  • Hava kaçağını önlemek
  • Çeneyi öne-yukarı kaldırarak havayolu açıklığını korumak
  • Etkili pozitif basınçlı ventilasyon sağlamak

💡 Pediatrik hastalarda doğru maske seçimi çok önemlidir. Maske, gözleri kapatacak kadar büyük veya sadece ağzı kapatacak kadar küçük olmamalıdır; burun ve ağız arasında tam oturmalı, çene ucuna kadar uzanmalıdır.

İki Uygulayıcı ile BMV:

Sağlık profesyoneli sayısının yeterli olduğu durumlarda tercih edilen standart yaklaşımdır. İlk uygulayıcı her iki elini de kullanarak sağ ve sol taraftan iki taraflı (bilateral) E-C klempi konfigürasyonu ile maskeyi yüz hatlarına tamamen mühürler. İkinci uygulayıcı ise her iki eliyle ventilasyon balonunu sıkarak solutma işlemini gerçekleştirir.

İki Uygulayıcılı BMV Endikasyonları ve Klinik Önemi

Literatürde iki uygulayıcılı BMV tekniğinin, tek uygulayıcılı yönteme kıyasla anlamlı derecede daha yüksek tepe inspiratuar basınçlar ve kilogram başına daha efektif ortalama tidal hacimler sağladığı kanıtlanmıştır. Yeterli personel varlığında standart bakım protokolü (standard of care) olarak kabul edilen iki uygulayıcılı BMV’nin kesin olarak uygulanması gereken klinik durumlar şunlardır:

  • Maske ile yüz arasında tam sızdırmazlık sağlanamamasına bağlı yetersiz inflasyon basınçları,
  • Pnömoni, ARDS veya pulmoner ödem gibi akciğer kompliyansının ciddi ölçüde düştüğü durumlar,
  • Şiddetli astım veya havayolu obstrüksiyonu gibi havayolu direncinin yüksek olduğu klinik tablolar,
  • Şüpheli servikal omurga hasarı varlığı nedeniyle boyun hareket kısıtlamasının (immobilizasyon) zorunlu olduğu senaryolar.

Kritik Uygulama Kuralı:

Tüm balon-maske ventilasyon tekniklerinde temel odak noktası, maskeyi çocuğun yüzüne doğru sertçe aşağı bastırmak değil; alt çeneyi ve havayolu dokularını yukarıya, maskenin içine doğru çekmek (lift) olmalıdır. Parmakların basısı kesinlikle mandibulun kemik dokusu üzerine uygulanmalıdır; submandibular alandaki yumuşak dokulara yapılacak kontrolsüz baskılar, dilin posteriora kaymasına ve klinisyenin kendi eliyle havayolu tıkanıklığı yaratmasına (iyatrojenik obstrüksiyon) neden olur.

Uygulama Hatası

Submandibular Yumuşak Dokuya Bası Uygulanması


Mekanik Sonucu ve Kontrendikasyon

Dili geriye iterek hipofarenks oklüzyonuna yol açar. Parmakların yumuşak dokuya bası yapması kesinlikle kontrendikedir; kuvvet sadece kemik mandibulaya uygulanmalıdır.

Uygulama Hatası

Maskeyi Yüze Doğru Aşağıya Bastırmak


Mekanik Sonucu ve Kontrendikasyon

Pediatrik havayolunu mekanik olarak sıkıştırarak obstrüksiyonu derinleştirir. Doğru uygulama, yüzü ve çeneyi maskenin içine doğru yukarı kaldırmaktır.

Solunum Hızı ve Ventilasyon Hacmi

Pediatrik resüsitasyonda ve havayolu yönetiminde hedef ventilasyon parametreleri, hastanın klinik durumuna ve ileri havayolu ekipmanının varlığına göre dinamik olarak değişir. Aşırı ventilasyondan (hiperventilasyon) kaçınmak, intratorasik basınç artışını önleyerek venöz dönüşü ve kardiyak debiyi korumak açısından kritik öneme sahiptir.

İleri Havayolu Olmayan Göğüs Kompresyonlu Hastalar (Kardiyopulmoner Resüsitasyon):

Henüz endotrakeal tüp veya supraglottik havayolu aracı yerleştirilmemiş çocuklarda, solutma/kompresyon oranları uygulayıcı sayısına göre kılavuzlarca netleştirilmiştir. Tek uygulayıcı varlığında 30 kompresyona 2 soluk (30:2) oran kullanılırken; acil servis şartlarında standardı oluşturan çoklu uygulayıcı senaryolarında 15 kompresyona 2 soluk (15:2) senkronizasyonu uygulanmalıdır. Delivered edilen her bir soluk, yaklaşık 1 saniyelik bir sürede (inspiryum süresi) verilmelidir.

İleri Havayolu Olan veya Göğüs Kompresyonu Gerekip Solunumu Olmayan Hastalar:

Entübasyon veya laringeal maske gibi ileri havayolu araçları sağlandıktan sonra, kompresyonlar kesintisiz (asenkron) olarak sürdürülürken ventilasyon hızı dakikada 20 ile 30 soluk (20-30 breaths/min) olacak şekilde ayarlanmalıdır.
Tidal Hacim Yönetimi: Uygulayıcı, ventilasyon balonunu yalnızca hastanın göğüs kafesinde gözle görülür, hafif bir yükselme (visible chest rise) elde edene kadar sıkmalıdır. Aşırı hacim verilmesi, intrakraniyal ve intratorasik basınçları artırırken, akciğerlerde barotravmaya ve özofageal sfinkter basıncını aşarak ölümcül gastrik insüflasyona zemin hazırlar.

Yardımcı Havayolu Ekipmanları (Airway Adjuncts)

Yalnızca manuel manevralar ve pozisyonlama ile havayolu açıklığının sağlanamadığı veya idame ettirilemediği durumlarda, anatomik obstrüksiyonu mekanik olarak ortadan kaldırmak için yardımcı havayolu araçları (airway adjuncts) devreye sokulmalıdır.

Nazofarengeal Airway (NPA) Uygulaması

Nazofarengeal airway (nasal trumpet), dili posterior farenksten ve yumuşak damaktan uzaklaştırarak anatomik tıkanıklığı giderir. Bilinci yarı açık olan ve öğürme refleksi (gag reflex) korunan hastalarda güvenle kullanılabilmesi en büyük klinik avantajıdır. Ayrıca trismus (çene kilitlenmesi) veya anjiyoödem gibi oral kavite açıklığının sınırlı olduğu durumlarda havayolu pasajını açık tutmada birincil tercihtir.

  • Kritik Kontrendikasyon: Kafa tabanı kırığı şüphesi (basilar skull fracture) olan veya şiddetli maksillofasiyal travmaya maruz kalmış pediatrik hastalarda, ekipmanın intrakraniyal mesafeye penetre olma riski nedeniyle NPA kullanımı kesinlikle kontrendikedir.
  • Boyut Seçimi: Pediatrik hastada doğru NPA boyutu, burun ucundan kulak tragusuna (kulak kıkırdağı çizgisi) kadar olan mesafe ölçülerek belirlenir.
  • Uygulama Tekniği: Yerleştirme öncesinde NPA, su bazlı ve suda çözünür bir kaydırıcı jelle iyice lübreke edilmelidir. Mukozal kanama riskini azaltmak amacıyla her iki burun deliğine topikal vazokonstriktör (örneğin ksilometazolin) uygulanması önerilir. NPA, kesik ucu (bevel) nazal septuma bakacak şekilde, burun deliğinden farenks tabanına paralel, posterior yönde nazikçe ilerletilir. Eğer yerleştirme esnasında belirgin bir mekanik dirençle karşılaşılırsa zorlanmamalı; ekipman geri çekilerek işlem diğer burun deliğinden tekrarlanmalıdır.

Orofarengeal Airway (OPA) Uygulama

Bilinç kapalı ve öğürme refleksi olmayan (intakt gag refleksi bulunmayan) derin komadaki çocuklarda, dili posterior farenks duvarından uzaklaştırarak havayolu açıklığını sürdürmek ve ventilasyona yardımcı olmak amacıyla orofarengeal airway tercih edilir. Özellikle farengeal kas tonusu kaybolmuş veya oral kaviteye oranla makroglosisi (büyük dil) olan hastalarda obstrüksiyonu çözmede son derece etkilidir.

  • Kritik Uyarı: Öğürme refleksi korunan, bilinci açık veya yarı açık pediatrik hastalarda OPA kullanımı kesinlikle kontrendikedir. Bu hastalarda OPA yerleştirilmesi öğürme refleksini, laringospazmı tetikleyebilir, akut regürjitasyona (kusma) ve takiben ölümcül aspirasyon pnömonisine yol açabilir.
  • Boyut Seçimi: Doğru OPA boyutu, dudak köşesinden (corner of the mouth) mandibulunun angulus (çene köşesi) hizasına kadar olan düz mesafe ölçülerek seçilir.
  • Uygulama Tekniği: Pediatrik popülasyonda, erişkinlerdeki gibi OPA’yı ters yerleştirip farenkste 180 derece döndürme tekniği kesinlikle önerilmez; çünkü bu manevra çocukların yumuşak damak ve farenks mukozasında ciddi laserasyonlara ve kanamalara neden olabilir. Doğru uygulama için bir dil basacağı (abeslang) yardımıyla dil tamamen aşağı ve öne doğru bastırılmalı, ardından OPA ağız içi ve farenksin doğal anatomik eğrisine uygun olarak (eğri kısmı aşağı bakacak şekilde) nazikçe yerleştirilmelidir.

Ekipman Türü

Nazofarengeal Airway (NPA)


Boyut Ölçüm Standardı ve Klinik Kriter

Burun ucundan kulak tragusuna kadar ölçülür. Öğürme refleksi varlığında kullanılabilir. Kafa tabanı kırığında kesinlikle kontrendikedir.

Ekipman Türü

Orofarengeal Airway (OPA)


Boyut Ölçüm Standardı ve Klinik Kriter

Dudak köşesinden angulus mandibulaya kadar ölçülür. Sadece bilinci kapalı, gag refleksi olmayan hastada uygulanır. Döndürülerek takılması kontrendikedir.

Hızlı Ardışık İntübasyon (RSI:HAİ)

Hızlı ardışık intübasyon (RSI / HAİ); acil servis şartlarında güvenli ve efektif bir endotrakeal entübasyon gerçekleştirmek amacıyla, bir indüksiyon (sedatif) ajanı ile bir nöromusküler bloker (paralitik) ajanın ardı ardına ve hızla uygulanmasını içeren sistematik bir ileri havayolu yöntemidir. HAİ, sedasyon ve paralizi kullanılmayan intübasyon girişimlerine kıyasla çok daha yüksek bir güvenlik profili ve anlamlı derecede artmış “ilk seferde başarı” (first-pass success) oranları sunduğu için acil tıp pratiklerinde altın standart olarak kabul edilir. Bu yöntem, özellikle bilinç seviyesi azalmış, havayolu koruyucu refleksleri zayıflamış ve/veya gastrik regürjitasyon ile aspirasyon riski yüksek olan pediatrik acil hastaların havayolu güvencesinin sağlanmasında optimal klinik koşulları oluşturur.

Hızlı ardışık intübasyon süreci, rastgele bir ilaç uygulama sekansı değil; birbirini kronolojik olarak takip eden, yapısal ve fizyolojik hazırlıklara dayanan adımlardan oluşur. Sürecin basamakları sırasıyla; hazırlık (preparation), pozisyonlama (positioning), preoksijenizasyon (preoxygenation), ön tedavi (pretreatment), paralizi ve indüksiyon (paralysis/induction), endotrakeal tüpün yerleştirilmesi ile tüp yerinin kesin olarak doğrulanması (placement and confirmation) ve entübasyon sonrası yönetim (post-intubation management) protokollerini kapsar.

Klinik Uygulama Standardı

Hızlı Ardışık İntübasyon (HAİ) Endikasyon Faktörleri


Klinik Gerekçe ve Avantajları

Bilinç kapalı ve aspirasyon riski yüksek çocuklarda koruyucu reflekslerin tam paralizisi için uygulanır. Sedasyon veya paralizi sağlamadan acil hastayı zorla entübe etmeye çalışmak; laringospazm, özofageal entübasyon, travmatik kanama ve kafa içi basınç artışına yol açabileceği için kesinlikle kontrendikedir.

Hızlı Ardışık İntübasyon Basamakları

Hızlı ardışık intübasyon (HAİ) süreci; acil serviste pediatrik ileri havayolu yönetiminin güvenliğini en üst düzeye çıkarmak, ilk seferde başarı oranını artırmak ve sekonder komplikasyonları önlemek amacıyla birbirini izleyen yapısal adımlardan oluşur. Bu sistematik yaklaşımın her bir basamağı, pediatrik hastanın kısıtlı fizyolojik rezervleri göz önünde bulundurularak titizlikle yürütülmelidir.

1. Hazırlık ve Planlama (Preparation and Planning)

Uygulama Adımları: Havayolu ekibindeki rollerin (uygulayıcı, asistan, ilaç sorumlusu) net olarak dağıtılması, SOAP ME kontrol listesine göre tüm ekipmanların başucunda hazır edilmesi, kilo bazlı ilaç dozlarının hesaplanarak enjektörlere çekilmesi ve hastanın anatomik zor havayolu kriterleri yönünden hızlıca değerlendirilmesi.

2. Preoksijenizasyon (Preoxygenation)

Uygulama Adımları: Hücre dışı ve fonksiyonel rezidüel kapasitedeki (FRK) azotu yıkayarak akciğerlerde maksimum oksijen rezervuarı oluşturulması. Amaç, periferik oksijen satürasyonunu %100 seviyesine en yakın noktaya ulaştırarak paralitik apne periyodundaki güvenli apne süresini uzatmaktır.

 

3. Ön Tedavi (Pretreatment)

Uygulama Adımları: Laringoskopinin yaratacağı mekanik ve sempatik refleks yanıtları küntleştirmek amacıyla endikasyon dahilindeki premedikasyon ajanlarının (atropin, lidokain, fentanil) uygulanması; işlem öncesi hipotansiyonu veya gelişebilecek ilaç ilişkili şoku önlemek adına intravenöz sıvı bolusları veya push-dose vazopresörlerle hemodinamik optimizasyonun sağlanması.

 

4. Paralizi ve İndüksiyon (Paralysis and Induction)

Uygulama Adımları: Amnezi ve bilinç kaybı sağlamak amacıyla ilk olarak hızlı etkili sedatif (indüksiyon) ajanın (etomidat, ketamin veya propofol) intravenöz puşe edilmesi; hemen ardından tam kas gevşemesi ve mükemmel intübasyon koşulları sağlamak için nöromusküler bloker (paralitik) ajanın (rokuronyum veya süksinilkolin) hızla uygulanması.

5. Koruma ve Pozisyonlama (Protection and Positioning)

Uygulama Adımları: Oral, farengeal ve trakeal aksların doğrusal hizalanması için hastanın yaş grubuna uygun ideal koklama pozisyonuna (sniffing position) getirilmesi (infantlarda omuz altı, çocuklarda oksiput altı destek). Eğer klinisyen tarafından aspirasyon riskini azaltmak amacıyla gerekli görülürse, paralizi esnasında krikoid kıkırdağa çok hafif ve kontrollü bası (Sellick manevrası)

uygulanması.

6. Yerleştirme ve Kanıtlama (Placement with Proof)

Uygulama Adımları: Laringoskopi eşliğinde endotrakeal tüpün vokal kordların arasından geçirilerek trakeaya yerleştirilmesi. Tüp yerinin; göğüs kalkışı, bilateral aksiller solunum seslerinin simetrisi, epigastrik seslerin yokluğu ve altın standart olarak dalga formlu kapnografi (EtCO2) veya uygun boyutlu kolorimetrik karbondioksit dedektörleri ile kesin olarak doğrulanması.

7. Entübasyon Sonrası Yönetim (Post-Intubation Management)

Uygulama Adımları: Endotrakeal tüpün dudak bileşkesinden ticari sabitleyiciler veya flasterler yardımıyla maxillaya güvenli bir şekilde sabitlenmesi; hastanın patolojisine uygun (normal parankim, astım veya ARDS koruyucu stratejileri) mekanik ventilatör parametrelerinin başlatılması; tüpün karina üzerindeki derinliğini kontrol etmek amacıyla yatak başı akciğer grafisinin (Chest X-ray) çekilmesi ve idame sedoanaljezi protokolünün başlatılması.

Hazırlık ve Planlama (Preparation)

Pediatrik hızlı ardışık intübasyonda (HAİ) hazırlık evresi, tüm kritik ekipmanların başucunda hazır edilmesini, personel görev dağılımının netleştirilmesini ve farmakolojik ajanların hastaya özgü dozlarda çekilmesini kapsar. Pediatrik popülasyonda karşılaşılan en büyük klinik zorluk, yaş ve kiloya göre ekipman boyutlarının ve ilaç dozajlarının dramatik şekilde değişmesidir. Bu süreçteki hesaplama hatalarını ve zaman kaybını önlemek amacıyla, çocuğun boyunu (ve dolayısıyla tahmini ağırlığını) temel alarak uygun ekipman boyutları ile ilaç dozlarını renk kodlarıyla sunan Broselow şeridi (Broselow tape) acil servis başucunda son derece kullanışlı bir kılavuzdur.

Başucunda Bulunması Zorunlu Havayolu Ekipmanları

İntübasyon işlemi başlatılmadan önce klinisyenin elinin altında bulunması gereken temel set “SOAP ME” akronimi ile standardize edilmiştir:

  • S (Suction): Aspiratör cihazı ve geniş lümenli kateterler.
  • O (Oxygen): Oksijen kaynağına bağlı akışölçer ve balon-maske sistemi.
  • A (Airway): Yaşa uygun endotrakeal tüpler, kılavuz teller (stile) ve laringoskop setleri.
  • P (Position / Post-intubation): Pozisyonlama pedleri ve tüp yerleştirildikten sonra bağlanacak mekanik ventilatör.
  • M (Monitoring / Medications): Monitörizasyon ekipmanları (EtCO2 dedektörü dahil) ve enjektöre çekilmiş HAİ ilaçları.
  • E (Everything else): Zor havayolu yardımcı araçları (buji, laringeal maske – LMA, perkütan iğne krikotirotomi seti) ve resüsitasyon arabası.

Monitörizasyon ve Vasküler Erişim Standartları

HAİ süresince hastanın kardiyak ritmi, nabız oksimetresi (SpO2), kan basıncı ve end-tidal karbondioksit (EtCO2) değerleri kesintisiz olarak monitörize edilmelidir. Güvenli bir süreç için hastanın en az bir, ideal olarak iki adet işlevsel intravenöz (IV) hattı olmalıdır; acil ve damar yolu açılamayan arrest/şok senaryolarında intraözöz (IO) erişim tamamen yeterlidir. Damar yolu bulunmayan durumlarda bazı ajanların intramusküler (IM) uygulanması mümkün olsa da, bu yol yalnızca IV veya IO erişimin kesinlikle sağlanamadığı ekstrem durumlarda son çare olarak düşünülmelidir.

Ekip Yapısı ve Görev Dağılımı

Pediatrik havayolu ekibi en az üç profesyonelden oluşmalıdır: Havayolu uygulayıcısı (intübasyonu yapan hekim), havayolu asistanı (malzeme desteği ve manevraları sağlayan sağlık personeli) ve ilaç uygulayıcısı (ilaçları puşe eden hemşire/hekim). Klinik imkanlar dahilinde acil servis eczacısı ve solunum terapistleri de işlem esnasında yatak başında hazır bulundurulmalıdır.

Endotrakeal Tüp (ETT) Seçimi ve Hazırlığı

İntübasyon öncesinde uygun çapta iki adet (biri seçilen boyutta, diğeri yarım numara küçük) endotrakeal tüp başucunda bulundurulmalıdır. Kılavuz tel (stile), tüpün içine vokal kordları rahat geçecek şekilde yerleştirilmeli ve uç kısmı ucundan taşmayacak şekilde en fazla 35 derecelik bir açıyla “hokey sopası” (hockey stick) formunda bükülmelidir. Eğer hiperanjüle bıçaklı bir video laringoskop tercih edilecekse, esnek stile yerine o sisteme özgü rijit (sert) kılavuz teller kullanılmalıdır. Tüpün kafı (cuff) işlem öncesinde şişirilerek kaçak ve defekt yönünden kontrol edilmeli, ardından tamamen indirilerek işleme başlanmalıdır.

 Endotrakeal Tüp Çapı Hesaplama Formülleri

Bir yaşından büyük çocuklarda iç çap (ID) milimetre cinsinden şu standart formüllerle hesaplanır:

Kafsız ETT Çapı (mm) = (Yaş / 4) + 4

Kaflı (Cuffed) ETT Çapı (mm) = (Yaş / 4) + 3.5

 Güncel Klinik Uygulama:

Acil servis şartlarında, yatak başı ultrasonografi (POCUS) ile krikoid kartilaj seviyesinde transvers havayolu minimal çapının ölçülmesi, formül tabanlı hesaplamalardan çok daha yüksek doğrulukla uygun tüp boyutunu verir.

Klinik kılavuzlarda, iç çapı 3.5 mm ve üzerinde olan tüpler için kaflı endotrakeal tüplerin kullanılması birincil olarak önerilmektedir. Kafsız tüpler çocuklarda yüksek hava kaçaklarına yol açarak acil serviste ihtiyaç duyulan yüksek ventilasyon basınçlarının (örneğin astım veya ARDS hastalarında) akciğere iletilmesini engeller ve tüpün yerinden oynaması/çıkması riskini artırır.

Laringoskop Bıçağı (Blade) Seçimi ve Boyutlandırılması

Laringoskop bıçakları (blade) temel olarak iki gruba ayrılır: düz (straight) ve eğri (curved) blade’ler. Günlük klinik pratikte en sık kullanılan düz blade Miller, eğri blade ise Macintosh bıçaktır.

Laringoskop Bölümleri

Pediatrik havayolu anatomisi erişkinlerden belirgin farklılıklar gösterir. Çocuklarda epiglot daha büyük ve daha gevşek (floppy), dil oral kaviteye göre daha büyük ve larenks daha anterior yerleşimlidir. Bu anatomik özellikler nedeniyle özellikle yenidoğan, infant ve küçük çocuklarda düz (Miller) blade tercih edilir. Miller blade, epiglotu doğrudan kaldırarak ve dili sola deplase ederek vokal kordların daha net görüntülenmesini sağlar.

Büyük çocuklarda ve adölesanlarda ise erişkinlerde olduğu gibi eğri (Macintosh) blade kullanılabilir. Macintosh blade’in ucu vallekulaya yerleştirilir ve epiglot indirekt olarak kaldırılarak glottik açıklığın görüntülenmesi sağlanır.

Düz Blade (Straight Blade)

Miller Blade

  • Pediatrik hastalarda en sık kullanılan blade’dir.
  • Epiglot doğrudan kaldırılır.
  • Floppy epiglotu olan infant ve küçük çocuklarda daha iyi görüntü sağlar.
  • Dilin laterale deplase edilmesine yardımcı olur.
  • Yenidoğan, infant ve küçük çocuklarda tercih edilir.

Eğri Blade (Curved Blade)

Macintosh Blade

  • Erişkinlerde en sık kullanılan blade’dir.
  • Ucu vallekulaya yerleştirilir.
  • Epiglot indirekt olarak kaldırılır.
  • Büyük çocuklar, adölesanlar ve erişkinlerde tercih edilir.

Daha Az Kullanılan Blade Tipleri

Wisconsin Blade

  • Miller blade’e benzer düz bir blade’dir.
  • Pediatrik kullanım için geliştirilmiştir.

Seward Blade

  • Yenidoğan ve infantlarda kullanılan özel pediatrik düz blade’dir.

Robertshaw Blade

  • Çift lümenli endotrakeal tüplerin yerleştirilmesinde kullanılan özel bir blade’dir.

Videolaringoskop Blade’leri

Günümüzde videolaringoskoplarda farklı blade tipleri kullanılmaktadır:

  • Macintosh tipi video blade
  • Hiperangüle (Hyperangulated) blade
  • Pediatrik video blade
  • D-Blade (zor havayolu için)

Blade Boyutlandırılması

Laringoskop bıçağı seçilirken yaş tek kriter değildir. Boyutun hastanın anatomisine uygun olması gerekir. Pratik bir değerlendirme yöntemi olarak, blade’in sap kısmı üst kesici dişler hizasına getirildiğinde uç kısmının mandibula angulusunun yaklaşık 1 cm proksimalinde kalması uygun kabul edilir. İki boyut arasında kalındığında, supraglottik alana daha rahat ulaşabilmek amacıyla genellikle daha uzun blade tercih edilir.

Yaş Gruplarına Göre Sık Kullanılan Blade Boyutları

Yaş Gruplarına Göre Sık Kullanılan Blade Boyutları

Prematüre: Miller 00

Yenidoğan: Miller 0

İnfant: Miller 1

2 yaş ve üzeri çocuk: Miller veya Macintosh 2

Okul çağı çocuk (≈ 8–9 yaş): Macintosh 3

Adölesan ve erişkin: Macintosh 3–4

Klinikte yaygın kullanılan pratik yaklaşım; “2 yaşından itibaren 2 numara blade, yaklaşık 8–9 yaşından itibaren ise 3 numara blade” şeklindedir.

Video Laringoskopi

Günümüz acil tıp pratiğinde video laringoskopi (VL), pediatrik entübasyonda giderek ilk seçenek haline gelmektedir. Video laringoskoplar direkt laringoskopiye kıyasla glottik görüntüyü iyileştirir ve ilk denemede başarı oranını artırabilir. Bununla birlikte, video laringoskop blade’leri daha hacimli olduğundan, ekranda mükemmel glottik görüntü elde edilse bile endotrakeal tüpün vokal kordlardan geçirilmesi ve trakeaya ilerletilmesi zaman zaman teknik olarak daha zor olabilir. Bu nedenle video laringoskop kullanımı da deneyim ve uygun teknik gerektirir.

Klinik Geçmiş ve Fizik Muayene ile Risk Analizi

HAİ öncesinde zaman elverdiğince hastanın tıbbi geçmişi (alerjiler, zor entübasyon öyküsü, anestezi komplikasyonları) sorgulanmalıdır. Bilinen astım öyküsü olan çocuklarda, laringoskopinin yaratacağı mekanik stimülasyon şiddetli bronkospazmı tetikleyebilir. Obstrüktif uyku apnesi veya uykuda gürültülü soluma öyküsü, tonsillerin veya dilin hipertrofik olduğunu gösterir; bu da BMV ve laringoskopiyi mekanik olarak zorlaştıracaktır.

Fizik muayenede kafa içi basınç artışı (KİBA) bulguları, status epileptikus, bronkospazm veya hemodinamik instabilite varlığı, HAİ esnasında seçilecek indüksiyon ajanlarını doğrudan belirler. Yüz anomalileri, yanıklar veya majör yüz travmaları, balon-maske ventilasyonunda sızdırmazlık sağlanamayacağını (zor BMV) gösterir. Büyük oksiput, kısa veya kısıtlı boyun yapısı olan çocuklarda aksların hizalanması zordur. Küçük ağız açıklığı, mikrognati veya makroglosi varlığında ise laringoskopik görüşün çok zor olacağı antisipe edilerek zor havayolu hazırlığı yapılmalıdır.

Kritik Havayolu Uyarısı:

Eğer pediatrik hastada solunum sıkıntısına eşlik eden ses kısıklığı, stridor, salya akıtma (drooling) veya tripod pozisyonu (öne doğru eğilerek destek alma) mevcutsa, bu tablo akut bir üst havayolu obstrüksiyonuna (epigloit, derin boyun apsesi vb.) işaret eder. Bu senaryoda çocuk, obstrüksiyonun tam tıkanıklığa ilerlemesini önlemek için kesinlikle ajite edilmemeli, sakin tutulmalı ve intübasyon işlemi (mümkünse) KBB veya anestezi uzmanı eşliğinde ameliyathane şartlarında planlanmalıdır. İmkân bulunmayan acil şartlarda ise klinisyen, subglottik havayolu ödeminin derecesine göre acil perkütan iğne krikotirotomi hazırlıklarını tamamlayarak işleme başlamalıdır.

Klinik Durum / Bulgu

Stridor, Salya Akıtma, Tripod Pozisyonu


Klinik Risk ve Mutlak Kural

Akut üst havayolu obstrüksiyonu göstergesidir. Hastayı ajite edecek muayeneler ve zorla damar yolu açma girişimleri kontrendikedir; laringospazm ve tam tıkanıklık riskine karşı anestezi/KBB desteği aranmalıdır.

Klinik Durum / Bulgu

Kafa Tabanı Kırığı ve Maksillofasiyal Travma


Klinik Risk ve Mutlak Kural

Nazofarengeal tüplerin kribriform plaktan intrakraniyal mesafeye penetrasyon riski vardır. Nazofarengeal airway (NPA) kullanımı kesinlikle kontrendikedir.

Yaş Gruplarına Göre Havayolu Ekipman Boyutları

Pediatrik acil servis ve resüsitasyon yönetiminde, her yaş ve ağırlık grubunun anatomik ölçüleri dramatik şekilde değiştiği için doğru boyutta havayolu ekipmanı seçmek kritik bir öneme sahiptir. Yanlış boyutta seçilen yardımcı havayolu araçları, laringoskop bıçakları veya endotrakeal tüpler; ventilasyon yetersizliğine, mukozal laserasyonlara, iatrojenik obstrüksiyonlara veya yüksek hava kaçaklarına yol açarak resüsitasyon başarısını doğrudan engeller.

Aşağıda yer alan kart yapısı, acil tıp pratiklerinde çocuk hastanın yaşına ve tahmini ağırlığına göre balon-maske (BMV), oral airway (OPA), laringoskop bıçağı (blade), endotrakeal tüp (ETT) iç çapı ve nazogastrik tüp (NGT) boyutlarının klinik seçim standartlarını sunmaktadır:

Yaşa ve Kiloya Göre Uygun Ventilasyon Ekipmanı Seçimi

Yenidoğan (Newborn) — Yaklaşık: 3.5 kg


Balon-Maske (BVM): İnfant Tipi
Oral Airway (OPA): İnfant Tipi
Laringoskop Bıçağı: #0 – #1 Düz (Miller)
Endotrakeal Tüp (ETT): 2.5 – 3.5 mm ID
Nasogastrik Tüp (NGT): 5 – 8 Fr

3 Aylık — Yaklaşık: 6 kg


Balon-Maske (BVM): İnfant Tipi
Oral Airway (OPA): Küçük (Small) 60 mm
Laringoskop Bıçağı: #1 Düz (Miller)
Endotrakeal Tüp (ETT): 3.5 – 4.0 mm ID
Nasogastrik Tüp (NGT): 5 – 8 Fr

6 Aylık — Yaklaşık: 8 kg


Balon-Maske (BVM): Çocuk (Child) Tipi
Oral Airway (OPA): Küçük (Small) 60 mm
Laringoskop Bıçağı: #1 Düz (Miller)
Endotrakeal Tüp (ETT): 3.5 – 4.0 mm ID
Nasogastrik Tüp (NGT): 8 – 10 Fr

1 Yaş — Yaklaşık: 10 kg


Balon-Maske (BVM): Çocuk (Child) Tipi
Oral Airway (OPA): Küçük (Small) 60 mm
Laringoskop Bıçağı: #1 Düz (Miller)
Endotrakeal Tüp (ETT): 4.0 – 4.5 mm ID
Nasogastrik Tüp (NGT): 8 – 10 Fr

2 Yaş — Yaklaşık: 12 kg


Balon-Maske (BVM): Çocuk (Child) Tipi
Oral Airway (OPA): Küçük (Small) 70 mm
Laringoskop Bıçağı: #2 Bıçak
Endotrakeal Tüp (ETT): 4.0 – 4.5 mm ID
Nasogastrik Tüp (NGT): 10 Fr

3 Yaş — Yaklaşık: 15 kg


Balon-Maske (BVM): Çocuk (Child) Tipi
Oral Airway (OPA): Küçük (Small) 70 mm
Laringoskop Bıçağı: #2 Bıçak
Endotrakeal Tüp (ETT): 4.5 – 5.0 mm ID
Nasogastrik Tüp (NGT): 10 Fr

4 Yaş — Yaklaşık: 17 kg


Balon-Maske (BVM): Çocuk (Child) Tipi
Oral Airway (OPA): Orta (Medium) 80 mm
Laringoskop Bıçağı: #2 Bıçak
Endotrakeal Tüp (ETT): 4.5 – 5.0 mm ID
Nasogastrik Tüp (NGT): 10 – 12 Fr

6 Yaş — Yaklaşık: 20 kg


Balon-Maske (BVM): Çocuk (Child) Tipi
Oral Airway (OPA): Orta (Medium) 90 mm
Laringoskop Bıçağı: #2 Bıçak
Endotrakeal Tüp (ETT): 5.0 – 5.5 mm ID
Nasogastrik Tüp (NGT): 12 – 14 Fr

8 Yaş — Yaklaşık: 25 kg


Balon-Maske (BVM): Çocuk / Erişkin Tipi
Oral Airway (OPA): Orta (Medium) 90 mm
Laringoskop Bıçağı: #2 – #3 Bıçak
Endotrakeal Tüp (ETT): 5.5 – 6.5 mm ID
Nasogastrik Tüp (NGT): 14 Fr

12 Yaş — Yaklaşık: 40 kg


Balon-Maske (BVM): Erişkin (Adult) Tipi
Oral Airway (OPA): Büyük (Large) 100 mm
Laringoskop Bıçağı: #3 Bıçak
Endotrakeal Tüp (ETT): 6.0 – 7.0 mm ID
Nasogastrik Tüp (NGT): 14 – 18 Fr
 

14 Yaş — Yaklaşık: 50 kg


Balon-Maske (BVM): Erişkin (Adult) Tipi
Oral Airway (OPA): Büyük (Large) 100 mm
Laringoskop Bıçağı: #3 Bıçak
Endotrakeal Tüp (ETT): 7.0 – 8.0 mm ID
Nasogastrik Tüp (NGT): 14 – 18 Fr

Ekipman Sınır Hatası

Büyük Yaş Grubunda Küçük Balon (BVM) Kullanımı


Klinik Sonuç ve Kontrendikasyon

Adolesan ve büyük çocuklarda infant/çocuk tipi düşük hacimli balonların kullanılması, fizyolojik tidal hacim ihtiyacını karşılayamaz ve hipoventilasyona neden olur. 12 yaş ve üzerinde küçük resüsitasyon balonu kullanımı kontrendikedir; minimum 1,000 mL’lik erişkin tipi BVM tercih edilmelidir.

Pozisyonlama, Preoksijenizasyon ve Ön Tedavi Protokolleri

Hızlı ardışık intübasyonun (HAİ) uygulama evresi; mekanik aksların anatomik olarak hizalanmasıyla başlar, fizyolojik oksijen rezervinin maksimize edilmesiyle devam eder ve hastanın hemodinamik/nörolojik tablosuna özgü farmakolojik ajanların seçilmesiyle tamamlanır. Bu süreçlerin her bir adımı, pediatrik hastada gelişebilecek ani desatürasyon ve kardiyak arrest riskini minimuma indirmek üzere yapılandırılmıştır.

 Pozisyonlama Teknikleri

Ventilasyon ve laringoskopi esnasında mekanik başarı, oral, farengeal ve trakeal aksların doğrusal olarak hizalanmasına bağlıdır. Büyük oksiput yapısı nedeniyle boynu pasif fleksiyona giren infantlarda, omuzların altına yerleştirilecek hafif bir havlu rulosu bu anatomik engeli çözer. Daha büyük çocuklarda ise başın arkasına (oksiput altına) konulan yükselti, boyun ekstansiyonunu optimize ederek aksları hizalar ve laringoskopist için glottik görüşü en üst seviyeye çıkar. Servikal omurga yaralanması şüphesi olan travma hastalarında ise baş veya boyna kesinlikle ekstansiyon verilmemeli, manuel in-line stabilizasyon kesintisiz olarak sürdürülmelidir. Detaylı anlatıma buradan erişebiliriisniz.

Preoksijenizasyon ve Apneik Oksijenizasyon

İntübasyon kararı verildikten sonra, en kısa sürede %100 oksijen ile preoksijenizasyon başlatılmalıdır. Bu teknik, vücuttaki oksijen depolarını doldurarak paralitik apne periyodunda desatürasyon hızını yavaşlatır; fonksiyonel rezidüel kapasitedeki azotu yıkayarak (denitrojenizasyon) güvenli apne süresini uzatır. Çocukların yüksek metabolik hızları ve düşük akciğer rezervleri nedeniyle erişkinlerden çok daha hızlı desatüre olduğu unutulmamalıdır.

Spontan solunumu olan çocuklarda, yüze sertçe bastırmadan yerleştirilen bir non-rebreather maske veya balon-maske sistemiyle mümkün olan en yüksek akımda oksijen verilmelidir. Apneik veya solunumu yetersiz hastalarda ise %100 FiO2 ile ve en az 7 L/dk akış hızında balon-maske ventilasyonu uygulanmalıdır. HAİ ilaçları verilip tam kürarizasyon (paralizi) sağlanana kadar bu işleme devam edilir. İlaçların verilmesini takip eden apneik dönemde ise güvenli süreyi daha da uzatmak adına standart nazal kanül üzerinden her yaş yılı için 1 L/dk akım hızında (veya HFNO ile %100 FiO2) kesintisiz pasif “apneik oksijenizasyon” sağlanmalıdır.

Ön Tedavi (Pretreatment) Protokolleri

İndüksiyon ve paralizi öncesinde uygulanan ön tedavi ajanları opsiyonel olup, belirli pediatrik klinik senaryolarda fizyolojik yanıtları baskılamak ve hemodinamiyi optimize etmek amacıyla tercih edilir:

Atropin (0.02 mg/kg IV; Maks: 1 mg):

Antimuskarinik ve vagolitik etkisiyle, laringoskopinin veya süksinilkolin uygulamasının tetikleyebileceği vagal bradikardiyi/asistoliyi önler. Amerikan Kalp Cemiyeti (AHA) kılavuzlarına göre; özellikle süksinilkolin kullanılacaksa veya tekrarlayan entübasyon denemeleri gibi bradikardi riskinin çok yüksek olduğu durumlarda atropin premedikasyonu makuldür. Ancak rutin bir HAİ uygulaması olarak önerilmez; çünkü atropinin sempatik etkileri (taşikardi, midriyazis) işlem sonrasında hastanın oksijenizasyon, kalp hızı ve nörolojik durumunun objektif değerlendirilmesini yaklaşık bir saat boyunca zorlaştırır.

Lidokain (1-2 mg/kg IV; Maks: 100 mg):

Laringoskopinin yarattığı hipertansif ve sempatik yanıtı baskılar. Travmatik beyin hasarı olan çocuklarda kafa içi basınç (KİBA) artışını sınırlar; status epileptikustaki hastalarda nöbet aktivitesini ve astım hastalarında havayolu direncini azaltabilir. Nadiren aritmi ve kardiyovasküler instabiliteye yol açabilir.

Fentanil (3 mcg/kg IV):

Sempatik yanıtı küntleştirerek kafa içi basınç artışını önlemede etkilidir. Ancak, hemodinamik olarak instabil veya hipotansif olan pediatrik hastalarda kardiyovasküler kollapsa yol açabileceği için fentanil kullanımı kontrendikedir.

Peri-İntübasyon Hemodinamik Optimizasyon

Peri-intübasyon dönemindeki hipotansiyon, pediatrik hastalarda arrest gelişimini doğrudan tetikler. Bu nedenle instabil hastalar intübasyon öncesinde hızla optimize edilmelidir:

İntravenöz Sıvı Bolusu:

İndüksiyon ajanlarının miyokardiyal depresan ve vazodilatör etkileri ile pozitif basınçlı ventilasyonun venöz dönüşü azaltıcı etkisi hipotansiyonu derinleştirir. Bunu kompanse etmek amacıyla, kontrendikasyon yoksa RSİ (HAİ) öncesinde 20 mL/kg İzotonik (SF) veya Ringer Laktat bolusu başlanmalıdır.

Push-Dose Vazopresörler:

Belirgin hipotansiyonu olan veya kardiyak fonksiyonları bazal olarak zayıf olan çocuklarda infüzyon hazırlanana kadar köprüleme amacıyla push-dose vazopresörler hazır edilmelidir. Çocuklarda en sık Adrenalin (Epinefrin) tercih edilir. Hazırlanışı: 1 mL 1:10,000’lik adrenalin, 9 mL SF ile sulandırılarak 1:100,000’lik (10 mcg/mL) solüsyon elde edilir. Kilo bazlı push-dose dozu 0.1 mL/kg (1 mcg/kg) olarak uygulanır.

İndüksiyon (Sedasyon) Ajanlarının Seçimi

İntübasyon esnasında amnezi ve bilinç kaybı sağlamak amacıyla ilk olarak indüksiyon ajanı uygulanır. Seçim, hastanın spesifik klinik durumuna göre yapılmalıdır:

Etomidat (0.3 mg/kg IV)

Özellikleri: Etki başlangıcı 15-45 sn, etki süresi 10-12 dk. Hemodinamik stabiliteyi mükemmel korur. Kafa içi basıncını (KİBA) ve serebral metabolik hızı düşürür.

Klinik Seçim: Hipovolemik şok, kafa travması/KİBA artışı ve hipotansif status epileptikus hastalarında ilk seçenektir. Geçici adrenokortikal süpresyon riski nedeniyle septik şoktaki çocuklarda kullanımı kontrendikedir.

Ketamin (1-2 mg/kg IV)

Özellikleri: Etki başlangıcı 45-60 sn, etki süresi 10-20 dk. Dissosiyatif anesteziktir. Koruyucu havayolu reflekslerini ve solunum dürtüsünü korur. Güçlü bronkodilatördür.

Klinik Seçim: Sempatik deşarj yaratarak tansiyonu koruduğu için septik şoktaki çocuklarda birinci hat indüksiyon ajanıdır. Ayrıca status asthmaticus intübasyonlarında kesinlikle tercih edilmelidir. KİBA’yı artırabileceğine dair geleneksel endişeler nedeniyle izole kafa travmalarında dikkatli olunmalıdır.

Propofol (1-1.5 mg/kg IV)

Özellikleri: Etki başlangıcı 15-45 sn, etki süresi 5-10 dk. GABA agonistidir. Yoğun vazodilatasyon ve miyokardiyal depresyon yapar.

Klinik Seçim: Güçlü antikonvülzan etkisi nedeniyle hemodinamik olarak stabil olan status epileptikus hastalarında iyi bir tercihtir. Kardiyovasküler sistem üzerindeki negatif etkilerinden dolayı hipotansif veya instabil hiçbir çocukta kullanılmamalıdır.

Midazolam (0.2-0.3 mg/kg IV)

Özellikleri: Etki başlangıcı 2-3 dk gibi uzundur, etki süresi 30-45 dk. Belirgin solunum depresyonu yapabilir ve paralitik öncesi apneye neden olarak preoksijenizasyonu bozabilir.

Klinik Seçim: Stabil status epileptikusta antikonvülzan olarak kullanılabilir; ancak yavaş etki başlangıcı ve hipotansiyon riski nedeniyle HAİ’de birinci seçenek sedatif olarak tercih edilmez.

Nöromusküler Bloker (Paralitik) Ajanların Seçimi

İndüksiyon ajanının hemen ardından tam kas gevşemesi sağlamak ve vokal kord vizualizasyonunu kolaylaştırmak amacıyla paralitik ajan uygulanır. Paralitiklerin sedatif veya analjezik etkisi olmadığı için hastanın bilinci intübasyon boyunca ve ilacın etki süresince sedatiflerle kapalı tutulmalıdır.

Süksinilkolin (Depolarizan)

Motor uç plaktaki asetilkolin reseptörlerini sürekli uyararak önce fasikülasyona, ardından paraliziye yol açar. Dozajı: 10 kg altındaki çocuklarda 1.5-2.0 mg/kg IV; 10 kg üzerindeki çocuklarda 1.0-1.5 mg/kg IV‘dir. Etki başlangıcı 30-60 saniye, etki süresi ise 4-6 dakika gibi oldukça kısadır.

MUTLAK KONTRENDİKASYONLAR:

  • Süksinilkolin; hücre dışına kontrolsüz potasyum çıkışına neden olduğu veya malign hipertermiyi tetiklediği için şu durumlarda kesinlikle kontrendikedir
  • Nöromusküler hastalıklar (Duchenne/Becker kas distrofileri), paralizi ile seyreden serebral palsi
  • Ağır yanıklar, ezilme (crush) yaralanmaları, majör travmalar, rhabdomiyoliz, hastada veya ailesinde malign hipertermi öyküsü ve hiperkalemi varlığı.
  • KİBA ve intraoküler basınç artışı ise rölatif kontrendikasyonlarıdır.
  • İnfantlarda asistoli ve bradikardi riskini artırdığı için atropin premedikasyonu ile birlikte uygulanmalı, tekrarlayan dozlarından kaçınılmalıdır.

Rokuronyum (Non-Depolarizan)

Nikotinik kolinerjik reseptörlerde kompetitif antagonist olarak görev yapar. HAİ dozu 1 mg/kg IV‘dir. Etki başlangıcı süksinilkolin gibi hızlı (30-60 saniye) olup, etki süresi 30-40 dakika gibi belirgin şekilde uzundur.

Süksinilkolinin geniş kontrendikasyon listesi ve majör yan etkileri bulunmaması nedeniyle, günümüzde birçok pediatrik acil tıp uzmanı tarafından en güvenli ve birincil seçenek paralitik ajan olarak kabul edilmektedir. Etki süresinin uzun olması “yönetilemeyen zor havayolu” durumlarında bir dezavantaj gibi görünse de, rokuronyum moleküllerini kanda bağlayarak etkisini saniyeler içinde geri çeviren Sugammadex varlığı (bulunabiliyorsa) bu riski ortadan kaldırır. Ancak zor havayolu antisipe ediliyorsa ve sugammadex erişimi yoksa, kısa etkisinden dolayı süksinilkolin seçeneği akılda tutulmalıdır.

Klinik Senaryo / Patoloji

Septik Şok / Hemodinamik İnstabilite


Birincil Tercih İlaç Protokolü

Ketamin (1-2 mg/kg) + Rokuronyum (1 mg/kg). Etomidat adrenal süpresyon riski nedeniyle, propofol ve midazolam ise vazodilatör/hipotansif etkileri nedeniyle bu senaryoda kontrendikedir.

Klinik Senaryo / Patoloji

Kafa Travması / KİBA Artışı (Hipotansiyon Yokken)


Birincil Tercih İlaç Protokolü

Etomidat (0.3 mg/kg) + Rokuronyum (1 mg/kg). Ön tedavide lidokain veya fentanil eklenebilir. Süksinilkolin kafa içi basıncı artırabileceğinden (rölatif kontrendike) rokuronyum önceliklidir.

Endotrakeal İntübasyon ve Doğrulama Teknikleri

Hızlı ardışık intübasyon (HAİ) ilaçları uygulandıktan ve tam kas gevşemesi (paralizi) sağlandıktan sonra, balon-maske ventilasyonu sonlandırılarak zaman kaybetmeden laringoskopi aşamasına geçilir. İntübasyon prosedürünün her adımı, pediatrik hastanın sefalik ve anterior yerleşimli havayolu anatomisi göz önünde bulundurularak yüksek hassasiyetle icra edilmelidir.

İntübasyonun İşlem Basamakları

Laringoskopist, hastanın başucunda tüm ekipmanları hazır durumda beklemelidir. Uygulama sırasıyla şu teknik adımları takip eder:

1. Ağız Açma ve Laringoskopun Yerleştirilmesi

Sağ el kullanılarak “makas tekniği” (scissor technique) ile ağız açılır; başparmakla alt kesici dişler kaudal (aşağı) yönde, işaret parmağıyla üst kesici dişler kranyal (yukarı) yönde bastırılır. Laringoskop sapı sol el ile bıçağın sapla birleştiği taban noktasından kavranır. Bıçak, ağzın sağ köşesinden oral kaviteye sokulur ve dili sola doğru sürpürerek orofarenkse doğru dikkatlice ilerletilir.

2. Epiglotun Manüple Edilmesi ve Görüş Alınması

Düz (Miller) bıçak kullanılıyorsa, pediatrik popülasyonun uzun ve gevşek olan epiglotu doğrudan bıçağın ucuyla yukarı kaldırılarak vokal kordlar görünür kılınır. Eğri (Macintosh) bıçak kullanılıyorsa, bıçak ucu vallekulaya yerleştirilerek epiglot indirekt olarak kaldırılır. Video laringoskopide ise hiperanjüle bıçak orta hattan yavaşça ilerletilir, ekranda anatomik işaretler takip edilerek vallekulaya oturulur.

3. Kuvvet Ekseni ve Glottik Görüşün Optimizasyonu

Bıçak kaldırılırken laringoskop kesinlikle dişlere doğru geriye doğru kaldıraç gibi bükülmemeli (rocking), sol kol ekseninde yukarı ve ileri doğru doğrusal bir kuvvet uygulanmalıdır. Geriye doğru bükme manevrası glottik görüşü iyileştirmediği gibi çocuklarda diş ve diş eti hasarlarına yol açar. Bıçağın çok derin yerleştirilmesi vokal kordların gözden kaçmasına neden olan en sık hatadır; görüş alınamazsa bıçak yavaşça geri çekilerek glottik açıklığın yukarıdan ekrana veya görüş alanına düşmesi sağlanmalıdır. Kan, kusmuk veya yoğun sekresyon varlığında geniş kateterlerle hızlıca aspirasyon yapılmalıdır.

 

Dış laringeal Manevralar ve Krikoid Bası Kontrendikasyonu

Pediatrik larenksin görece anterior yerleşimi nedeniyle, glottik yapıyı net görebilmek adına laringoskopistin sağ eliyle larenkse dışarıdan hafif manipülasyon uygulaması (OELM / BURP manevrası) laringoskopik görüş kalitesini anlamlı ölçüde artırır. İdeal görüş açısı sağlandığında, bir diğer ekip üyesinden larenksi aynı pozisyonda sabit tutması istenir. Geçmiş pratiklerin aksine, rutin sert krikoid bası (Sellick manevrası) uygulanması çocuklarda kontrendikedir. Çocukların havayolu çapının küçük ve kıkırdak dokularının son derece esnek olması nedeniyle, krikoid kıkırdağa yapılacak kontrolsüz basılar trakeanın tamamen oklüzyonuna (kapanmasına) yol açarak hem BMV’yi hem de endotrakeal intübasyon mekaniğini imkansız hale getirir.

Tüpün İlerletilmesi ve Derinlik Hesaplama Formülleri

Endotrakeal tüp vokal kordların (aritenoid kıkırdakların) arasından geçirilirken tüpün ve varsa kaf çizgisi sınırının kordları aştığı doğrudan gözlemlenmelidir. Tüp yerleştirildikten hemen sonra stile hızla geri çekilmeli ve varsa kaf, hava kaçağını önleyecek minimum hava hacmiyle şişirilmelidir. Pediatrik trakeal mukoza iskemisini ve subglottik stenozu önlemek adına kaf içi basınçları yakından monitörize edilmelidir.

İnfant ve küçük çocuklarda trakeal mesafenin çok kısa olması nedeniyle tüpün çok fazla ilerletilerek sağ ana bronş entübasyonuna yol açma riski yüksektir. Dudak hizasındaki ideal tüp derinliğini (cm) önceden planlamak için şu standart kılavuz formüller kullanılır:

  • Dudak Derinliği (cm) = ETT İç Çapı (mm) × 3
  • Yaş Bazlı Derinlik (cm) = (Yaş / 2) + 12

Ayrıca Broselow şeridi gibi boy ölçüm sistemleri de hastanın boy uzunluğuna göre ideal yerleştirme derinliğini cm cinsinden doğrudan sunar. Her intübasyon denemesi kesintisiz olarak en fazla 30 saniye ile sınırlandırılmalıdır. Bu süre zarfında tüp geçirilemezse işlem durdurulmalı, denemeler arasında hasta balon-maske ventilasyonu ile yeniden oksijenize edilerek desatürasyon ve ikincil bradikardi/arrest gelişimi önlenmelidir.

Tüp Yerinin Kesin Doğrulanması (Confirmation)

Tüp yerleştirildikten sonra yerinin doğrulanması, iatrojenik ölümcül özofagus intübasyonlarının önlenmesi açısından resüsitasyonun en kritik aşamasıdır.

 Klinik ve Kapnografik Doğrulama Standartları

Tüpün vokal kordlardan geçişinin doğrudan gözlenmesi en güçlü veri olsa da sekresyonlar veya zor anatomi nedeniyle bu her zaman mümkün olmayabilir. Klinik olarak ilk adımda bilateral solunum sesleri koltuk altı hatlarından (aksiller hat) dinlenmeli ve epigastriumda (mide üzerinde) hava üfleme sesinin olmadığı (solunum seslerinin eşit ve simetrik olduğu) teyit edilmelidir. Göğüs kafesinin simetrik kalkışı izlenmelidir.

Tüp yerinin doğrulanmasında altın standart dalga formlu kapnografi (EtCO2) veya kolorimetrik karbondioksit dedektörleridir. Monitörde düzenli ve net EtCO2 dalga formunun görülmesi veya ekspiryum sonu CO2 değerinin 30 mmHg’nin üzerinde ölçülmesi tüpün trakeada olduğunun kesin kanıtıdır. Kimyasal pH kağıdı içeren kolorimetrik dedektörler ise CO2 varlığında mordan sarıya (purple to yellow) renk değiştirerek doğrulama sağlar.

Cihaz boyutlandırmasında kritik sınır kilo bazlıdır: 15 kg altındaki çocuklarda pediatrik boy kolorimetrik dedektör, 15 kg üzerindeki çocuklarda ise erişkin boy kolorimetrik dedektör kullanılmalıdır.

Yatak Başı Ultrasonografi (POCUS) ile Doğrulama

Akut resüsitasyon esnasında yatak başı ultrasonografi ile tüp yeri anlık olarak doğrulanabilir. Lineer prob krikoid membranın hemen üzerine transvers (enine) eksende yerleştirilir. Tüp trakeanın içindeyse, trakeal kıkırdağın hemen altında tek bir dairesel akustik gölge yapısı (tüpün kendisi) izlenir. Eğer tüp özofagusa yerleşmişse, trakeanın hemen yanında özofagus lümeninin genişlediği ve yan yana duran iki ayrı anatomik yapının oluştuğu çift hat / çift iz bulgusu” (double track sign) net olarak görünür hale gelir. Bu bulgunun saptanması, özofageal intübasyonun mutlak kanıtıdır ve tüp hızla çekilmelidir.

Tüpün Sabitlenmesi ve İdamesi

Doğrulama işlemlerinin ardından endotrakeal tüp, ticari sabitleyiciler veya maxilla (üst çene) kemiğine sıkıca yapıştırılan cilt flasterleri vasıtasıyla dudak bileşkesinden güvenli bir şekilde sabitlenmelidir. İnfantlarda vokal kordlar ile karina arasındaki trakeal mesafe son derece kısa olduğundan, sabitleme mekanik olarak çok stabill olmalıdır; başın hafif ekstansiyona getirilmesi tüp ucunun farenkse doğru geri kaçarak ekstübasyona yol açmasına, boynun pasif fleksiyonu ise tüpün daha da ilerleyerek sağ ana bronş oklüzyonuna neden olmasına yol açar.

Doğrulama Yöntemi

Kolorimetrik CO2 Dedektörü Seçimi


Klinik Standart ve Sınır Değer

<15 kg çocuklarda küçük (pediatrik) boy dedektör kullanılması zorunludur. >15 kg çocuklarda ise erişkin boy dedektör tercih edilmelidir. Yanlış boyut ölü boşluk hacmini artırır veya hatalı negatif sonuç verir.

Ultrasonografi Bulgusu

Çift İz Bulgusu (Double Track Sign)


Klinik Anlamı ve Acil Müdahale

Transvers boyun ultrasonografisinde trakeanın yanında ikinci bir lümen saptanması, tüpün özofagusta olduğunu kesin olarak kanıtlar. Tüpün bu pozisyonda kalması kesinlikle kontrendikedir; tüp derhal çekilmeli ve BMV ile hasta yeniden oksijenize edilmelidir.

Entübasyon Sonrası Mekanik Ventilatör Yönetimi

Pediatrik hastada endotrakeal tüpün trakeal yerleşimi kesin olarak doğrulandıktan hemen sonra, hasta mekanik ventilatör cihazına bağlanmalı ve parametreler çocuğun altında yatan klinik patolojisine göre dinamik olarak ayarlanmalıdır. Acil servis şartlarında entübasyon sonrası en sık tercih edilen ventilasyon modu Hacim Kontrollü (Volume Control) ventilasyondur. Başlangıç mod ve ayarları yapıldıktan sonra, arteriyel kan gazı (AKG) ve end-tidal karbondioksit (EtCO2) takibiyle ventilasyon ve oksijenizasyon parametreleri titre edilmelidir.

 Normal Akciğer Mekaniği Olan Hastalar (Bilinç Değişiklikleri)

Kafa travması, intoksikasyon veya intrakraniyal enfeksiyonlar gibi akciğer parankim hasarı olmayan, yalnızca havayolu koruması veya bilinç depresyonu nedeniyle entübe edilen çocuklarda koruyucu başlangıç parametreleri şu şekildedir:

  • Tidal Hacim (Vt): İdeal vücut ağırlığına göre 6 mL/kg ile 8 mL/kg arasında ayarlanır.
  • PEEP: Alveoler stabilizasyonu sağlamak için bazal 5 cmH2O olarak başlanır.
  • Solunum Hızı (Rate): Çocuğun yaş grubuna uygun fizyolojik normal sınırlarda seçilir.

Kritik Klinik Ayarlamalar:

Eğer hastada akut kafa içi basınç artışı (KİBA) sendromu şüphesi mevcutsa, serebral vazokonstriksiyonu ve serebral iskemi riskini dengelemek adına EtCO2 hedefi 35 mmHg ile 40 mmHg arasında tutulacak şekilde solunum hızı titre edilmelidir. Diyabetik ketoasidoz (DKA) gibi derin metabolik asidoz tablosundaki çocuklarda ise hastanın bazalindeki güçlü kompanzasyon mekanizmasını korumak ve asidozun ölümcül seviyelere derinleşmesini önlemek amacıyla, solunum hızı fizyolojik sınırların üzerinde (hiperventilasyon eğiliminde) ayarlanmalıdır.

Obstrüktif Akciğer Hastalıkları (Akut Şiddetli Astım)

Şiddetli bronkospazm ve mukozal inflamasyon nedeniyle havayolu direncinin ekstrem arttığı astım hastalarında mekanik ventilasyon yönetimi oldukça komplekstir. En büyük risk, ekspiryum süresinin yetersiz kalmasına bağlı olarak havanın içerde hapsolması (breath stacking), dinamik hiperinflasyon ve oto-PEEP (auto-PEEP) gelişmesidir. Bu durum barotravmaya ve venöz dönüşü sıfırlayarak ani kardiyak arreste yol açabilir.

  • Tidal Hacim (Vt): 6 mL/kg ile 8 mL/kg aralığında tutulur.
  • PEEP: Oto-PEEP akım kısıtlamasını aşmaya yardımcı olmak için 5 cmH2O ayarlanır.
  • Solunum Hızı ve Ekspiryum Süresi: Havanın tamamen dışarı atılabilmesi için solunum hızı yaşa göre oldukça yavaş, dakikada 10 ile 14 solukarasında tutulmalı
  • I:E (İnspiryum:Ekspiryum) oranı: Ekspiryum lehine (1:3 veya 1:4) uzatılmalıdır.
  • Basınç Sınırı: Alveoler hasarı ve pnömotoraksı önlemek için ventilatördeki plato basıncı (plateau pressure) en fazla 30 cmH2O ile sınırlandırılmalıdır.

Restriktif Akciğer Hasarı ve ARDS (Akciğer Koruyucu Strateji)

Akut Respiratuar Distress Sendromu (ARDS) veya ağır pnömoni hastalarında, ventilatör ilişkili akciğer hasarını (VILI) ve volütravmayı minimize etmek amacıyla Akciğer Koruyucu Ventilasyon Stratejisi (Lung Protective Strategy) mutlak olarak uygulanır:

  • Düşük Tidal Hacim (Vt): Alveoler aşırı gerilmeyi önlemek için normalden daha düşük, 4 mL/kg ile 6 mL/kg arasında ayarlanır.
  • Yüksek PEEP: Alveoler kollapsı engellemek ve şantı azaltmak amacıyla daha yüksek, 8 cmH2O ile 10 cmH2O seviyelerinde başlanır ve titre edilir.
  • Solunum Hızı: Düşük tidal hacme bağlı gelişebilecek şiddetli hiperkapni ve respiratuar asidozu engellemek için solunum hızı, çocuğun yaşına göre normal kabul edilen parametrelerden daha hızlı (takipneik) ayarlanmalıdır.

Entübasyon Sonrası Sedasyon, Analjezi ve İdame Yönetimi

HAİ esnasında uygulanan kısa etkili indüksiyon ve paralitik ajanların etkisi geçmeden önce, hastaya kesintisiz sedasyon ve analjezi başlanmalıdır. Yetersiz sedasyon, ajitasyona bağlı tüpün ısırılmasına, ani intrakraniyal basınç artışlarına ve iatrojenik ekstübasyonlara yol açar. Sedasyonda midazolam veya lorazepam gibi benzodiazepinler ya da propofol infüzyonları tercih edilirken; analjezik desteği ve laringeal matürasyon konforu sağlamak için sıklıkla güçlü bir opioid olan fentanil infüzyonu şemaya eklenir.

Tüpün anatomik olarak doğru derinlikte olduğunu (karinanın hemen üzerinde, ana bronşlara girmeyecek pozisyonda kaldığını) doğrulamak amacıyla sabitleme sonrası mutlaka yatak başı akciğer grafisi (Chest X-ray) çekilmeli, gerekirse tüp cm bazında geri çekilmeli veya ilerletilmelidir. Servikal omurga yaralanması kontrendikasyonu yoksa, ventilatör ilişkili pnömoniyi önlemek ve solunum mekaniğini rahatlatmak için hasta yatağının başı 30 derece yukarı kaldırılmalıdır. Çocuğun tüpü mekanik olarak çekmesini engellemek adına non-violent (zarar vermeyen) fiziksel tespitler uygulanabilir. Ventilatör ayarlarının fizyolojik doğruluğunu kontrol etmek ve sonraki parametre değişikliklerine kılavuzluk etmek için entübasyondan 30 dakika sonra arteriyel kan gazı kontrolü zorunludur.

Entübasyon Açısından Yüksek Riskli Pediatrik Popülasyonlar

Standart hızlı ardışık intübasyon (HAİ) protokollerinin uygulanması esnasında, sahip oldukları patofizyolojik süreçler nedeniyle aniden dekompanse olmaya ve peri-intübasyon döneminde kardiyak arrest geliştirmeye son derece eğilimli yüksek riskli hasta grupları mevcuttur. Bu spesifik klinik tablolarda, süreci güvenle yönetebilmek adına standart HAİ adımlarında majör modifikasyonlar ve farmakolojik revizyonlar yapılması hayati önem arz etmektedir.

Klinik Patoloji / Durum

Akut Şiddetli Astım (Status Asthmaticus)


Kritik Ventilatör Ayarı ve Risk Faktörü

Hız 10-14/dk (Yavaş) seçilmelidir. Plato basıncı > 30 cmH2O olması veya hızlı solutma kontrendikedir; hava hapsine bağlı oto-PEEP ve tansiyon pnömotoraks riskini artırır.

Klinik Patoloji / Durum

Pediatrik ARDS


Kritik Ventilatör Ayarı ve Risk Faktörü

Vt: 4-6 mL/kg (Düşük), PEEP: 8-10 cmH2O (Yüksek) seçilmelidir. Yüksek tidal hacim verilmesi kontrendikedir; bvolütravma ve ventilatör ilişkili akciğer hasarını (VILI) derinleştirir.

Hemodynamik Olarak İnstabil Hastalar

Hipotansif ve hemodynamik olarak instabil olan pediatrik hastalar, endotrakeal intübasyon esnasında ve sonrasında ani dekompanse olma ve peri-intübasyon döneminde kardiyak arrest geliştirme açısından en yüksek riskli popülasyonu oluştururlar. Bu kritik hasta grubunda, standart havayolu yaklaşımlarında majör farmakolojik ve mekanik modifikasyonların yapılması hayati önem taşımaktadır.

 İndüksiyon ve Ön Tedavi Modifikasyonları

Kardiyovasküler sistem üzerinde negatif inotropik ve belirgin vazodilatör etkileri olan propofol ve midazolam gibi ajanlar, instabil çocuklarda derin hipotansiyona ve kardiyak kollapsa yol açacağı için kesinlikle kontrendikedir. Hemodinamik parametreleri ve vasküler tonusu en iyi koruyan etomidat veya ketamin indüksiyon ajanı olarak seçilmelidir. Ancak, septik şok tablosundaki çocuklarda etomidatın geçici de olsa adrenokortikal süpresyon (kortizol sentez bloğu) yapma riski mortaliteyi olumsuz etkileyebileceğinden, sepsis ve septik şok şüphesi olan tüm pediatrik intübasyonlarda birincil indüksiyon ajanı kesinlikle ketamin olmalıdır.

Entübasyon işlemine başlamadan önce, hastanın hemodinamik rezervini desteklemek amacıyla kontrendikasyon yoksa 20 mL/kg hızla intravenöz sıvı bolusu (İzotonik veya Ringer Laktat) başlanmalıdır. Akut havayolu ilaçlarının puşe edilmesiyle gelişebilecek ani hipotansiyon ataklarına müdahale edebilmek için push-dose vazopresörler (özellikle 1 mcg/kg dozunda sulandırılmış adrenalin) yatak başında enjektörde çekilmiş olarak hazır bulundurulmalıdır. İntübasyon öncesinde halihazırda derin hipotansiyonu olan, sürekli vazopresör infüzyonu henüz başlanamamış veya bazal kardiyak fonksiyonları zayıf olan çocuklarda, indüksiyon ajanının hemen öncesinde profilaktik (koruyucu) bir doz push-dose vazopresör uygulanması klinik stabilizasyonu sağlamak adına güçlü bir şekilde değerlendirilmelidir.

 Entübasyon Sonrası Mekanik Ventilatör Yönetimi

Pozitif basınçlı mekanik ventilasyon, intratorasik basıncı artırarak kalbe olan venöz dönüşü (önyük / preload) azaltır; bu durum miyokardiyal depresyonla birleştiğinde kardiyak debiyi düşürerek post-intübasyon hipotansiyonunu derinleştirir. Hemodinamik instabilitenin mekanik olarak körüklenmesini önlemek için şu ventilatör stratejileri izlenmelidir:

Düşük PEEP Stratejisi: Oksijenizasyonu kabul edilebilir sınırlarda (SpO2: %92-94) tutabilecek mümkün olan en düşük PEEP düzeyi (3-5 cmH2O) tercih edilmelidir. Yüksek PEEP uygulamaları intratorasik basıncı artırarak sağ ventrikül ön yükünü ve dolayısıyla kardiyak debiyi dramatik şekilde düşürür.
Hacim Kontrollü Yaklaşım: Barotravma ve hemodinamik dalgalanmaları sınırlamak adına tepe inspiratuar basınçlar (PIP) yakından izlenmeli, aşırı tidal hacimlerden kaçınılmalıdır.

 

Entübasyon Sonrası Sedasyon ve İnfüzyon Stratejisi

Entübasyon sonrasında hastanın tüpü tolere etmesi ve ventilatör uyumu için başlanacak idame sedasyon rejiminde çok seçici olunmalıdır. Yoğun vazodilatasyon yapan propofol infüzyonları ile sempatik deşarjı baskılayan yüksek doz fentanil uygulamaları hemodinamik kollapsı şiddetlendirebilir. Bu nedenle, instabil çocuklarda idame sedasyonda hemodinamik nötr profili olan ajanlar (veya çok düşük doz fentanil ile birlikte yakın vazopresör desteği) tercih edilmeli; klinik endikasyon doğduğu anda zaman kaybetmeden sürekli vazopresör infüzyonları (adrenalin/noradrenalin) devreye sokulmalıdır.

Klinik Durum

Septik Şok / Sepsis Kaynaklı Hipotansiyon


Klinik Risk ve Farmakolojik Kural

Etomidatın adrenokortikal aksı baskılama riski mevcuttur. Sepsisli çocuklarda etomidat kullanımı kontrendikedir; ketamin (1-2 mg/kg) tercih edilmelidir.

Ventilatör Ayarı

Hemodinamik İnstabilitede PEEP Seçimi


Klinik Risk ve Farmakolojik Kural

Yüksek pozitif end-ekspiratuar basınç intratorasik basıncı artırarak venöz dönüşü ve kardiyak debiyi düşürür. Hipotansif hastada yüksek PEEP (>7-8 cmH2O) uygulaması kontrendikedir; PEEP minimumda tutulmalıdır.

Kafa İçi Basınç Artışı Olan Hastalar

Laringoskopi ve endotrakeal intübasyon esnasında orofarenksin mekanik olarak uyarılması, refleks sempatik aktivasyonu tetikleyerek sistemik hipertansiyon ve taşikardiye yol açar. Ortalama arter basıncındaki (OAB) bu ani yükselme, kafa içi basıncını (KİBA) doğrudan artırır. Bu nedenle, özellikle travmatik beyin hasarı (TBH) olan veya intrakraniyal kitle, hidrosefali, intraserebral kanama şüphesi bulunan pediatrik hastalarda, sekonder beyin hasarını önlemek amacıyla bu sempatik yanıtın farmakolojik ve mekanik olarak baskılanması hayati önem taşımaktadır.

İntübasyon Öncesi Değerlendirme ve Ön Tedavi Modifikasyonları

HAİ ilaçları uygulanmadan önce hastanın bazal nörolojik muayenesi eksiksiz yapılmalı; Glasgow Koma Skorlaması (GKS), pupil boyutları/ışık refleksi ve lateralizan bulgular (fokal nörolojik defisitler) net olarak dökümante edilmelidir. Orofarengeal stimülasyonu ve buna bağlı sempatik deşarjı minimumda tutabilmek adına, intübasyon işlemi en yüksek “ilk seferde başarı” (first-pass success) şansıyla planlanmalı ve laringeal manipülasyon süreleri olabildiğince kısa tutulmalıdır. Apneik dönemdeki hipoksinin sekonder beyin hasarını ve serebral ödemi dramatik şekilde kötüleştirdiği unutulmamalı, uzamış apne sürelerinden kesinlikle kaçınılmalıdır.

KİBA artışı olan çocuklarda refleks sempatik yanıtı küntleştirmek amacıyla ön tedavide (pretreatment) İntravenöz Lidokain (1-2 mg/kg) veya Fentanil (3 mcg/kg) uygulaması güçlü bir şekilde değerlendirilmelidir. Seçilecek indüksiyon ajanı, serebral perfüzyon basıncını (SPB = OAB – KİB) korumak adına sistemik hipotansiyondan kaçınmalı, aynı zamanda kafa içi basıncını ve serebral metabolik oksijen tüketimini (CMRO2) düşürmelidir. Bu fizyolojik parametreler göz önüne alındığında, travmatik beyin hasarı olan çocuklarda birinci basamak indüksiyon ajanı etomidattır (0.3 mg/kg). Etomidat, hemodinamik olarak en nötr ajanlardan biri olması, serebral kan akımını ve KİB’i güvenle düşürmesi nedeniyle kafa travmalı çocukların intübasyonunda ilk seçenek olarak kabul edilir.

Entübasyon Sonrası Mekanik Ventilatör Yönetimi

Geçmiş klinik pratiklerin aksine, kafa travmalı veya KİBA bulguları olan pediatrik hastalarda rutin profilaktik hiperventilasyon uygulaması kesinlikle kontrendikedir. Güncel literatür verileri, kontrolsüz hiperventilasyonun akut hipokapniye (PaCO2 < 30-35 mmHg) neden olduğunu, bunun da serebral vazokonstriksiyon yaratarak serebral kan akımını (SKA) ve serebral oksijenizasyonu tehlikeli düzeyde düşürdüğünü kanıtlamıştır. Bu durum beyin dokusunda akut iskemik hasara yol açar.

Hedef Ventilasyon Parametresi: Mekanik ventilatörde solunum hızı, hafif ksenofobik vazokonstriktör etkiden yararlanarak intrakraniyal basıncı stabilize etmek ve aynı zamanda iskemiyi önlemek amacıyla end-tidal karbondioksit (EtCO2) değerini 35 mmHg ile 40 mmHg arasında tutacak şekilde çok hassas titre edilmelidir.
Pozisyonlama: Serebral venöz dönüşü rahatlatmak ve kafa içi basıncını mekanik olarak düşürmek amacıyla, servikal omurga yaralanması kontrendikasyonu yoksa, hastanın yatak başı 30 derece yukarı (head-of-bed elevated) kaldırılmalıdır.

Entübasyon Sonrası Sedasyon ve Yakın Takip

Kürarizasyonun (nöromusküler blokajın) etkisi geçtikten sonra hastanın nörolojik muayenesi düzenli aralıklarla tekrarlanmalıdır. Bu süreçte kullanılacak post-intübasyon sedasyon ajanları sistemik hemodinamik stabiliteyi (ve dolayısıyla serebral perfüzyon basıncını) mutlak suretle korumalıdır. Ayrıca, hastanın nörolojik seyrini objektif değerlendirebilmek ve pupil takibini yapabilmek adına, etki başlangıcı ve özellikle etki bitiş süresi çok hızlı olan (rapid onset/offset), infüzyon kesildiğinde hızla vücuttan uzaklaşan sedoanaljezi protokolleri tercih edilmelidir. Ventilatör parametrelerinin doğruluğunu ve beyin perfüzyonunu etkileyecek parsiyel karbondioksit (PaCO2) basıncını net görmek için entübasyondan 30 dakika sonra arteriyel kan gazı kontrolü mutlak suretle yapılmalıdır.

Klinik Uygulama

KİBA ve Kafa Travmasında Rutin Hiperventilasyon


Patofizyolojik Sonucu ve Net Kontrendikasyon

Derin hipokapni yaratarak serebral vazokonstriksiyona ve sekonder serebral iskemiye neden olur. Akut herniasyon tehdidi haricinde çocuklarda rutin ampirik hiperventilasyon ($EtCO_2 < 35 \text{ mmHg}$) kesinlikle kontrendikedir.

İlaç Seçimi

Kafa Travmasında Propofol İnfüzyonu ve Hipotansiyon


Patofizyolojik Sonucu ve Net Kontrendikasyon

Propofolün neden olacağı sistemik vazodilatasyon ve hipotansiyon, ortalama arter basıncını düşürerek serebral perfüzyon basıncını ($SPB$) sıfırlayabilir. Hemodinamisi sınırda veya instabil olan kafa travmalı çocuklarda yüksek doz propofol/midazolam kullanımı kontrendikedir.

Zor Havayolu ve Akut Ventilasyon Problemlerine Yaklaşım

Zor havayolu; balon-maske ventilasyonu (BMV) ile solutulması veya endotrakeal tüp ile intübe edilmesi teknik/anatomik olarak zor olacağı öngörülen (antisipe edilen) havayolu durumudur. Bu spesifik hasta popülasyonunda, işlem başlatılmadan önce B ve C planlarını içeren zor havayolu yardımcı araçlarının (buji, supraglottik havayolu araçları, perkütan iğne krikotirotomi seti) yatak başında hazır bulundurulması hayati öneme sahiptir. Üst havayolu obstrüksiyonu bulguları gösteren stabil çocuklarda en doğru klinik yaklaşım; hastayı sakin tutarak laringospazm riskini önlemek ve intübasyon işlemini anestezi veya KBB uzmanı eşliğinde, ideal olarak ameliyathane şartlarında gerçekleştirmektir.

Ventilatörde Akut Dekompanizasyon ve DOPE/DOPES Algoritması

Başarılı bir endotrakeal intübasyon sonrasında, mekanik ventilatördeki pediatrik hastanın oksijenizasyonunda veya ventilasyon parametrelerinde ani bir bozulma/kollaps gelişirse, bu durum acil serviste zamana karşı yarışılan ölümcül bir krizdir. Sorunun kaynağını saniyeler içinde sistematik olarak bulmak ve çözmek amacıyla DOPES akronimi (yerinden oynama, tıkanma, pnömotoraks, ekipman arızası, mide distansiyonu) kılavuz olarak kullanılır:

D – Yerinden Oynama (Displacement)

Endotrakeal tüp farenkse doğru geri kaçarak ekstübasyona yol açmış veya daha derinleşerek sağ ana bronşa yerleşmiş olabilir. Hemen bilateral solunum sesleri dinlenmeli, göğüs duvarı hareketleri izlenmeli ve kapnografi (EtCO2) dalga formu kontrol edilmelidir. Tüp derinliğini karinanın 1-2 cm üzerinde olacak şekilde doğrulamak amacıyla hızla yatak başı akciğer grafisi çekilmelidir.

O – Tıkanma (Obstruction)

Tüp lümeni yoğun trakeal sekresyon, kan pıhtısı, bükülme (kink) veya hastanın tüpü ısırması nedeniyle mekanik olarak tıkanabilir. Klinisyen veya solunum terapisti hızla tüp içinden aspirasyon kateteri ilerleterek sekresyonları temizlemelidir. Tüpte bükülme olup olmadığı incelenmeli ve hastanın tüpü mekanik olarak sıkıştırmasını önlemek adına mutlaka bir ısırma bloğu (bite block) veya OPA yerleştirilmelidir.

P – Pnömotoraks (Pneumothorax)

Pozitif basınçlı ventilasyonun yarattığı barotravmaya bağlı olarak çocuklarda hızla tansiyon pnömotoraks gelişebilir; bu durum hemodinamik çöküşü ve kardiyak arresti tetikler. Tanı için zaman kaybetmeden yatak başı ultrasonografi (POCUS) ile plevral hat incelenmelidir; akciğer kayma hareketinin kaybı (absence of lung sliding) veya “akciğer noktası” (lung point) tespiti pnömotoraksın mutlak kanıtıdır. Klinik olarak tansiyon pnömotoraks saptandığı anda grafi beklenmeden acil iğne dekompresyonu veya tüp torakostomi (göğüs tüpü) uygulanmalıdır.

E – Ekipman Problemleri (Equipment)

Ventilatör devrelerinde ayrılma, kaçak, gaz kaynağı yetersizliği veya cihaz içi mekanik arızalar gelişebilir. Ekipman hatasından şüphelenildiği anda hasta derhal mekanik ventilatör cihazından ayrılmalı (disconnect) ve yeni bir cihaz getirilene kadar %100 FiO2 oksijen kaynağına bağlı manuel bir balon-maske sistemi (Ambu) ile solutulmalıdır.

S – Mide Distansiyonu (Stomach)

Entübasyon öncesindeki BMV esnasında mideye dolan aşırı hava (gastrik insüflasyon), intraabdominal basıncı ekstrem düzeyde artırır. Bu durum diyaframı yukarı iterek akciğer kompliyansını düşürür ve tüpten yapılan ventilasyonu mekanik olarak engeller. Sorunu çözmek ve mideyi dekomprese etmek amacıyla hastaya hızla nazogastrik (NG) veya orogastrik (OG) tüp yerleştirilerek içerdeki hava tahliye edilmelidir.

Sonuç

Pediatrik havayolu yönetimi, çocukların dinamik anatomik yapıları, kısıtlı fizyolojik rezervleri ve yaş gruplarına göre değişen ekipman gereksinimleri nedeniyle acil tıp pratiklerinin en üst düzey zorluk derecesine sahip süreçlerinden biridir. Ancak, erişkin ve pediatrik havayolu arasındaki temel farklara hakim olmak, farmakokinetik ve mekanik kuralları sistematik bir disiplinle uygulamak ve dekompanizasyon anında DOPES gibi algoritmik kontrol listelerini devreye sokmak, acil servis hekimlerinin bu kritik süreçleri yüksek klinik başarı ve özgüvenle yönetmesini sağlar.

Klinik Kriz Bulgusu

Ventilatörde Akut Desatürasyon ve Cihaz Alarmı


Acil Müdahale ve Kontrendikasyon

Sorunun kaynağı bulunana kadar hastanın arızalı olabilecek cihazda kalması kontrendikedir. Hasta derhal ventilatörden ayrılmalı ve %100 oksijenle manuel ambulanmalıdır.

Klinik Kriz Bulgusu

Tansiyon Pnömotoraks Şüphesi ve Ani Hipotansiyon


Acil Müdahale ve Kontrendikasyon

Klinik olarak tansiyon pnömotoraks düşünülen instabil çocukta tanı için radyografi (X-ray) beklenmesi kesinlikle kontrendikedir; POCUS ile veya doğrudan iğne dekompresyonu/tüp torakostomi ile müdahale edilmelidir.

Kaynaklar

  1. Walls RM, Murphy MF, Brown CA. The Manual of Emergency Airway Management. 6th ed. Wolters Kluwer; 2022.
  2. Chameides L, Samson RA, Schexnayder SM, Hazinski MF. Pediatric Advanced Life Support (PALS) Provider Manual. American Heart Association; 2020.
  3. American Heart Association (AHA). Guidelines for Cardiopulmonary Resuscitation and Emergency Cardiovascular Care. 2020 Update; 2025 Focused Updates.
  4. Kochanek PM, Tasker RC, Carney N, et al. Guidelines for the management of pediatric severe traumatic brain injury (3rd ed.). Pediatric Critical Care Medicine. 2019;20(3 Suppl 1):S1-S82.
  5. Pediatric Acute Lung Injury Consensus Conference (PALICC). Pediatric ARDS Guidelines. 2015; Updated Recommendations 2023.
  6. Gottlieb M, Holladay D, Peksa GD. Ultrasonography for the confirmation of endotracheal tube placement: A systematic review and meta-analysis. Annals of Emergency Medicine. 2018;72(6):627-636.
  7. Gronert GA. Succinylcholine-induced hyperkalemia and contraindications in pediatric patients. Anesthesiology. 2011;115(4):892-898.
  8. Schranz C, Lang E. Equipment sizing and point-of-care ultrasound in pediatric airway management. Journal of Emergency Medicine. 2019;56(3):271-279.
  9. Roberts JR, Custalow CB, Thomsen TW. Roberts and Hedges’ Clinical Procedures in Emergency Medicine and Acute Care. 7th ed. Elsevier; 2019.
  10. Gausche M, Lewis RJ, Stratton SJ, et al. Effect of out-of-hospital pediatric endotracheal intubation on survival and neurological outcome: A controlled clinical trial. JAMA. 2000;283(6):783-790.
  11. Hart D, Reardon R, Ward C, Clinton J. Face mask ventilation techniques in pediatric resuscitation: A comparison of single- and two-rescuer strategies. Journal of Emergency Medicine. 2013;44(5):939-945.
  12. Coté CJ, Lerman J. Coté and Lerman’s Pediatric Anesthesia. 6th ed. Elsevier; 2018.
  13. Wallis LA, Carley S. Paediatric airway anatomy. Emergency Medicine Journal. 2006;23(7):573-574.
  14. Santillanes G, Gausche-Hill M. Pediatric airway management. Emergency Medicine Clinics of North America. 2014;32(4):771-792.
  15. Morton NS, Raine G. Applied physiology in pediatric anesthesia. In: Paediatric Anaesthesia. 2nd ed. Oxford University Press; 2019:112-135.
  16. Kaufman J, Tamburro RF. Respiratory physiology and hypoxic vulnerabilities in critical illness. Pediatric Critical Care Medicine. 2021;22(4):382-391.
  17. Topçuoğlu S. Çocuklarda havayolu anatomisi ve erişkinden farkları. Türkiye Klinikleri Acil Tıp Özel Dergisi. 2023;9(2):45-51.
  18. Flick RP, Wilder RT, Pieper SF, et al. Managing the difficult pediatric airway: A comprehensive review. Journal of Clinical Anesthesia. 2021;74:110412.
  19. Thill PJ, McGuire JK, Wetzel RC. Noninvasive positive pressure ventilation in pediatric respiratory failure. Pediatric Critical Care Medicine. 2020;21(5):445-452.
  20. Martinón-Torres F, Rodríguez-Núñez A, Martinón-Sánchez JM. Heliox therapy in infants with acute bronchiolitis: A critical review. Archives of Disease in Childhood. 2016;101(3):282-288.
  21. Mayordomo-Colunga J, Medina A, Rey C, Concha A. High-flow nasal cannula therapy in pediatric acute respiratory failure: A systematic review and meta-analysis. Annals of Intensive Care. 2019;9(1):16-24.
  22. Paediatric Emergencies: Paediatric Airway Anatomy Course Manual

Yorum yap

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz