Suda boğulma; sıvı içerisinde kalma veya sıvıya batma sonucu gelişen solunum bozukluğu (respiratuvar yetmezlik) olarak tanımlanır. Bu süreç ölüm, morbidite veya tam iyileşme ile sonuçlanabilir. Önceki yıllarda kullanılan “near drowning”, “dry drowning” veya “secondary drowning” gibi terimler artık önerilmemektedir.
World Health Organization verilerine göre suda boğulma, dünya genelinde önlenebilir yaralanmaya bağlı ölümler arasında en sık görülen nedenlerden biridir ve özellikle çocuklar, genç erişkinler ve düşük-orta gelirli ülkelerde önemli bir halk sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Ayrıca nörolojik sekeller, yoğun bakım gereksinimi ve iş gücü kaybı gibi ciddi sonuçlara yol açabilmektedir.

2025 güncel resüsitasyon ve kritik bakım yaklaşımlarına göre suda boğulma hastalarında temel problem hipoksemi ve buna bağlı gelişen solunum yetmezliğidir. Erken oksijenizasyonun sağlanması, uygun hava yolu yönetimi, gerektiğinde noninvaziv veya invaziv mekanik ventilasyon uygulanması ve hedefe yönelik yoğun bakım desteği mortaliteyi azaltmada kritik öneme sahiptir. Özellikle hipoksemik hastalarda CPAP/BPAP gibi noninvaziv mekanik ventilasyon yöntemleri uygun hasta grubunda etkili olabilirken; bilinç bozukluğu, hava yolu koruyamama veya ağır ARDS benzeri tablo gelişen olgularda erken entübasyon ve akciğer koruyucu mekanik ventilasyon stratejileri önerilmektedir.
Ayrıca güncel kılavuzlar, suda boğulmanın büyük oranda önlenebilir olduğunu vurgulamakta; yüzme eğitimi, çocukların yakın gözetimi, can yeleği kullanımı, alkol tüketiminin önlenmesi ve toplum temelli güvenlik önlemlerinin mortaliteyi belirgin şekilde azaltabileceğini belirtmektedir.

Suda Boğulmanın Dinamikleri ve Özellikleri
Suda boğulma genellikle ani gelişen, hızlı ilerleyen ve çoğu zaman sessiz gerçekleşen bir olaydır. Toplumda yaygın olarak düşünülenin aksine, boğulma sırasında bireyler çoğunlukla yardım çağırabilecek durumda değildir ve dramatik şekilde çırpınma her zaman görülmez. Bu nedenle birçok olgu çevredeki kişiler tarafından geç fark edilir.
Boğulma sürecinde temel problem; su içerisinde kalmaya bağlı gelişen hipoksi ve solunum yetmezliğidir. Hipoksemi kısa sürede bilinç değişikliği, aspirasyon, kardiyak arrest ve çoklu organ hasarına ilerleyebilir. Özellikle çocuklarda süreç dakikalar içerisinde kritik hale gelebilir.
Sessiz Boğulma
Modern kılavuzlara göre boğulma çoğunlukla “sessiz” gerçekleşir. Çünkü kişi:
- Nefes almaya çalışırken konuşamaz,
- Enerjisini hava yolu açıklığını korumaya harcar,
- Koordineli yardım çağrısı yapamayabilir,
- Kısa sürede tükenebilir.
Bu nedenle klasik filmlerde görülen yoğun çırpınma ve bağırma sahneleri gerçek yaşamda çoğu zaman izlenmez.
Klasik Senaryo
Suda yüzen bir bireyin:
- Başını kısa sürelerle su yüzeyine çıkarabilmesi,
- Ardından hızla gözden kaybolması,
- Dik pozisyonda sessiz şekilde su altında kalması
Tipik boğulma senaryolarından biridir. Özellikle çocuk hastalarda bu süreç çok hızlı gelişebilir.
Neden Fark Edilmez?
Boğulma olaylarının çoğu:
- Birkaç dakika içinde,
- Sessiz şekilde,
- Çevrede kalabalık olsa bile
Gerçekleşebilir. Bu nedenle aktif gözetim ve erken farkındalık büyük önem taşır.
Erken Müdahalenin Önemi
2025 güncel yaklaşımına göre suda boğulmada en önemli faktör:
✅ Erken kurtarma
✅ Hızlı oksijenizasyon
✅ Erken ventilasyon desteği
✅ Hipoksinin hızlı düzeltilmesidir
Erken müdahale edilen hastalarda:
- Nörolojik hasar,
- ARDS,
- Kardiyak arrest,
- Mortalite
Belirgin şekilde azalabilmektedir.
Önlenebilir Bir Halk Sağlığı Sorunu
World Health Organization ve güncel resüsitasyon kılavuzları, suda boğulmanın büyük ölçüde önlenebilir olduğunu vurgulamaktadır.
Koruyucu önlemler:
- Yüzme eğitimi,
- Çocukların sürekli gözetimi,
- Can yeleği kullanımı,
- Alkol kullanımının önlenmesi,
- Güvenli yüzme alanlarının oluşturulması
Mortaliteyi azaltmada kritik öneme sahiptir.
Etiyoloji
Suda boğulma; kazara veya kasıtlı olarak suya ya da gaz değişimini bozarak dokuların oksijenlenmesini engelleyen sıvı ortamlara maruz kalma sonucu gelişir. Boğulma olayları tüm yaş gruplarında görülebilmekle birlikte, etiyoloji yaşa göre belirgin farklılıklar göstermektedir.
Bebekler ve Küçük Çocuklar
Bebeklerde boğulma çoğunlukla kazara meydana gelir ve genellikle:
- Küvet,
- Banyo kovası,
- Su dolu kaplar,
- Küçük havuzlar
Gibi ev içi ortamlarda gerçekleşir. Özellikle yaşamın ilk yıllarında birkaç santimetrelik su derinliği bile boğulma için yeterli olabilir. Güncel veriler, bebek ölümlerinin önemli kısmının yalnızca birkaç dakikalık gözetim eksikliği sırasında geliştiğini göstermektedir.
Küçük çocuklarda ise en sık neden yüzme havuzlarıdır. Havuz çevresinde uygun güvenlik önlemlerinin olmaması, açık bırakılan kapılar veya korumasız havuz alanları riski belirgin artırmaktadır.
Daha Büyük Çocuklar ve Adölesanlar
Bu yaş grubunda boğulma genellikle:
- Yüzme havuzları,
- Su parkları,
- Göl ve nehirler,
- Kontrolsüz açık su alanları
İle ilişkilidir. Yetersiz yüzme becerisi, riskli davranışlar ve gözetim eksikliği önemli risk faktörleridir.
Erişkinler
Erişkinlerde boğulma daha sık:
- Göl,
- Nehir,
- Deniz,
- Tekne kazaları,
- Su sporları
Sırasında görülmektedir. Alkol ve madde kullanımı erişkin boğulmalarında önemli katkıda bulunan faktörlerden biridir.
Ayrıca erişkin olgularda:
- Sığ suya dalma,
- Servikal travma,
- Kafa travması,
- Spinal yaralanmalar
Gibi eşlik eden travmatik mekanizmalar bulunabilir. Özellikle dalış sonrası gelişen servikal omurga yaralanmaları ciddi morbidite ve mortalite nedenidir.
Predispozan Faktörler
Suda boğulma riskini artıran durumlar:
- Alkol veya madde kullanımı,
- Epilepsi,
- Kardiyak aritmiler,
- Senkop,
- Hipotermi,
- Yorgunluk,
- Kötü hava koşulları,
- Yüzme bilmemek,
- Yetersiz gözetim
Olarak sıralanabilir.
Güncel Yaklaşım
2025 güncel yaklaşımında boğulma yalnızca bir “su kazası” değil; önlenebilir çevresel, davranışsal ve medikal risk faktörlerinin birleşimi olarak değerlendirilmektedir. Özellikle çocuklarda sürekli gözetim, havuz güvenliği, yüzme eğitimi ve alkol kullanımının önlenmesi mortaliteyi azaltmada kritik öneme sahiptir.
Epidemiyoloji
Suda boğulma, tüm dünyada önemli mortalite ve morbidite nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. Özellikle çocuklar, adölesanlar ve genç erişkinler arasında ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Güncel epidemiyolojik veriler, boğulma olgularının önemli kısmının önlenebilir nedenlere bağlı geliştiğini göstermektedir.
World Health Organization verilerine göre boğulma; özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde, çocuklar ve genç erişkinlerlerde önde gelen önlenebilir travmatik ölüm nedenlerinden biridir. Boğulma olgularının yarısından fazlası 25 yaş altındaki bireylerde görülmektedir.
Yaş Gruplarına Göre Risk
En yüksek risk grupları:
- 5 yaş altı çocuklar
- 15-29 yaş arası genç erkekler
Olarak bildirilmektedir.
5 Yaş Altı Çocuklar
Bu yaş grubunda boğulma genellikle:
- Yetersiz gözetim,
- Yüzme bilmemek,
- Ev içi su kaynakları,
- Havuz kazaları
İle ilişkilidir. Özellikle birkaç dakikalık gözetim eksikliği bile ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir.
Genç Erkek Erişkinler
15-29 yaş grubunda boğulmalar daha sık:
- Yüzme,
- Dalış,
- Su sporları,
- Alkol ilişkili aktiviteler,
- Riskli davranışlar
Sırasında görülmektedir. Erkeklerde boğulma oranı kadınlara göre belirgin şekilde daha yüksektir.
Dünya Genelinde Durum
Suda boğulma dünyanın hemen her bölgesinde görülmekle birlikte; özellikle açık su kaynaklarının yoğun olduğu bölgelerde ve güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu toplumlarda daha sık izlenmektedir.
Modern kılavuzlar boğulmayı:
✅ Önlenebilir
✅ Çevresel risklerle ilişkili
✅ Eğitimle azaltılabilir
Bir halk sağlığı problemi olarak tanımlamaktadır.
Türkiye’de Epidemiyoloji
Türkiye’de her yıl yaklaşık bin civarında kişi suda boğulma nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizin:
- Üç tarafının denizlerle çevrili olması,
- Göl ve akarsu sayısının fazla olması,
- Tarımsal sulama kanallarının yaygın kullanımı,
- Yaz aylarında yüzme aktivitelerinin artması
Boğulma riskini artıran önemli faktörlerdir.
Özellikle:
- Sulama kanalları,
- Kontrolsüz plajlar,
- Baraj gölleri,
- Akarsular
Yüksek riskli alanlar arasında yer almaktadır.
Mevsimsel Özellikler
Boğulma olgularının büyük kısmı yaz aylarında görülmektedir. Sıcak hava nedeniyle su aktivitelerinin artması bu durumun temel nedenidir.
Olguların önemli bölümü:
☀️ Haziran
☀️ Temmuz
☀️ Ağustos
Aylarında meydana gelmekte olup en sık görülen dönem genellikle ağustos ayıdır.
Kış Aylarında Boğulma
Kış döneminde ise boğulmalar daha çok:
- Kapalı havuzlar,
- Termal tesisler,
- Balıkçılık faaliyetleri,
- Baraj gölleri
İle ilişkilidir.
Patofizyoloji
Suda boğulma; sıvı ortam içerisinde kalma veya sıvıya batma sonucu gelişen solunum bozukluğu ve buna bağlı hipoksemi ile karakterize klinik bir süreçtir. Temel mekanizma, sıvının hava yollarına ulaşarak alveoler gaz değişimini bozması ve dokuların oksijenlenmesini engellemesidir. Güncel tanımlamalarda boğulma; ölüm, morbidite veya tam iyileşme ile sonuçlanabilen bir hipoksik süreç olarak kabul edilmektedir.
Boğulma Sürecinin Başlangıcı
Boğulma genellikle panik, nefes tutma, su yüzeyinde kalma çabası ve hava açlığı ile başlar. İlk aşamada kişi istemli olarak nefesini tutmaya çalışır. Ancak hiperkapni ve hipoksi ilerledikçe bu durum sürdürülemez hale gelir ve refleks inspiratuar çabalar ortaya çıkar.
Aspirasyon ve Laringospazm
Suyun orofarinks ve larenks ile teması sonrası refleks laringospazm gelişebilir. Bu durum başlangıçta akciğerlere su girişini sınırlasa da ventilasyonu bozarak ciddi hipoksemiye yol açar. Hipoksi derinleştikçe laringospazm çözülür ve çoğu olguda su aspirasyonu gelişir.
Aspirasyon sonrası sıvı distal hava yollarına ve alveollere ulaşarak gaz değişimini bozar. Bu süreçte surfaktan kaybı, alveoler kollaps, ventilasyon/perfüzyon uyumsuzluğu ve intrapulmoner şant gelişir. Sonuçta ciddi hipoksemik solunum yetmezliği ortaya çıkar.
Akciğerlerde Gelişen Değişiklikler
Suda boğulma sonrası akciğerlerde diffüz alveoler hasar, pulmoner ödem, alveoler kollaps, inflamasyon ve ARDS benzeri tablo gelişebilir. Aspirasyon miktarı arttıkça akciğer kompliyansı azalır, oksijenizasyon bozulur ve solunum işi artar.
Alveolo-kapiller membran geçirgenliğinin artması ve surfaktan kaybı, alveollerin açık kalmasını zorlaştırarak hipoksiyi derinleştirir. Aspirasyon sonrası gelişen inflamatuvar süreç de akciğer hasarını ağırlaştırabilir.
Hipoksi ve Asidoz
Boğulmadaki temel patofizyolojik olaylar hipoksi ve asidozdur. Suya batma sonucu gelişen apne, laringospazm ve aspirasyon; alveoler ventilasyonu bozarak hipoksemiye neden olur. Hipoksi ilerledikçe metabolik ve respiratuvar asidoz gelişir.
Uzamış hipoksi:
- Bilinç kaybı,
- Bradikardi,
- Kardiyak arrest,
- Çoklu organ hasarı
İle sonuçlanabilir. Özellikle beyin ve kalp hipoksiye en duyarlı organlardır.
Kardiyovasküler Etkiler
Hipoksiye bağlı başlangıçta taşikardi gelişebilirken ilerleyen dönemde bradikardi, hipotansiyon, aritmiler ve asistoli görülebilir. Çocuk hastalarda kardiyak arrest çoğunlukla hipoksik kökenlidir.
Tatlı Su ve Tuzlu Su Boğulması
Önceki literatürde tatlı su ve tuzlu su boğulmaları arasında belirgin farklar olduğu düşünülmekteydi. Tuzlu suun hipertonik yapısı alveollere sıvı çekerek pulmoner ödeme yol açarken; tatlı su aspire edildiğinde sıvı hızla intravasküler alana geçebilir ve elektrolit değişiklikleri oluşturabilir. Ancak güncel yaklaşımda bu ayrımın klinik yönetim açısından önemi azalmıştır. Temel problem hipoksemi ve aspirasyon ilişkili akciğer hasarıdır.
Boğulma Türleri
Geçmişte “ıslak boğulma” ve “kuru boğulma” gibi sınıflandırmalar kullanılmasına rağmen günümüzde bu terimler önerilmemektedir. Çünkü postmortem incelemelerde akciğerlerin tamamen suyla dolu olmadığı görülmüş ve klinik yaklaşım açısından anlamlı fark gösterilememiştir.
Aspirasyon Miktarı ve Elektrolit Değişiklikleri
Yaklaşık 3-4 mL/kg üzerindeki sıvı aspirasyonu alveolo-kapiller gaz değişimini bozarak PaO₂ düşüşüne ve hipoksiye neden olabilir. Aspirasyon miktarı arttıkça asidoz derinleşebilir. Ağır aspirasyonlarda elektrolit değişiklikleri gelişebilir. Tatlı su boğulmalarında hiponatremi; tuzlu su boğulmalarında ise hipernatremi ve hiperkloremi görülebilir.
Hipotermi
Boğulma vakalarında hipotermi sık görülür. Vücut sıcaklığının düşmesiyle kas koordinasyonu bozulur, bilinç değişiklikleri gelişir ve ciddi hipotermide ventriküler aritmiler ortaya çıkabilir. Özellikle çocuklarda hızlı gelişen hipotermi santral sinir sistemi üzerinde kısmi koruyucu etki gösterebilir.
2025 güncel yaklaşımında boğulma hastalarında temel hedef; erken oksijenizasyon, ventilasyon desteği, hipoksinin hızlı düzeltilmesi ve akciğer koruyucu tedavi stratejilerinin uygulanmasıdır.
Risk Faktörleri
Suda boğulma; çevresel, davranışsal ve medikal birçok risk faktörü ile ilişkilidir. Güncel verilere göre boğulma olgularının büyük kısmı önlenebilir nedenlere bağlı gelişmektedir. Özellikle çocuklar, genç erkek erişkinler, yüzme bilmeyen bireyler ve riskli davranışlarda bulunan kişiler yüksek risk altındadır.
Genel Risk Faktörleri
Suda boğulma riskini artıran başlıca faktörler şunlardır:
- Yetersiz yetişkin gözetimi
- Yüzme bilmeme
- Yüzme yeteneğinin olduğundan fazla değerlendirilmesi
- Risk alma davranışı
- Alkol ve madde kullanımı
- Panik atak
- Depresyon
- İntihar girişimi
- Hipotermi
- Doğal afetler
- Açık su kaynaklarında kontrolsüz aktiviteler
Özellikle çocuklarda birkaç dakikalık gözetim eksikliği bile ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir.
Dalış ile İlişkili Risk Faktörleri
Dalış sırasında görülen boğulmalarda aşağıdaki durumlar önemlidir:
- Sığ suya dalma
- Kafa travması
- Servikal spinal yaralanma
- Panik gelişmesi
- Yetersiz ekipman
- Kontrolsüz serbest dalış
- Hiperventilasyon
- Soğuk su maruziyeti
Travmatik yaralanmalar özellikle erişkin erkeklerde sık görülmektedir.
Dalış Öncesi Hiperventilasyonun Tehlikeleri
Dalış öncesi hiperventilasyon önemli ve çoğu zaman fark edilmeyen bir risk faktörüdür.
Hiperventilasyon sırasında kişi:
- Hızlı,
- Derin,
- Tekrarlayan
Nefesler alarak kandaki karbondioksit (CO₂) düzeyini düşürür.
Normalde nefes alma dürtüsünü belirleyen temel mekanizma oksijen düşüklüğü değil, kandaki CO₂ artışıdır. Hiperventilasyon sonrası CO₂ düzeyi azaldığı için kişi uzun süre nefes alma ihtiyacı hissetmeyebilir.
Bu durum başlangıçta:
✅ Konfor hissi
✅ Daha uzun dalış süresi
Sağlasa da ciddi risk taşır.
Shallow Water Blackout
Özellikle su yüzeyine çıkış sırasında basıncın azalmasıyla alveoler oksijen basıncı hızla düşebilir. Bu durum:
- Serebral hipoksi,
- Bilinç kaybı,
- Nöbet,
- Ani bayılma
İle sonuçlanabilir.
Bu tablo “shallow water blackout” olarak bilinmektedir ve özellikle yalnız dalış yapan kişilerde ölümcül olabilir.
Çocuklarda Risk Faktörleri
Bebekler
Bebeklerde boğulma çoğunlukla:
- Küvette,
- Banyo kovasında,
- Su dolu kaplarda
Gelişmektedir.
En önemli neden:
- Ebeveyn gözetim eksikliğidir.
Birkaç santimetrelik su derinliği bile boğulma için yeterli olabilir.
Daha Büyük Çocuklar
Çocuklarda boğulma genellikle:
- Yüzme havuzları,
- Süs havuzları,
- Sulama kanalları
İle ilişkilidir.
Özellikle:
- Açık bırakılan havuz kapıları,
- Yetersiz çit sistemleri,
- Erişilebilir havuz alanları
Riski belirgin artırmaktadır.
Erişkinlerde Risk Faktörleri
Erişkinlerde boğulma daha sık:
- Göl,
- Nehir,
- Deniz,
- Tekne aktiviteleri,
- Su sporları
Sırasında görülmektedir.
Alkol kullanımı erişkin boğulmalarında en önemli risk faktörlerinden biridir. Çalışmalarda suda boğulma olgularının yaklaşık yarısında alkol kullanımının rol oynadığı bildirilmektedir.
Alkol:
- Karar verme mekanizmasını bozar,
- Riskli davranışları artırır,
- Hipotermi riskini artırır,
- Koordinasyonu bozar.
Medikal Risk Faktörleri
Bazı hastalıklar boğulma riskini artırmaktadır:
- Epilepsi
- Kardiyak aritmiler
- Miyokard enfarktüsü
- Senkop
- İnme
- Hipoglisemi
- Psikiyatrik hastalıklar
Özellikle epilepsi hastalarında boğulma riski normal popülasyona göre belirgin yüksektir. Bu nedenle epileptik bireylerin su aktiviteleri sırasında yakın gözlem altında olması önerilmektedir.

Fizik Muayene
Suda boğulma hastalarının klinik prezentasyonu oldukça geniş bir spektrumda olabilir. Hastalar tamamen asemptomatik olabileceği gibi ağır hipoksik kardiyak arrest veya ölüm tablosunda da başvurabilirler. Klinik bulgular; su altında kalma süresi, aspire edilen sıvı miktarı, hipotermi derecesi ve gelişen hipoksinin şiddetine bağlı olarak değişiklik göstermektedir.
Boğulma hastalarında ilk yaklaşımda hava yolu, solunum, dolaşım ve nörolojik durum hızla değerlendirilmelidir. Özellikle hipoksi ve hipotermi mortaliteyi belirleyen temel faktörlerdir.
Genel Görünüm
Bu hastalar sıklıkla:
- Islak kıyafetli,
- Hipotermik,
- Ajite veya letarjik,
- Dispneik
Olarak başvurabilirler.
Ağır olgularda:
- Siyanoz,
- Bilinç kaybı,
- Kardiyak arrest,
- Rigor mortis
Görülebilir.
Uzun süre suda kalan hastalarda belirgin hipotermi gelişebilir.
Solunum Sistemi Bulguları
Boğulma hastalarında en sık etkilenen sistem solunum sistemidir. Hipoksemiye bağlı olarak:
- Taşipne,
- Yardımcı solunum kas kullanımı,
- Dispne,
- Ortopne,
- Apne
Gelişebilir.
Hastaların cildi ve mukozaları:
- Hipoksiye bağlı siyanoze,
- Gri,
- Soluk
Görünebilir.
Bazı hastalarda:
- Köpüklü balgam,
- Pembe köpüklü sekresyon,
- Hemoptizi
İzlenebilir.
Solunumlar düzensiz, yüzeyel veya iç çeker tarzda olabilir. Ağır hipoksik olgularda agonal solunum paterni görülebilir.
Akciğer Muayenesi
Aspirasyon ve alveoler hasara bağlı olarak akciğerlerde pulmoner ödem gelişebilir.
Oskültasyonda:
- Bilateral raller,
- Kaba inspiratuar ralleri,
- Wheezing,
- Azalmış solunum sesleri
Duyulabilir.
Ağır aspirasyon olgularında:
- Diffüz alveoler infiltrasyon,
- ARDS benzeri tablo,
- Ciddi hipoksemik solunum yetmezliği
Gelişebilir.
Pulmoner bulgular bazı hastalarda başlangıçta minimal olabilir ve saatler içinde kötüleşebilir. Bu nedenle başlangıç muayenesi normal olan hastalar dahi gözlem altında tutulmalıdır.
Kardiyovasküler Bulgular
Boğulma hastalarında gelişen hipoksi ve hipotermi kardiyovasküler sistemi ciddi şekilde etkileyebilir.
Erken dönemde:
- Taşikardi,
- Periferik vazokonstriksiyon
Görülürken ilerleyen hipoksik süreçte:
- Bradikardi,
- Hipotansiyon,
- Kardiyak output azalması,
- Aritmiler
Gelişebilir.
Ciddi hipotermide:
- Atriyal fibrilasyon,
- Ventriküler aritmiler,
- Ventriküler fibrilasyon,
- Asistoli
Ortaya çıkabilir.
Çocuk hastalarda kardiyak arrest çoğunlukla sekonder hipoksiye bağlı gelişmektedir.
Periferik dolaşım bozulduğunda:
- Kapiller geri dolum uzaması,
- Soğuk ekstremiteler,
- Zayıf nabızlar
İzlenebilir.
Nörolojik Bulgular
Hipoksinin derecesine bağlı olarak nörolojik bulgular geniş spektrum gösterebilir.
Hastalarda:
- Ajitasyon,
- Konfüzyon,
- Letarji,
- Somnolans,
- Bilinç kaybı,
- Nöbet
Görülebilir.
Glasgow Koma Skalası prognoz açısından önemlidir.
Uzamış hipoksi sonrası:
🧠 Diffüz hipoksik beyin hasarı
🧠 Pupiller anormallikler
🧠 Deserebre/deskortike postür
Gelişebilir.
Hipotermi Bulguları
Boğulma hastalarının önemli kısmında hipotermi bulunur.
Hipotermi derecesine göre:
- Titreme,
- Koordinasyon bozukluğu,
- Bradikardi,
- Mental durum değişikliği,
- Aritmi
Gelişebilir.
İleri hipotermide metabolizma yavaşladığı için vital bulgular belirgin baskılanabilir.
Travmatik Bulgular
Özellikle:
- Dalış,
- Tekne kazası,
- Sığ suya atlama
Öyküsü olan hastalarda servikal travma mutlaka dışlanmalıdır.
Bu hastalarda:
- Servikal hassasiyet,
- Nörolojik defisit,
- Kafa travması,
- Spinal yaralanma
Araştırılmalıdır.
Klinik İzlem
Boğulma hastalarında fizik muayene başlangıçta hafif olabilir ancak klinik tablo saatler içinde kötüleşebilir. Özellikle pulmoner ödem ve ARDS gelişimi gecikmeli ortaya çıkabileceğinden yakın gözlem önemlidir.
2025 güncel yaklaşımına göre:
✅ Seri vital bulgu takibi
✅ Pulse oksimetri
✅ Nörolojik değerlendirme
✅ Solunum muayenesinin tekrarlanması
Erken kötüleşmenin saptanması açısından kritik öneme sahiptir.
Laboratuvar
Suda boğulma hastalarında laboratuvar değerlendirmesi; hipoksi derecesini, ventilasyon durumunu, eşlik eden metabolik bozuklukları ve organ hasarını değerlendirmek amacıyla yapılır. Ancak ölümcül olmayan boğulma vakalarında laboratuvar bulguları çoğu zaman spesifik değildir ve elektrolit düzeyleri genellikle normal sınırlarda bulunur.
Geçmişte tatlı su ve tuzlu su aspirasyonunun belirgin elektrolit değişikliklerine yol açtığı düşünülse de, güncel çalışmalar bu değişikliklerin klinik olarak çoğu hastada anlamlı olmadığını göstermektedir. Elektrolit anormallikleri özellikle masif aspirasyon gelişen olgularda görülebilir ancak nadirdir.
Neler istenmeli:
- Kan gazı
- Hemogram
- Geniş biyokimya
- Kardiyak enzimler
- INR
Kan Gazı Analizi
Arteriyel kan gazı değerlendirmesi en önemli laboratuvar incelemelerinden biridir.
Kan gazında:
- Hipoksemi,
- Hiperkapni,
- Metabolik asidoz,
- Respiratuvar asidoz
Görülebilir.
Hipoksinin şiddetine bağlı olarak:
- PaO₂ düşer,
- Laktat yükselir,
- pH azalır.
Ciddi olgularda kombine metabolik ve respiratuvar asidoz gelişebilir.
Elektrolitler
Çoğu ölümcül olmayan boğulma olgusunda:
- Sodyum,
- Potasyum,
- Klor,
- Kalsiyum
Düzeyleri normaldir.
Masif aspirasyon gelişen nadir olgularda:
- Tatlı su aspirasyonunda hiponatremi,
- Tuzlu su aspirasyonunda hipernatremi ve hiperkloremi
Görülebilir.
Ancak modern yaklaşımda bu farklılıkların klinik yönetim açısından önemi sınırlıdır.
Tam Kan Sayımı
Tam kan sayımında:
- Hemokonsantrasyon,
- Lökositoz
İzlenebilir.
Lökositoz çoğu zaman stres yanıtına bağlıdır ve tek başına enfeksiyon göstergesi değildir.
Biyokimya
Hipoksiye bağlı olarak:
- Laktat yüksekliği,
- Böbrek fonksiyon bozukluğu,
- Karaciğer enzim yüksekliği
Gelişebilir.
Uzamış hipoksi ve şok durumlarında çoklu organ disfonksiyonu görülebilir.
Kardiyak Değerlendirme
Hipoksi ve hipotermiye bağlı kardiyak etkiler nedeniyle:
- Troponin,
- CK,
- CK-MB
Yüksekliği gelişebilir.
Aritmi şüphesi olan hastalarda EKG değerlendirmesi mutlaka yapılmalıdır.
Koagülasyon Parametreleri
Ağır hipotermi ve uzun süreli hipoksi durumlarında:
- Koagülopati,
- INR yüksekliği,
- Trombosit disfonksiyonu
Gelişebilir.
Enfeksiyon ve Kültürler
Rutin profilaktik antibiyotik önerilmemektedir. Ancak:
- Kontamine su aspirasyonu,
- Kanalizasyon suyu maruziyeti,
- Belirgin pnömoni bulguları
Olan hastalarda enfeksiyon açısından değerlendirme yapılmalıdır.
Bu olgularda:
- Balgam kültürü,
- Kan kültürü
İstenebilir.
Radyoloji
Suda boğulma hastalarında radyolojik görüntüleme; aspirasyon ilişkili akciğer hasarı, pulmoner ödem, ARDS gelişimi ve eşlik eden travmatik yaralanmaların değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Ancak güncel 2025 yaklaşımına göre tüm boğulma hastalarında rutin görüntüleme gerekli değildir.
Başlangıç radyolojik bulguları klinik tablo ile her zaman korele olmayabilir. Özellikle hafif semptomlu veya tamamen asemptomatik hastalarda erken dönem akciğer grafisi normal olabilir. Bu nedenle görüntüleme kararı klinik değerlendirme temel alınarak verilmelidir.
Akciğer Grafisi
Akciğer grafisi özellikle:
- Hipoksemi,
- Dispne,
- Taşipne,
- Anormal akciğer oskültasyonu,
- Aspirasyon şüphesi,
- Devam eden öksürük,
- Köpüklü sekresyon,
- Mekanik ventilasyon gereksinimi
Olan hastalarda önerilmektedir.
Başlangıç akciğer grafisi bazı hastalarda normal olabilir. Pulmoner infiltratlar ve ödem saatler içerisinde progresyon gösterebilir. Bu nedenle klinik kötüleşme gelişen hastalarda seri görüntüleme gerekebilir.
Akciğer grafisinde görülebilecek bulgular:
- Bilateral alveoler infiltrasyon,
- Diffüz ground-glass opasiteler,
- Pulmoner ödem,
- Perihiler opasiteler,
- ARDS benzeri yaygın infiltrasyonlar
Şeklindedir.
Radyolojik infiltrasyonların yaygınlığı her zaman prognozu göstermez. Klinik değerlendirme ve oksijenizasyon durumu daha önemlidir.

Toraks Bilgisayarlı Tomografi (BT)
Toraks BT rutin olarak gerekli değildir. Ancak:
- Ağır hipoksemi,
- ARDS şüphesi,
- Travma,
- Komplike aspirasyon,
- Ayırıcı tanı gereksinimi
Olan hastalarda kullanılabilir.
BT’de:
- Bilateral ground-glass opasiteler,
- Diffüz alveoler infiltrasyon,
- Konsolidasyon alanları,
- Aspirasyon pnömonisi,
- Pulmoner ödem
İzlenebilir.
Özellikle ciddi aspirasyon olgularında BT, akciğer hasarının yaygınlığını değerlendirmede daha duyarlıdır.
Servikal Görüntüleme
Aşağıdaki durumlarda servikal travma mutlaka dışlanmalıdır:
- Sığ suya dalma,
- Kafa travması,
- Bilinç kaybı,
- Nörolojik defisit,
- Servikal hassasiyet
Bu hastalarda servikal BT görüntüleme gerekebilir.
Beyin Görüntüleme
Uzamış hipoksi veya travma şüphesinde:
- Kraniyal BT,
- Gerektiğinde MRG
Değerlendirmesi yapılabilir.
Hypoksik beyin hasarı erken dönemde BT’de normal olabilir.
Ultrasonografi
Güncel kritik bakım pratiğinde akciğer ultrasonografisi giderek daha fazla kullanılmaktadır.
Akciğer USG’de:
- B-line artışı,
- Interstisyel ödem,
- Alveoler sıvı birikimi,
- Konsolidasyon
Saptanabilir.
Yatak başı ultrasonografi özellikle kritik hastalarda hızlı değerlendirme açısından yararlıdır.
Tedavi

Suda boğulma olgularında acil çağrı sisteminin erken aktive edilmesi, hızlı kurtarma ve uygun resüsitasyon uygulamalarının gecikmeden başlatılması mortaliteyi ve nörolojik sekelleri belirgin şekilde azaltmaktadır. Güncel yaklaşımda temel hedef; hipoksinin hızlı düzeltilmesi, yeterli oksijenizasyonun sağlanması ve sekonder organ hasarının önlenmesidir.
Yetişkin boğulma hastalarında özellikle:
- Alkol kullanımı,
- Madde kullanımı,
- Travma öyküsü,
- Epilepsi,
- Kardiyak olaylar
Mutlaka sorgulanmalıdır.
Boğulma hastalarının yönetimi genel olarak üç aşamada değerlendirilir:
- Hastane öncesi bakım ve akut müdahaleler
- Acil servis yönetimi
- Yatan hasta ve yoğun bakım yönetimi
2025 güncel yaklaşımına göre boğulma yönetimine ilişkin yüksek kaliteli randomize çalışmalar sınırlıdır. Mevcut öneriler çoğunlukla gözlemsel çalışmalar, resüsitasyon kılavuzları ve klinik deneyimlere dayanmaktadır.
Hastane Öncesi Yaklaşım

Suda boğulmalarda sağ kalım zinciri beş halkadan oluşmaktadır:
- Suda gerekli önlemlerin alınması (can yeleği gibi)
- Sıkıntının önceden tanınması
- Kurbanı su üzerinde tutma (can simidi gibi)
- Sudan çıkarma
- Tıbbi müdahale
Ölümcül olmayan boğulmalarla ilişkili en büyük morbidite ve mortalite, doku hipoksisine, özellikle de serebral hipoksiye bağlıdır. Bu nedenle resüsitasyon sürecindeki en büyük öncelik hipoksiyi hızlı bir şekilde düzeltmektir. Resüsitasyon işleminin hızlı başlanması ve mutlaka kurtarıcı soluklar ile başlatılması gereklidir. Bu bağlamda suda boğulma olgularında yapılması gereken en önemli işlem, mağdurun su içinden hızlı bir biçimde çıkarılmasını sağlamaktır. Eğer mağdur bilincini kaybetmediyse can simidi, ip veya tahta gibi cisimlere tutunarak ortamdan uzaklaştırılmaya çalışılmalıdır.
Etrafta bulunan kişiler ve sağlık personeli suda kurtarma konusunda yeterli eğitime và yüzme kabiliyetine sahip değilse kesinlikle suya girilmemelidir. Eğer suya girilmesi gerekiyorsa su araçları kullanılması önerilir. Eğitimsiz kişilerin suya girerek kazazedeyi kurtarmaya çalışmaları ikincil boğulma olaylarının görülmesine yol açabilir. Eğer mağdur bilincini kaybettiyse ventilasyon (soluk verme) kurtarıcı, sığ suya veya sabit bir yüzeye (tekne, kara vb.) ulaşır ulaşmaz başlanmalıdır. Eğer hasta karaya uzak mesafedeyse su içerisinde resüsitasyon (SİR) uygulanması faydalı olabilir, ancak bu konuda yeterli bilgi mevcut değildir. Hastanın güvenli CPR yapılacak bir ortama taşınması öncelikli olmalıdır ve bunun için zaman kaybedilmemelidir.
Su içindeki resüsitasyon sadece ventilasyondan ibaret olmalıdır çünkü sabit bir yüzey olmadığı için etkili göğüs kompresyonu sağlanamaz. Yeterli eğitimi olan kurtarıcılar su içi resüsitasyonu 5 kurtarıcı soluk ile başlatmalıdır. Su içinde kardiyak kompresyon uygulanmamalıdır, çünkü etkisiz olacaktır ve asıl sorun olan hipoksemi ve hipoksinin tedavi edilmesine yönelik yoğunlaşılmalıdır.
Karaya veya sabit bir yüzeye ulaşır ulaşmaz hastanın solunumu ve dolaşımı tekrar değerlendirilmelidir. Hasta nefes almıyor veya nabzı alınamıyorsa ya da nabzın varlığından emin olunamıyorsa vakit kaybetmeden resüsitasyona başlanmalı ve 30:2 ve standart TYD veya İYD algoritmalarına devam edilmelidir.
Resüsitasyonun başında havayolu açıklığının sağlanması ve oksijenizasyon öncelikli olmalıdır. Kardiyak arrest hastasında, geleneksel ABC modeline uygun şekilde göğüs kompresyonuna ek olarak pozitif basınçlı ventilasyon sağlanmalıdır. Eğer ileri hava yolu sağlanmışsa her 6-8 saniyede bir aralıklı nefes verilmeli ve göğüs kompresyonu sürekli olmalıdır. Eğitimi olmayan kurtarıcılar için herhangi bir müdahalede bulunmamaktansa yalnızca göğüs kompresyonu yapmak tercih edilebilir.
Boğulma hastalarına resüsitasyon yapılırken en kısa sürede mümkün olan en yüksek konsantrasyonda oksijen başlanmalıdır. Solunum sıkıntısı çeken veya arrest hastalarda pasif ventilasyon yerine pozitif basınçlı ventilasyon tercih edilmelidir ve ağızdan ağıza solunum yerine balon-valf maskesi kullanılmalıdır. İleri yaşam desteğinde ise standart kılavuza uygun algoritmalar kullanılmalı ve otomatik harici defibrilatör (OED) uygulanmalıdır.
Boğulmuş hastalarda genellikle asistoli görülmektedir, nadiren ventriküler taşikardi veya ventriküler fibrilasyon görülebilir. Bu yüzden OED bulma çabası, hastanın havayolu açıklığını ve oksijenizasyonunu sağlamanın önüne geçmemelidir. OED ıslak ortamlarda kullanılabilir, bu konuda bir kontraendikasyon yoktur. Ancak 112 personeli tarafından hastanın monitörizasyonu sağlanıp defibrilasyon işlemi yapılacaksa defibrilasyon öncesi hastanın göğsü mutlaka kurulanmalıdır.
Rutin servikal omurga immobilizasyonu önerilmektedir. Eğer suda boğulmanın sebebi travma (örneğin sığ suya dalış) veya su sporları gibi yüksek enerjili aktivitelerse servikal yaralanma ihtimali göz önünde bulundurularak servikal immobilizasyon sağlanmalıdır.
Spontan solunum yapan hastalar için yüksek akışlı oksijen (%100) başlanmalıdır. Acil entübasyon gerektirmeyen semptomatik hastalarda SpO2’yi %94’ün üzerinde tutmak hedeflenmelidir. Solunum sıkıntısı çeken veya nörolojik bozulma belirtileri veya hava yolunu koruyamayan, oksijen satürasyonu %90’ın altında kalan olgular entübe edilmelidir. Vücut sıcaklığı <33ºC olan hipotermik hastalar için yeniden ısıtma girişimleri mümkün olduğunca pasif veya aktif yollarla başlatılmalıdır.

Uyarı – Önlemler
- Heimlich manevrası veya akciğerlerden suyu uzaklaştırmaya yönelik diğer postural drenaj tekniklerinin boğulma olaylarında kanıtlanmış bir değeri olmadığı için uygulanmaması gerektiği ve kurtarıcı solunumun geciktirilmemesi gerektiği vurgulanmalıdır. Ayrıca hipotermik hastalarda göğüs kompresyonlarına başlamadan önce dikkatli bir nabız değerlendirmesi yapılmalı, çünkü hipoglisemi ve hipotermi hastaların kardiyovasküler yanıtlarını değiştirebilir.
- Boğulma sonrası hastalar hayatı tehdit eden aritmilerle başvurabileceği için bu aritmilerin protokollerine uygun şekilde tedavi edilmesi önemlidir. Özellikle kalp durması durumu varsa acil kardiyak resüsitasyon (CPR) derhal başlatılmalıdır.
- Ayrıca CPAP (sürekli pozitif hava yolu basıncı) veya BPAP (iki düzeyli pozitif hava yolu basıncı) kullanımı, boğulma sonrası oksijenasyonun iyileştirilmesi ve ventilasyon-perfüzyon uyumsuzluğunun azaltılmasına yardımcı olabilir. Bu cihazlar akciğerlerdeki havalanmayı destekleyerek hastanın oksijen seviyelerini iyileştirmeyi hedefler. Ancak pozitif hava yolu basıncının intratorasik basıncı artırması nedeniyle hipotansiyon riski taşıyan hastaların dikkatli izlenmesi gerekmektedir.
- Son olarak boğulma sonrası hastalarda glukoz ölçümü yapılması, hipogliseminin sıklıkla göz ardı edilen bir durum olabileceği ve bunun tedavi edilmesinin hastanın durumunun iyileşmesine katkı sağlayabileceği unutulmamalıdır.
Acil Servis
Hastane öncesi resüsitatif müdahalelere acil serviste devam edilmeli ve hava yolu güvence altına alınmalıdır. Ölümcül olmayan boğulma kurbanlarının çoğu, hastalığın ciddiyeti veya klinik bozulma endişesi nedeniyle hastaneye kaldırılmaktadır.
Hastalar tam monitörize edilmeli, vital bulgular izlenmeli, oksijen satürasyonu, end tidal karbondioksit oranı ve kardiyak takip yapılmalıdır.
Hafif Solunum Sıkıntısı Çeken veya Hava Yollarını Koruyan Entübasyon İhtiyacı Olmayan Hastalar
Hafif solunum sıkıntısı çeken veya hava yollarını koruyan, entübasyon gerektirmeyen hastalarda semptomatik hastalarda SpO2’nin %94’ün üzerinde tutulması için ek oksijen sağlanmalıdır. Oksijen satürasyonu 94-98 aralığında olacak şekilde titrasyon yapılmalıdır. Eğer satürasyon güvenli bir şekilde ölçülemiyorsa hızlıca kan gazı değerlendirmesi yapılmalıdır. Oksijen seviyesi %94’ün üzerinde, 94-98 aralığında tutulmalı, PaO2 basıncı ise 75-100 mmHg arasında hedeflenmelidir.
Resüsitasyon sırasında regürjitasyon ve aspirasyon riski göz önünde bulundurulmalı; gelişmesi durumunda mide içeriği hızla solunum yollarından uzaklaştırılmalıdır. Regürjitasyon olasılığına karşı erken entübasyon düşünvelidir. Ağızdan gelen köpüğün temizlenmesi genellikle faydasızdır. Eğer gastrik içerik ve köpük ventilasyonu engelliyorsa hasta yan yatırılmalı ve mümkünse aspiratör ile temizlenmelidir.
Hızlıca damar yolu açılmalı ve sıvı desteği sağlanmalıdır. Hastalarda glukoz ölçümü yapılmalı, ayrıca yetişkin hastalarda alkol veya madde intoksikasyonu açısından değerlendirme yapılmalıdır. EKG çekilmeli ve değerlendirilmelidir.
Solunum sıkıntısı olan hastalarda aşağıdaki tetkikler istenmelidir:
- Kan gazı
- Akciğer grafisi
- Hemogram
- Geniş biyokimya paneli
Ayrıca sürekli pozitif hava yolu basıncı (CPAP) veya iki düzeyli pozitif hava yolu basıncı (BiPAP) ile noninvaziv pozitif basınçlı ventilasyon, oksijenasyonu iyileştirebilir ve ventilasyon-perfüzyon uyumsuzluğunu azaltabilir. Pozitif hava yolu basıncı uygulanan hastalarda intratorasik basıncın arttığı ve olası hipotansiyon nedeniyle dikkatli izlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Hipotermi durumunda vücut sıcaklığı <35°C ise hastanın ısıtılması sağlanmalıdır. Hipotermik hastalarda ıslak giysiler çıkarılmalı ve ısıtma işlemi başlatılmalıdır. Hipoterminin nöroprotektif etkileri göz önüne alındığında hipotermik hastalarda resüsitasyon süresi uzatılmalı ve hastanın vücut sıcaklığı 32-35°C’ye ulaşana kadar sürdürülmelidir.
Rutin servikal omurga immobilizasyonu önerilmektedir. Ancak travma öyküsü (örneğin sığ suya dalma) veya yaralanma belirtileri varsa servikal kollarda önlem alınmalı ve gerekli tetkikler yapılmalıdır.
Suda Boğulmada NİMV (CPAP/BPAP) Yaklaşımı
Suda boğulma sonrası gelişen hipoksemik solunum yetmezliğinde, entübasyon gereksinimi olmayan ve hava yolunu koruyabilen hastalarda NİMV oldukça etkili olabilir. Özellikle pulmoner ödem ve alveoler kollaps gelişen olgularda oksijenizasyonu hızla düzeltebilir.
NİMV İçin Uygun Hasta Kimdir?
Aşağıdaki özellikleri taşıyan hastalarda düşünülebilir:
- Bilinci açık (GKS genellikle ≥ 13)
- Hava yolunu koruyabiliyor
- Sekresyonunu yönetebiliyor
- Hemodinamik stabil
- Hafif-orta solunum sıkıntısı mevcut
- Hipoksemi var ancak ciddi hiperkapni yok
- Solunum eforu artmış
- Entübasyon gerektirecek ağır tablo yok
NİMV Verilmemesi Gereken Durumlar
Aşağıdaki durumlarda entübasyon ön planda düşünülmelidir:
- GKS düşük / bilinç bozukluğu
- Kusma ve aspirasyon riski
- Şiddetli ajitasyon veya kooperasyon bozukluğu
- Solunum arresti
- Şok / ağır hipotansiyon
- Ciddi hiperkapni ve tükenme
- Koruyucu reflekslerin kaybı
Hangi Mod Seçilmeli?
İlk Tercih: CPAP
Suda boğulmada temel problem genellikle:
- Alveoler kollaps
- Pulmoner ödem
- Şant fizyolojisi
- Hipoksemi
Olduğu için çoğu hastada ilk tercih CPAP olmalıdır.
CPAP alveolleri açar, fonksiyonel rezidüel kapasiteyi artırır ve oksijenizasyonu düzeltir.
CPAP Başlangıç Ayarları

İlgili Yazı
Detaylı anlatıma buradan erişebilirsiniz.
Solunum Sıkıntısı Çeken veya Hava Yollarını Koruyamayan
Solunum sıkıntısı çeken veya hava yollarını koruyamayan, nörolojik bozulma belirtileri gösteren hastalar, yüksek akışlı oksijen iletim sistemi veya invaziv olmayan ventilasyon kullanılmasına rağmen PaO2’nin 60 mmHg’nin altında veya oksijen satürasyonu (SpO2) %90’ın altında ise entübe edilmelidir.

İYD tedavisinde erken entübasyon önerilmektedir. Nabız kontrolü her zaman başarılı olmayabileceği için ETCO2 takibi önerilen uygulamalar arasındadır.
Entübe olan hastalara gastrik dekompresyon uygulanmalıdır. Ölümcül olmayan boğulma hastalarında, pasif sıvı geçişinden kaynaklanan mide şişkinliğini gidermek için orogastrik tüp yerleştirilmelidir.
Serebral oksijen tüketimini ve kan akışını artıran nöbet aktiviteleri agresif bir şekilde kontrol edilmelidir. Sedatif olmayan antikonvülsanlar (örneğin fenitoin), bilinci baskılamadığı için tercih edilir ve nörolojik değerlendirmeyi zorlaştırmaz. Nöromüsküler blokajdan mümkünse kaçınılmalıdır, çünkü bu ajanlar nörolojik belirtileri maskeleyebilir.
Hem hipoglisemi hem de hiperglisemi beyne zarar verebilir; bu nedenle öglisemi titizlikle korunmalıdır. Hipervolemiyi önlemek için diüretikler kullanılabilir, ancak hacim azalmasının kalp debisini ve serebral perfüzyonu olumsuz etkileyebileceği için dikkatli olunmalıdır.
Profilaktik antibiyotiklerin rutin kullanımı şu anda önerilmemektedir. Ancak hastada enfeksiyon belirtileri veya semptomları gelişirse veya kurbanın aşırı derecede kontamine suya batmış olması durumunda antibiyotikler kullanılabilir. Ölümcül olmayan boğulmayı takiben pnömoni gelişirse Aeromonas, Pseudomonas ve Proteus gibi su kaynaklı patojenlerle enfeksiyon düşünülmelidir.
Glukokortikoidlerin rutin kullanımı, ölümcül olmayan boğulma kurbanlarında desteklenen bir tedavi değildir. Ayrıca ciddi şekilde stabil olmayan hastalarda ekstrakorporeal membran oksijenasyonu (ECMO) düşünülebilir, ancak bu tedavi için yüksek kaliteli kanıtlar eksiktir.
Terapötik hipotermi, ölümcül olmayan boğulmayı takiben resüsitasyon sonrası dönemde tartışmalı bir tedavi seçeneği olarak kalmaktadır. Terapötik (indüklenmiş) hipoterminin kullanımıyla ilgili yüksek kaliteli kanıt bulunmamaktadır. Birçok vaka serisi, terapötik hipotermi uygulandıktan sonra belirgin bir iyileşme olmadığını bildirmiştir. Ayrıca nöbet eşiğini düşürdüğü için hipertermiden kaçınılmalıdır.
Yakın serebral herniyon tehlikesi olan hastalar için hiperventilasyon akut bir önlem olarak intrakraniyal kan hacmini azaltarak intrakraniyal basıncı düşürebilir. Ancak uzun süreli hiperventilasyondan kaçınılmalıdır çünkü bu durum vazokonstriksiyona, serebral kan akışının azalmasına ve serebral iskeminin kötüleşmesine yol açabilir.
Bilinçsiz ölümcül olmayan boğulma kurbanlarında barbitüratlar ve kontrollü hipotermi kullanımı, 1979’da çocuklarda mortalite ve nörolojik morbiditeyi azalttığı bildirilmişti. Ancak sonraki yıllarda yapılan çalışmalarda bu tedavilerin faydalı olmadığı gösterilmiştir. Örneğin komada olan boğulmuş 31 çocuk üzerinde yapılan bir çalışmada, hafif hipotermi ile tedavi edilenlerle hafif hipotermi artı pentobarbital ile tedavi edilenler arasında sonuç farkı gözlemlenmemiştir.
Tekrarlanan göğüs radyografileri, pulmoner tutulumun ciddiyetini yansıtmayabilir ve yalnızca artan solunum sıkıntısı, azalan nabız oksimetresi veya hiperkarbi belirti ve semptomları durumunda yapılmalıdır. Bronkospazm, ölümcül olmayan boğulma kurbanlarında sık görülür ve yönetimi akut astım tedavisi ile benzer şekilde yapılır. Çoğu vaka inhale beta-adrenerjik agonistlerle hızla düzelir.
Sürfaktan tedavisine dair vaka raporları olsa da ölümcül olmayan boğulma mağdurlarında bu tedavi ile ilgili yüksek kaliteli kanıt bulunmamaktadır ve sürfaktan tedavisinin pulmoner fonksiyonu iyileştirdiği yönünde herhangi bir güvenilir sonuç bulunmamaktadır.
Entübasyon Endikasyonları
- GKS düşük
- Hava yolu korunamıyor
- Persistan hipoksemi
- Ağır solunum sıkıntısı
- Solunum arresti
- Aspirasyon riski
- Şiddetli ajitasyon / tükenme

Mekanik Ventilasyon Ayarları
Hangi Mod?
İlk tercih:
V-AC (Volume Assist Control)
Veya
PRVC
Çünkü:
- Tidal volüm kontrolü sağlar
- Akciğer koruyucu ventilasyona uygundur
- Başlangıç yönetimi daha kolaydır
Başlangıç Ventilatör Ayarları
Akciğer Koruyucu Ventilasyon
Hasta Takibi
Semptomatik suda boğulma hastalarının hastaneye yatırılarak yakın izlenmesi önerilmektedir. Boğulma sonrası gelişen hipoksi; solunum sistemi, santral sinir sistemi ve kardiyovasküler sistem başta olmak üzere birçok organı etkileyebilir. Bu nedenle takip sürecinde temel amaç; hipoksinin düzeltilmesi, sekonder organ hasarının önlenmesi ve gelişebilecek komplikasyonların erken tanınmasıdır.
Boğulma hastalarında klinik durum başlangıçta stabil görünse bile saatler içerisinde pulmoner ödem, ARDS veya nörolojik kötüleşme gelişebileceği unutulmamalıdır. Özellikle hipoksemi, anormal akciğer oskültasyonu, bilinç değişikliği veya radyolojik infiltrasyonu olan hastalar monitorize edilmelidir.
Servikal omurga yaralanması düşünülmeyen hastalarda hasta sırtüstü yatırılabilir ve yatağın başının yaklaşık 30 derece yükseltilmesi önerilmektedir. Bu yaklaşım venöz dönüşü düzenleyerek serebral ödem gelişme riskini azaltabilir ve ventilasyonu kolaylaştırabilir. Ancak:
- Sığ suya dalma,
- Travma öyküsü,
- Nörolojik defisit,
- Servikal hassasiyet
Varlığında servikal yaralanma mutlaka dışlanmalıdır.
Solunum Takibi
Boğulma sonrası takipte en önemli sistem solunum sistemidir. Hastalarda:
- Pulse oksimetri,
- Solunum sayısı,
- Arteriyel kan gazı,
- Akciğer oskültasyonu
Yakın takip edilmelidir.
Pulmoner ödem ve ARDS gelişimi gecikmeli ortaya çıkabileceğinden seri klinik değerlendirme önemlidir. Hipoksemik hastalarda oksijen tedavisi sürdürülmeli, gerektiğinde:
- Yüksek akımlı oksijen,
- CPAP/BPAP,
- İnvaziv mekanik ventilasyon
Uygulanmalıdır.
Mekanik ventilasyon gereken hastalarda düşük tidal volüm ve uygun PEEP ile akciğer koruyucu ventilasyon stratejisi önerilmektedir.
Hemodinamik Takip
Hipoksi, hipotermi ve asidoz kardiyovasküler sistemi etkileyebilir. Bu nedenle:
- Kalp ritmi,
- Kan basıncı,
- Periferik perfüzyon,
- İdrar çıkışı
İzlenmelidir.
Aritmi gelişen hastalarda standart ileri yaşam desteği algoritmaları uygulanmalıdır.
Nörolojik Takip
Nörolojik değerlendirme prognoz açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle:
- Glasgow Koma Skalası,
- Pupil muayenesi,
- Bilinç düzeyi,
- Nöbet varlığı
Yakın takip edilmelidir.
Uzamış hipoksi sonrası hipoksik iskemik beyin hasarı gelişebilir. Kafa içi basınç artışı bazı ağır olgularda görülebilse de, rutin invaziv kafa içi basınç monitorizasyonunun prognozu iyileştirdiğine dair yeterli kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle agresif nörolojik monitorizasyon yalnızca seçilmiş hastalarda uygulanmaktadır.
Hipotermi Yönetimi
Boğulma hastalarında hipotermi sık görülmektedir. Hastanın vücut sıcaklığı yakın izlenmeli ve gerektiğinde:
- Pasif yeniden ısıtma,
- Aktif eksternal ısıtma,
- Isıtılmış intravenöz sıvılar
Uygulanmalıdır.
Ciddi hipotermide aritmi riski nedeniyle dikkatli monitörizasyon gereklidir.
Sıvı ve Elektrolit Yönetimi
Boğulma hastalarında elektrolit bozuklukları genellikle hafiftir ancak ağır aspirasyon olgularında gelişebilir. Hastalarda:
- Elektrolitler,
- Böbrek fonksiyonları,
- Glukoz,
- Laktat
İzlenmelidir.
Sıvı tedavisi dikkatli uygulanmalıdır çünkü aşırı sıvı yüklenmesi pulmoner ödemi artırabilir.
Enfeksiyon ve Komplikasyon Takibi
Kontamine su aspirasyonu olan hastalarda:
- Aspirasyon pnömonisi,
- Sepsis,
- ARDS
Gelişebilir.
Ancak rutin profilaktik antibiyotik kullanımı önerilmemektedir. Antibiyotik tedavisi klinik enfeksiyon bulgularına göre planlanmalıdır.
Yoğun Bakım Gereksinimi
Aşağıdaki durumlarda yoğun bakım takibi gerekebilir:
- Persistan hipoksemi,
- Mekanik ventilasyon ihtiyacı,
- ARDS,
- Kardiyak arrest sonrası durum,
- Ciddi hipotermi,
- Nörolojik bozulma,
- Hemodinamik instabilite
2025 güncel yaklaşımına göre boğulma sonrası takipte temel prensipler:
- Hipoksinin hızlı düzeltilmesi,
- Yakın solunum monitorizasyonu,
- Nörolojik değerlendirme,
- Komplikasyonların erken tanınması,
- Organ destek tedavilerinin zamanında uygulanması
Olarak kabul edilmektedir.
Prognoz
Suda boğulma hastalarında prognoz; hipoksinin süresi, su altında kalma zamanı, erken resüsitasyonun başlanma süresi ve nörolojik hasarın derecesi ile yakından ilişkilidir. Güncel çalışmalarda prognoz değerlendirmesi çoğunlukla gözlemsel çalışmalar ve vaka serilerine dayanmaktadır. Özellikle erken oksijenizasyon ve ventilasyon desteği sağlanan hastalarda nörolojik iyileşme şansı belirgin olarak artmaktadır.
Boğulma sonrası mortalite ve nörolojik sekellerin temel belirleyicisi serebral hipoksinin süresidir. Hipoksi uzadıkça geri dönüşümsüz beyin hasarı gelişme riski artmaktadır.
Kötü prognoz ile ilişkili en önemli faktörlerden biri su altında kalma süresidir. Özellikle 5 dakikadan uzun süre su altında kalma; ciddi hipoksik beyin hasarı, çoklu organ disfonksiyonu ve mortalite riskinde belirgin artış ile ilişkilidir. Su altında kalma süresi uzadıkça sağkalım oranı düşmektedir.
Etkili temel yaşam desteğinin gecikmesi de prognozu belirgin şekilde etkilemektedir. İlk 10 dakika içerisinde etkili ventilasyon ve resüsitasyon başlanamayan hastalarda kötü nörolojik sonuçlar daha sık görülmektedir. Boğulma hastalarında kardiyak arrest çoğunlukla hipoksik kökenli olduğundan erken ventilasyon desteği kritik öneme sahiptir.
Uzamış resüsitasyon süresi de kötü prognoz göstergelerinden biridir. Özellikle 25 dakikadan uzun süren kardiyopulmoner resüsitasyon uygulamaları, düşük sağkalım oranları ve ciddi nörolojik sekeller ile ilişkilidir. Ancak hipotermik hastalarda uzun süreli resüsitasyon sonrası iyi nörolojik sonuçlar bildirilebildiği için hipotermi varlığında bireysel değerlendirme önemlidir.
Nörolojik durum prognoz açısından önemli belirteçlerden biridir. Düşük Glasgow Koma Skalası, özellikle GKS <5 olması, ağır hipoksik beyin hasarını düşündürür ve kötü prognoz ile ilişkilidir. Acil serviste persistan apne, bilinç kaybı ve kardiyopulmoner resüsitasyon gereksinimi olan hastalarda mortalite oranı daha yüksektir.
Arteriyel kan gazı bulguları da prognoz açısından önem taşımaktadır. Özellikle arteriyel pH değerinin 7.1’in altında olması ciddi metabolik ve respiratuvar asidozu gösterir ve kötü klinik sonuçlarla ilişkilidir. Yüksek laktat düzeyleri de uzamış hipoksi ve doku perfüzyon bozukluğunu gösterebilir.
Yaş prognozu etkileyen diğer faktörlerden biridir. Bazı çalışmalarda çocuk hastaların, özellikle hızlı gelişen hipoterminin nöroprotektif etkileri nedeniyle erişkinlere göre daha iyi nörolojik sonuçlara sahip olabileceği bildirilmiştir. Ancak prognoz yalnızca yaş ile değil; hipoksi süresi, müdahale zamanı ve eşlik eden travmalar ile birlikte değerlendirilmelidir.
Hipotermi prognoz üzerinde çift yönlü etkiye sahiptir. Hafif-orta hipotermi metabolik hızı azaltarak nöroprotektif etki sağlayabilirken, ağır hipotermi ciddi aritmilere ve dolaşım bozukluğuna yol açabilir. Özellikle soğuk su boğulmalarında uzun süreli resüsitasyon sonrası tam nörolojik iyileşme bildirilen olgular bulunmaktadır.
Boğulma sonrası ilk saatlerde klinik durumu stabil olan hastalarda prognoz genellikle iyidir. Ancak başlangıçta hafif semptomlu görünen bazı hastalarda gecikmiş pulmoner ödem veya ARDS gelişebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle semptomatik hastaların yakın gözlem altında tutulması önerilmektedir.
2025 güncel yaklaşımına göre prognozu belirleyen en önemli faktörler:
- Su altında kalma süresi,
- Erken ventilasyonun sağlanması,
- Etkili CPR süresi,
- Nörolojik durum,
- Hipoksinin derecesi,
- Hipotermi varlığı
Olarak kabul edilmektedir. Erken kurtarma, hızlı oksijenizasyon ve uygun yoğun bakım desteği sağkalımı ve nörolojik sonuçları belirgin şekilde iyileştirebilmektedir.
Koruma
Suda boğulma, güncel halk sağlığı verilerine göre büyük oranda önlenebilir bir ölüm nedenidir. Özellikle çocuklar ve genç erişkinlerde uygun güvenlik önlemlerinin alınması, toplum eğitimi ve erken farkındalık mortaliteyi belirgin şekilde azaltabilmektedir. Modern kılavuzlar, boğulmanın yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir korunma yaklaşımı ile ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.
Boğulmayı önlemede en etkili yöntemlerden biri yüzme alanlarının fiziksel güvenliğinin sağlanmasıdır. Özellikle yüzme havuzlarının dört taraflı güvenli çit sistemleri ve kilitli kapılar ile çevrilmesi, küçük çocukların kontrolsüz şekilde havuza erişimini engelleyerek boğulma riskini belirgin azaltmaktadır. Çalışmalar, uygun havuz güvenlik sistemlerinin özellikle 4 yaş altı çocuklarda boğulma riskini ciddi oranda azalttığını göstermektedir.
Çocukların su çevresinde sürekli yetişkin gözetiminde bulunması korunmanın temel basamaklarından biridir. Boğulma olayları çoğu zaman sessiz ve hızlı geliştiğinden birkaç dakikalık gözetim eksikliği bile ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle çocuklar:
- Havuz,
- Küvet,
- Deniz,
- Göl,
- Sulama kanalı,
- Su dolu kaplar
Yakınında hiçbir zaman yalnız bırakılmamalıdır.
Bebeklerde boğulmalar sıklıkla küvet ve banyo kovalarında meydana geldiğinden ebeveynlerin özellikle ev içi su kaynakları konusunda bilinçlendirilmesi önemlidir.
Yüzme eğitimi boğulmayı önlemede etkili koruyucu yöntemlerden biridir. Özellikle çocukların erken yaşta güvenli yüzme eğitimi alması önerilmektedir. Ancak yüzme bilmek tek başına yeterli değildir; güçlü akıntılar, soğuk su, yorgunluk ve panik gibi faktörler deneyimli yüzücülerde dahi boğulmaya yol açabilmektedir.
Yalnız yüzmek önemli risk faktörlerinden biridir. Su aktivitelerinin bir partner eşliğinde yapılması, acil bir durumda erken müdahale şansını artırmaktadır. Özellikle açık sularda tek başına yüzülmemesi önerilmektedir.
Kişisel yüzdürme cihazlarının uygun kullanımı mortaliteyi azaltan önemli önlemlerden biridir. Özellikle:
- Çocuklarda,
- Yüzme bilmeyen bireylerde,
- Tekne aktivitelerinde,
- Su sporlarında
Uygun can yeleği kullanımı önerilmektedir.
Alkol ve madde kullanımı erişkin boğulmalarında önemli risk faktörlerindendir. Alkol:
- Karar verme yetisini bozar,
- Koordinasyonu azaltır,
- Reaksiyon süresini uzatır,
- Hipotermi riskini artırır
Ve boğulma riskini belirgin yükseltir. Bu nedenle yüzme, dalış ve tekne aktiviteleri sırasında alkol ve yasadışı madde kullanımından kaçınılmalıdır.
Özellikle epilepsi, kardiyak aritmi veya nörolojik hastalığı bulunan bireylerin su aktiviteleri sırasında yakın gözlem altında olmaları önerilmektedir. Epilepsi hastalarında boğulma riski normal popülasyona göre belirgin yüksektir.
Toplum eğitimi ve temel yaşam desteği eğitimi de korunmada önemli yer tutmaktadır. Erken farkındalık, erken kurtarma ve erken ventilasyon desteği boğulma sonrası sağkalımı artırmaktadır. Bu nedenle toplumun CPR ve temel yaşam desteği konusunda bilinçlendirilmesi önerilmektedir.
2025 güncel yaklaşımına göre boğulmayı önlemede temel stratejiler şunlardır:
- Yüzme eğitimi,
- Sürekli yetişkin gözetimi,
- Güvenli havuz bariyerleri,
- Can yeleği kullanımı,
- Alkol ve madde kullanımından kaçınma,
- Yalnız yüzmeme,
- Toplum eğitimi,
- Erken temel yaşam desteği eğitimi
Olarak kabul edilmektedir.
Podcast
Kaynaklar
- European Resuscitation Council European Resuscitation Council Guidelines 2025 – Special Circumstances: Drowning. Resuscitation. 2025.
- American Heart Association 2025 AHA Guidelines for CPR and Emergency Cardiovascular Care (ECC).
- American Heart Association & American Academy of Pediatrics Dezfulian C, McCallin TE, Bierens J ve ark. 2024 American Heart Association and American Academy of Pediatrics Focused Update on Special Circumstances: Resuscitation Following Drowning: An Update to the American Heart Association Guidelines for Cardiopulmonary Resuscitation and Emergency Cardiovascular Care. Circulation. 2024;150(23):e501-e516.
- International Liaison Committee on Resuscitation Consensus on Science with Treatment Recommendations (CoSTR) – Drowning Resuscitation Reviews.
- UpToDate. Drowning (submersion injuries). UpToDate; erişim tarihi: 2026.
- World Health Organization Global Report on Drowning: Preventing a Leading Killer.
- StatPearls Publishing. Drowning. StatPearls. Güncelleme yılı: 2024.
- Tintinalli’s Emergency Medicine Drowning and Submersion Injury bölümü.
- Rosen’s Emergency Medicine Near Drowning and Acute Respiratory Failure bölümü.
- Irwin and Rippe’s Intensive Care Medicine Acute Respiratory Distress Syndrome ve mekanik ventilasyon bölümleri.
- Nelson Textbook of Pediatrics Pediatric Drowning and Hypoxic Injury bölümü.
- Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası. Türkiye’de Suda Boğulma Olayları ve Önleme Yaklaşımları. Kurumsal Rapor, Ankara.
- Türkiye’de suda boğulma olgularının epidemiyolojik değerlendirilmesi. DergiPark üzerinden yayımlanan epidemiyolojik araştırmalar ve ulusal veri analizleri.










