Bu İçerik Sadece Aboneler İçindir
İnsan vücudunda en sık çıkık gözlenen eklem glenohumeral eklemdir. Bu çıkıkların %96’sı travma sonucu gelişirken, %4’ü atravmatik olabilir. Omuz çıkıklarının yaklaşık %95’i anterior çıkık şeklindedir.
Genellikle kol açık pozisyondayken el üzerine düşme sırasında kolun zorla abdüksiyon, ekstansiyon ve dış rotasyona gelmesi sonucu humerus başı anterior kapsül ve labrumu zorlayarak glenoidden çıkar. Daha nadir olarak, omuza arkadan gelen kuvvet de öne çıkığa yol açabilir.

Omuz çıkıkları, yaşlılarda daha çok ev ortamında, gençlerde ise spor salonları veya topluma açık alanlarda meydana gelir. Çıkıklar tekrarlayabilir. Özellikle genç sporcularda ilk çıkığın ardından tekrarlama insidansı %90’a kadar yükselebilir. Bu oran; hastanın ilk çıkık anındaki yaşı, eşlik eden kemik ve yumuşak doku yaralanmaları, uygulanan tedavi protokolü ve hastanın sportif aktivite düzeyi ile ilişkilidir.
Omuz çıkıkları en sık hentbol, voleybol, yüzme ve güreş gibi sporlarla uğraşan kişilerde görülmektedir.
Anatomi

Glenohumeral eklem humerus başı ile skapulanın glenoid fossası arasında yer alır. Humerus başı glenoide göre büyük olduğu için eklem çok hareketli fakat stabilitesi zayıftır. Stabiliteyi sağlayan yapılar arasında labrum glenoidale, eklem kapsülü, glenohumeral ligamentler ve rotator kılıf kasları bulunur. Özellikle inferior glenohumeral ligament kompleksi anterior çıkıkta en çok yaralanan yapıdır.

Anterior omuz çıkığında humerus başı, glenoidin ön-inferior kenarından öne doğru çıkar. Bu sırada en sık görülen ek lezyonlar anterior-inferior labrum yırtığı (Bankart lezyonu) ve humerus başının posterolateralinde oluşan defekt (Hill-Sachs lezyonu)dur. Komşu yapılardan en sık aksiller sinir etkilenir, yaşlılarda ise aksiller arter yaralanma riski vardır.

Klinik
Sık görülen çıkık omuz semptomları arasında belirgin omuz ve kol ağrısı, omuz zayıflığı, kol uyuşması ve sınırlı hareket açıklığı bulunur. Omuz öne çıkıklarında yoğun ağrı ve hareketsizlik olur. Humerus başı omuz anteriorunda şişlik olarak gözle görülebilir, palpe edilebilir. Omuzun normal görüntüsü kaybolmuş, omuz oval hattını yitirmiştir. Omuz yuvarlak konturundan yoksundur karemsi bir görünüm almıştır. Akromiyon lateral kenarı belirgindir. Omuzu çıkmış hasta kolunu hafif dış rotasyonda ve diğer eliyle dirsekten destekleyerek hafif abduksiyonda tutarak taşır. Hasta abdüksiyon ve internal rotasyona direnç gösterir.

Omuz çıkıklarında, kemik patolojilerinin yanında sinir yaralanmaları da ekarte edilmelidir. Bu açıdan nörolojik muayene önemlidir. En sık nörolojik sorun, aksiler (sirkumfleks) sinir palsisidir ve proksimal humerusun lateral bölgesinde duyu kusuru olup olmadığı iğne batırma (pin prick) testi ile araştırılmalıdır. Omuz çıkıklarında posterior kordun radial dalı da etkilenebileceğinden, el bileği aktif dorsifleksiyon hareketi kontrol edilerek radyal sinir muayenesi yapılmalıdır. Dolaşım açısından aksiler arter nabız kontrolü yapılmalıdır.

Video
Tanı
Tanı genellikle hastanın omuzunun çıkmış halinin görülmesi, palpe edilmesi ve hastanın nasıl çıktığını anlatmasıyla konur. Direkt anteroposterior (AP) grafi ile tanı kesinleşir ve kemiklere ilişkin bir patoloji olup olmadığı da aynı grafi ile anlaşılabilir. Bazen dislokasyon esnasında humerus başının posterior yüzü ile glenoidin anterior yüzünün çarpışması sonucu, humerus başının posterior yüzünde çökme kırığı (Hill-Sachs defekti) meydana gelebilmektedir. Omuzun öne çıkıklarında tuberositi major kırıklarına da rastlanabilmektedir. Klinik muayenede omuz çıkığından şüphelenilen fakat ön-arka grafi ile doğrulatamadığımız olgularda ikinci bir grafi olarak skapula Y, aksiyel lateral, apikal oblik ya da transtorasik grafiler yardımcı olabilir.



- Ön Arka Omuz AP Grafi: 45 derece lateralden omuz arkasına konulan film ve filme dik gelen ışın ile çekilir.
- Aksiller Direkt Grafi: Kaset omuzun superiorunda, ışın abdüksiyondaki kol ile toraks arasından gelir.
- Skapula Lateral (Y) Grafi: Kaset omuzun lateraline, ışın skapula yüzeyine paralel arkadan gelir.
Tedavi ve Redüksiyon
Omuz çıkığı acil olarak redükte edilmesi gereken bir durumdur. Dikkat edilmesi gereken önemli noktalar:
- Hastalar tedavi konusunda bilgilendirilmeli ve onam formu imzalanmalıdır.
- Aşırı güç uygulayarak kırığa yol açmaktan kaçınılmalıdır.
- Sinir zedelenmesine neden olmamaya dikkat edilmelidir.
- Hastanın telkin veya ilaç yoluyla sakinleştirilmesi (sedo-analjezi) redüksiyonun ilk aşamasıdır.
- Redüksiyon sonrası yeterliliği değerlendirmek için kontrol grafileri çekilmelidir.
Eksternal Dış Rotasyon Tekniği
Bu metod kolay öğrenilir, uygulama için bir kişi yeterlidir ve komplikasyon riski düşüktür. Supin pozisyondaki hastanın kolu 90 derece fleksiyonda iken bir el ile hastanın el bileği diğer el ile kolu tutulur ve yavaşça eksternal rotasyona getirilir. Çoğunlukla sedasyon gerektirmez; ağrı olursa spazm geçinceye kadar beklenmelidir.

Skapular Manipulasyon
Hızlı, kolay ve hasta tarafından iyi tolere edilir. Başarı oranı %80-100 arasındadır ve premedikasyon genellikle gereksizdir. Scapula rotasyonuna izin verip humeral başın glenoid içine girmesine olanak sağlar.

Karşı Traksiyon Yöntemi
Ters tarafın skapula gövdesi hizasından gövde etrafından dolandırılmış bir çarşaf çekilirken, disloke olmuş kola sürekli ve sabit traksiyon uygulanır. Yorulan kaslar ve azalan spazm sonrası nazik bir manipülasyonla redüksiyon sağlanır.

Koher Yöntemi
Traksiyon ile eş zamanlı dış rotasyon yapılır. İşlem yavaşça devam ettirilir ve redüksiyon için iki dakika beklenir. Redüksiyon olmazsa dirsek göğüs üzerine konur ve el karşı omuz üzerine iç rotasyon verilerek getirilir.

Stimson Yöntemi
Hasta yüz üstü yatırılır ve etkilenmiş kol masadan aşağı sarkıtır. Kola yaklaşık 4 kg ağırlık bağlanarak traksiyon sağlanır. 5–6 dakika içinde redüksiyon beklenir; gerçekleşmezse skapula manipülasyonu ile desteklenir.

Milch Yöntemi
Omuz eklemine yavaşça abduksiyon uygulanır ve kola dış rotasyon verilir. Redüksiyon sağlanmazsa humerus başına parmakla bastırılarak glenoid üzerinden atlaması sağlanır.

Hipokrat Yöntemi
Bilinen en eski metottur. Kola traksiyon uygularken koltuk altına konan topuk ile gövde karşı yönde itilir ve kol adduksiyona getirilir.

İnstabilite Tedavisi
Redüksiyon sonrası omuz bandajla sabitlenmelidir. Hastalar 3 hafta süreyle yüksek riskli aktivitelerden kaçınmalıdır. Omuz kapsülünde normal kollojen paterninin oluşması için 3 aylık süre gereklidir.
Taburculuk
- Taburculuk öncesi mutlaka kontrol filmi çekilmeli.
- Taburculuk öncesi nörovasküler muayene tekrarlanmalı ve kayıt altına alınmalı.
- Uygun analjezi sağlanmalı.
- Kol addüksiyon ve internal rotasyonda sabitlenmeli (1-3 hafta).
- Ortopedi poliklinik kontrolü önerilmelidir.
Örnek Grafiler
57 yaş düşme sonrasında bilateral omuz dislokasyonu.


Kaynaklar
- www.dergi.totbid.org.tr/totbid/dergi/pdf2013_4_6.pdf
- https://link.springer.com/article/10.1007/s10195-008-0040
- www.aott.org.tr/files/journals/1/articles/2759/public/2759-3460-1-PB.pdf










